Mektuplar

Mektup GÖnder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. Yusuf left a comment on 13 Ocak 2014 at 16:12

    onur yolda ah muhsin’i görse selam bile vermez geçer giderdi. ben yolda ah muhsin’i görsem ellerine yapışır, ellerini öptükten sonra alnıma yapıştırırdım. ya o eller öpülür ya da öpülür.

  2. Avare Karınca left a comment on 13 Ocak 2014 at 16:17

    Siz kaç kişisiniz?

  3. Tuba left a comment on 13 Ocak 2014 at 17:43

    Kimden bahsetsem biraz sen dolu gözü
    Kime baksam şiirinden bir dize
    Neden bu denli bensin ah Muhsin ünlü ?

  4. Tuba K. left a comment on 13 Ocak 2014 at 17:58

    Buralar hep şiir, buralar hep sen ah muhsin ünlü! Keşke karşına çıkabilsem, görebilsem gece okuyup ‘ah’ dedirten şiirlerin sahibini. Hem bizdensin hem de farklı. Celia’nın Ernesto’ yla övündüğü gibi övünüyorum ben de seninle, var diyorum. Benim ülkemde de çoğu şeyi başarabilen biri var. ‘O’ çok süper bi insandı ama sende süper bi insansın abi. Sende güzel bi insansın, aynalara bakmamandan kaynaklı belki..

  5. Ali left a comment on 16 Ocak 2014 at 22:13

    Ulan birçok yüzyıl içinde senin gibi bir adamla aynı yüzyıla aynı çeyrek asıra aynı yıllara denk gelmek çok büyük onur yaz sen hep yaz biz okuyup kendimizden parçalar ekleyelim !

  6. Mehmet Akif YILDIRIM left a comment on 17 Ocak 2014 at 13:15

    Muhyiddin’in hırkasını beraber giyelim şeyhim…

  7. Mustafa left a comment on 18 Ocak 2014 at 13:43

    Yönetmenim mi desem? Şairim mi? Soruya bak.. Doğayı açıklar gibi açıklamış kelimeleri, sevdiklerini, sevdiğini. Size Onur desem Muhsin üzülür mü?

  8. Melike left a comment on 19 Ocak 2014 at 23:34

    Çay var gel,içelim.Seni okurum,düşünürüm tekrar okurum.Arada rejim yapıyorum şiir kalıplarına girmek için…Ah Muhsin seviyoruz seni

  9. Vremya left a comment on 19 Ocak 2014 at 23:48

    acıktık abi,sen şiir yaz ben çayı demleyeyim sonra sen çay iç ben şiir okuyayım.

  10. Burak Rabit left a comment on 24 Ocak 2014 at 23:57

    Selamın aleyküm mübarek :)
    Her neyse abi sana bi şey aksedicem.
    Bi kız var. Evet cinsiyeti kız olanından…
    Ben onu çok seviyorum lakin 3 senelik ilişkim ışığında, ben askerken beni unuttuğunu söyleyip enkazımı kazan oldu. Şimdi ona sözlerimle bir çarpmak istiyorum ama senin kadar yaratıcı değilim vesselam. Bize bir yol gösterici ilaçlarından bir kutu verebilir misin?
    Saygılar Güzin Ablam.

  11. eylül left a comment on 25 Ocak 2014 at 12:00

    ah!

  12. Şuayip Teymur left a comment on 26 Ocak 2014 at 18:16

    Bi’ çay.Bırak onu beklemeyi, o gelmez.Ben geliyim beraber sövelim. Olmaz mı?

  13. Güzide K. left a comment on 26 Ocak 2014 at 22:46

    Bir ara çok sık yazmıştım buraya. Sonra, sonra yazmadım. Kararlarım değişti, bazı insanlar değişti. Ama size, şiirlerinize sevgim değişmedi. Peki yalan söylüyorum. Değişti, katlanarak arttı. Ve şiire ilgim arttı.( Resmi yazamıyorum. Çünkü sürekli kalbimde, aklımdasın abi. Abi diye hitap debilir miyim? Evet cevabı aldığımı varsayıyor, böyle devam ediyorum.) Beni tanımıyor olabilirsin. Ama ben seni tanıdığım güne şükrediyorum. Bilmiyor olabilirsin, hatta bilmiyorsun ki ama benim üzerimde çok hakkın var abi. Helal et. Belki anlamsız gelecek ama arkadaşlarima sende çok bahsettim. Hakkını helal et. Ve bir de sana karşı çok tatlı duygular ve masum sayılabilir hayaller besliyorum abi. Helal et. Daha doğrusu helal eder misin sevgili abim, Ah Muhsin Ünlü? Saygılarım, çok tatlı duygularım ve bunu yazarken bile hissettiğim heyecan duygumla birlikte iyi geceler diliyorum.

  14. Musa İbrahim Tarımcı left a comment on 28 Ocak 2014 at 17:55

    Ah Muhsin Ünlü…
    Hadi koyda bir çay içelim , Doğu Türkistan , Gazze , Suriye , Mısır ve daha nicelerinden bahsedelim.

  15. Dinçer Ateş (Siya Evînê) left a comment on 29 Ocak 2014 at 17:48

    Saat gece yarısı olduğu zaman bizim gibi iyi insanların eve gitme vakti gelmiş demektir.

  16. k.b. left a comment on 02 Şubat 2014 at 23:26

    “Sen gülüyorsun ve beni daha geniş bir salona alıyorlar” demisti bir keresinde bir adam. Çok sevmiştim-sevinmiştim. Aradan yıllar geçti. Ben anladım. Sen harika bi adamsın ahh Muhsin ahh oda öyle… ve oda öyküler yazdı öyk dedi. Biraz Kuşlar Azıcık Allah.. onu bul üstad.

  17. S. left a comment on 04 Şubat 2014 at 02:26

    yüreğimin pınarları içime kaçmış gibi yüreğim ağlıyor.
    bana bunu ne yapıyorsa Allah onunda belasını versin devletin bekasının da tamam Muhsin tamam malboranın da.

  18. Afili filinta tanımayan nesle aşina değiliz left a comment on 07 Şubat 2014 at 17:08

    ”Bi tanısam hayatım değişecek ya!” dedigim tek insansın. Caylar benden sohbet senden Onur Abi

  19. BiMilenaDegil left a comment on 17 Şubat 2014 at 13:20

    Allah’la benim arama girme Muhsin çünkü bilmiyorsun
    münasebetimizi.
    Musibetini gönderdi sevgisinden önce.
    O yüzden sen bu işe karışma ,bu bizim aramızda.
    Bir gece oldu,soluk güllerin uyluğunda
    Güvercinler
    Yumruk yumruğa sevişenler
    Alıp düşen ekmeği yerden öpüp de
    başına koyanlar
    Hepsi bir oldular.

  20. Vah left a comment on 26 Şubat 2014 at 05:47

    Bahsnsndjsndm hllös

  21. göz left a comment on 01 Mart 2014 at 05:08

    Güzel insan, bulunduğumuz kuyudan çıkmamıza vesile oluyorsun ayni zamanda da muthis batiriyorsun diplerin en dibine ama olsun var oluşun bile mutlu etmeye yetiyor. *Çaylarımız buharlı, yazmayı bırakma..

  22. Hatice Kalaycı left a comment on 08 Mart 2014 at 15:34

    Selamlar,

    Size iletmem gereken bir mektup var, yalnız EflatunFilm de dahil hiçbir yerden size ulaşabileceğim ne bir e posta ne de iletişim adresi bulamıyorum.. E posta adresimden bir iletişim bilgisi yönlendirebilirsiniz minnettar olurum.

    Sağlıcakla kalın.

  23. Mustafa left a comment on 09 Mart 2014 at 01:01

    içimdekileri seslendiriyorsun. “ben de aynılarını seslendirebileyim.” diyorum. seslendiremiyorum.

  24. sedef left a comment on 18 Mart 2014 at 00:03

    keşke bir kez görebilsem sizi. Bir Foucault’yu bir Oğuz Atay’ı bir de Ah Muhsin’i görmek isterdim.
    Keşke şu germanistik öğrencisi halimle bir kez görebilsem sizi..

  25. sedef açıkgöz left a comment on 18 Mart 2014 at 00:06

    ben şimdi her gece dilbilim dersinden sonra buraya Ah Muhsini görmek istediğimi yazsam, dilbilim aşkına bir gün gerçek olur mu ki ??

  26. Fırat Çağlar Arsoy left a comment on 18 Mart 2014 at 14:20

    Öncelikle size ne şekilde hitap edebileceğimi kestiremedim.Abi desem ayrı üstad desem ayrı.Umarım mesajımı bireysel olarak okursunuz.Ben 19 yaşındayım ve 3-4 yıldır da şiirler yazıyorum ve profesyonel birinin görüşünü almak istiyorum bildiğiniz üzere yaşayan başarılı şair sayısı gerçekten az samimiyetinize inanarak size ulaşmak istedim şimdiden teşekkür ederim.

  27. gözde left a comment on 28 Mart 2014 at 11:12

    tanışalı çok uzun zaman olmadı fakat kısa sürede ne kadar sevilebilirse bi insan o kadar sevdim seni. gidiyorum bu’yu edindim, şiirlerini takip ediyorum. şiiri de çok seviyorum seni de, yine yaz

  28. şiirli bişeyler left a comment on 29 Mart 2014 at 21:22

    Ah Muhsin Unlu! Oyle guzel yaziyorsun ki, oyle bir yere dokunuyorsun, oyle ice isliyorsun ki! İyi ki varsin be. Sen hep yaz. Cunku kalmadi senin gibi yazanlar. Bin tesekkur dizelerin icin..

  29. Konya Öğrenci Kolektifleri left a comment on 08 Nisan 2014 at 22:07

    Selam olsun.
    Hiç unutulmasın diye: Ali İsmail Korkmaz belgeseli’nin Konya’da gösterimini gerçekleştirmeye çalışacağız. Sizin gibi sanatçıların desteğine Konya gibi bir şehirde ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu tahmin edebiliyorsunuzdur. Bizimle beraber olmanızı, bir söyleşi gerçekleştirmenizi gönülden istiyoruz.

    Belgesel fragmanı: http://capul.tv/hic-unutulmasin-diye-ali-ismail-korkmaz-belgeseli-fragman/
    Film gösterimini 5 Mayıs diye planladık.

  30. Onur Gökdal left a comment on 09 Nisan 2014 at 16:01

    Ben sana kitabımı hediye etmek istiyorum Onur abi.. İşim sadece bu.. Senden herhangibir çıkarım yok.. Ama İstanbul’a geldiğimde bir sıcak çayla sohbet güzel olur..

  31. Umut Şahbaz left a comment on 11 Nisan 2014 at 12:17

    Ahmet Ümit’in ” Beyoğlunun En Güzel Abisi ” isimli kitabı var ya usta.. Sende benim için ” Şiirlerin en güzel abisisin.. ” Kısmetse çayını bir bardakta benimle paylaşmanı çok isterim.

  32. Efhatun left a comment on 17 Nisan 2014 at 14:35

    Mmmm benim söylemek istediğim çok şey var ya. Ona da. Şuna, buna da… Sana da var. Diyeceğim; sen nasıl bir adamsın? Da, kelimelerden büyü yapıyorsun, terletiyorsun insanı. Çok güzelsin, sen ne kadar yazarsan o kadar okurum güzel adam.
    İsterim ki mahzenimi ziyaret et.
    http://www.efhatun.com
    Sevgiler.

  33. bildiğin yobaz left a comment on 17 Nisan 2014 at 14:41

    kaçak çay demledim abi.içermisin?
    ha bir de adamın dibisin.

  34. Benim adım Kübra left a comment on 21 Nisan 2014 at 09:22

    aynen şöyle ;

  35. Bir aşığın kaleminden left a comment on 03 Mayıs 2014 at 02:27

    Muhsin ünlü ye çekmiştir bizim acılarımız; Hatırlandıkça yürekleri deler….

  36. SENTO left a comment on 03 Mayıs 2014 at 21:33

    Bak Muhsin böyle olmaz.

    “Sonra sen kendi yolunu çizdin. Benim ilkokulda resmim zayıftı, pek bir şey çizemedim. Bir işe girdim. Beşiktaş’ta bir eve taşındım ve sigarayı bıraktım. Bulaşık makinem var, alttan iki dersim var, bir kitap projem var ve sen yoksun.”

  37. nilgün left a comment on 04 Mayıs 2014 at 13:10

    umursamıyorsun değil mi? yazılanlara baktığın bile yok..
    ama okursan diye yazıyorum varlık sebebine şükürler olsun..

  38. Merve T. left a comment on 11 Mayıs 2014 at 22:24

    Ya bu eller öpülür yada biz ölürüz. Gitmen bizi dile indirger. Ha birde erikle de iyi gidiyorsun Ah Muhsin abi.

  39. kamil left a comment on 05 Haziran 2014 at 12:48

    Kafan güzel hacı abi sar sarmala sakla cidden lazımsın bu millete. Selametle.

  40. Mete left a comment on 23 Haziran 2014 at 08:18

    Kalabalık bir* Ah Muhsin Ünlü!

  41. sisyphus left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:08

    Kime ateş edicez?

  42. Deniz TOKGÖZ left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:11

    Pek Saygıdeğer Yazar;

    Ben aslında bunu Oğuz abiye yazmak istemiştim ama biliyorsun durumları. olur da gün gelir sen de gidersin falan yazayım dedim.
    Arada yaptığın imgeleri biraz açsan diyorum ( imge nasıl açılırsa gerçi neyse) zira şakalar çok senin çevrende dönüyor; dönüp yörüngeye yapışıyor yani uyduya ulaşmıyor. Okursan haber et bir de, bakarsın sevinirim. Esen kal.

  43. burak left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:12

    sizi çok geç tanımanın pişmaniyeti içerisindeyim yinede mutluyum ama .sizi bi arkadaşım anlattı bana afili filintalar ile tanıştım sohbet behzat ç dizisini çok sevdiğimi anlatmamla başladı .sonra leyle ile mecnun öyle sohbet uzadıkça uzadı .o arkadaşım sizi çok seviyor ve bi online derginin edebiyat bölümünde yazıyor onun için yazılarına bi göz atıverirseniz bende o arkadaşıma seni ah muhsin ünlüye tanıttım diye teşekkür edebileyim .teşekkürümün sebebi belli sizi keşfetmemi sağladı :::site burada http://www.gokyuzudergisi.tk/ ah muhsin ünlü okursun umarım :::…::::

  44. Mert Engin left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:16

    Ah Muhsin ağabey Ah !
    Sen cidden bizim için önemli bir insansın. Yazdıkların şeyleri okurken moddan , modda sokabiliyorsun insanı. Hep var ol ağabey !

    Dipnot : Yazdıklarını Almancaya çevirmek için sana seve seve yardımcı olmak isterim abi , çaylar benden ?

  45. burak left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:20

    alışmak kötü bişe ya beni terketmeden alışırsam sana yada alışırsam birbirimizi delicesine severken yalnızlığa
    BAZEN ŞİİR OLMAK İSTERSİN

  46. burak left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:22

    muhsin beye yapılır mı bu be

  47. Hilal left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:26

    Kafanızın içinde koşuşturan atın cinsinden bihaber okuyorum sizi. Gerçi bilsem kaç yazar? Kendi hissiyatıma göre değişmiyor mu o atın asi faniliği? İsminizi söyleyip “Ah” diye başlarken bile beynimdeki iyi niyetli urlar dahil bu iki harflik ifadenin hatırlattığı anılara karışarak gözbebeğimin karanlığında tetikleniyor. Garip ama komik değil. Kapağını Galata Kulesi’nin süslediği ama onun kadar gerçek olmayan ve fütursuzca saçmaladığım bir dünyam var. Uzun cümleler kuruyorsam bu yazma isteğimin gözü aç bir matbaacıdan farkı olmayacağı için bir zahmet kusuruma bakın lütfen. Çünkü dünyama, kaleminin dokunduklarını dahil ettiğim birinden bunu beklerim. Kim bilir bu derdini anlatamayan âma nevaleyi bir nebze olsun anlarsınız. Özür dilemem, ama gözünüze değerse şayet yazdıklarım teşekkür ederim. Ve benim bakış açımdan, mısralarınızın arasında yorga yürüyüşünden vazgeçmeyen Gülsarı için de… Selametle…

  48. Selin left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:33

    1 Ocak Onur duyardı o güne yakışan en güzel adam olduğunu bilseydi. :))

  49. mahmut çayhan left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:34

    bi ay önce sana yazdığım birşey vardı onu okumanı isterdim ama okudunmu okumadın mı bilmiyorum ama burdan yine göndereceğim okumanı istiyorum öyle az da olsa zamanını ben de yemek istiyorum :)


    Şimdi biri kalkıpta ne diye mesaj attın derse küfür dolusu şiir yazarım o kişiye.. (üzerine alınma sakın) neden sana yazıyorum onuda bilmiyorum belkide ortak bi yanımız olduğu içindir nasıl ki senin filmlerin tutulmuyor aynı benim yaptığım hiç bir işte tutulmuyor. yada ilerki hayatımın senin hayatına benzeyeceğini bildiğim için sana yazıyorum yada bendede şiir yazma yeteneği olduğunu bildiğim için sana yazdım neyse bu ne senin umrunda nede bir başkasının umrunda nede benim umrumda.. bazen intiharlar tasarlıyorum kafamda ama kendim için değil belki bir gün biri başarısız bir intiharı gerçekleştirirse o kişiye yardımcı olmak için. bazı kişiler piskolojimin bozuk olduğunu söylediler. bi gün inkar ettim böyle bişeyin olmadığını sonra düşündüm inkar ettiysem olabilme ihtimali var gibime geldi.. sonra şiir yazmayi istedim yazmaya çalıştım oldumu olmadımı bilmiyorum. bi kısım iyi yazmışsın dedi ( şiirden anlamıyan insanlar) yanlız bi kaç kişi bazı şiir ve sözlere şu yazdığın olmuş şu yazdığın olmamış dedi ama genellikle yazdıklarıma olmamış dediler (o kişilerde seni emrah serbes’i vb. kişileri okuyan kişiler oldukları için onları daha çok dikkate aldım) pek nadir yazmaya çalışıyorum ama bilemiyorum ne yapacağımı. aslında senin öğrencin olmak isterdim okula giden yolun sana çıkmasını isterdim belki daha iyi bişeyler yazmayı becerebilirdim. (ama daha mutlu olurdum orası kesin). ben şiirin ve şiir yazmanın güzelliğini değerini ne demek olduğunu bana başka birini seviyorum dediğinde anladım. şartlar beni şiirin dibine sürükledi sonra size sürükledi. artık kadermi başka birşey mi allah bilir. ”Bu arada birşey itiraf etmeliyim ben sizi tanımadan sevmeye başladım leyla ile mecnunu ilk bölümlerinden itibaren izlemeye başladım ve kaçırmamaya gayret ettim leyla ile mecnunu izlerken sizi tanımıyodum ama çok seviyodum diziyi ve emeği geçenleri (sizi) sonra bi arkadaş sayesinde sizi tanıdım ve daha fazla ilgimi çekmeye başladınız) ne anlatıyorum ben konu nerelere gitti bilmiyorum ama o kadar yazmışım göndermezsem bu mesajı sana pişmanlık yaşarım okurmusun okumazmısın o kadarda umrumda değil açıkçası ben olsam okumam gerek duymam ne yazmışsa yazmış deyip geçerim.. neyse bugün bana başka bişey oldu içimde başka bi acı var neyse yine uzayacak bu konu sona geleyim ben.. aslında sana mesaj atmam bi tür dertleşmek diyebiliriz bu gece en cok seni kendime yakın hissettim hepsi bu.. bu gece biraz sen oldum biraz şiir oldum biraz saçmaladım.. bak ne diyecem sana yıllardır sevdiğim ve yıllardır reddedildiğim kız uyu artık dedi bana saatlerce yada günlerce uyumaya gidiyorum.. çünkü o istedi. günlerce uyumak biraz abartı oldu ama abartıyı sevmeye başlarken öğrendim ben.. bilirsin çünkü muhakkak sende abartılacak şekilde birini sevdin ve şimdi bana beddua edeceksin hatırlattığım için ama olsun unutmak yakışmaz bize.. allaha emanet bir gün beraber çay içme umuduyla görüşmek üzere..

  50. cem Göktaş left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:36

    Peki neden Ah?
    Bu saçma oldu;olsun saçma olması samimi olduğuna işaret. Bu çok mu önemli;değil
    Uyucam ben bu saatte herkes uyur.
    Sen çırak ben ustayım
    Yanar ah yanar sen ustayın
    Ne kalmış 20.yuzyıldan?
    Biz çırak,biz ustayız
    [US →akıl]
    Parantez içi bütün entellektuelligini bozdu işte.
    Çay yapcam senden hoşlaşmam zaten ;bu iyi yazdığın gerçeğini değiştirmez.

  51. özlem left a comment on 26 Haziran 2014 at 02:51

    Benim kafamda kendime anlatamadığım cümleleri siz nası yazıyor oluyosunuz,bakın bunu da tam olarak anlatamadım neyse ah muhsin tekrar şiire don demiyorum şiirlerini çözümlemek çok zamanımı alıyor -iyi anlamda-,yaşlanınca bile aklımda bi kaç dizen kalcak emin ol, ama onur ünlüden bi şey rica etcem daha fazla film daha fazl dizi gormek istiyoruz televizyonu açıp açıp bakın bu onur unlu size şiirlerini okuduğum adam demek istiyoruz ve boyle olunca çok gururlanıyoruz .Kendinize çok iyi bakın şimdi gidip bi çay demliycem sizin bunu okumanız şerefine .Selam ve dostlukla!

  52. Ebru left a comment on 26 Haziran 2014 at 12:14

    OT’da seni de görsek be ağbi?

  53. tuba küçük left a comment on 26 Haziran 2014 at 12:23

    hayatımda bu kadar sacmalayıpta başarılı olan biri görmedim ,,ve sizi fazlasıyla seviyorum,,çok seviyorum ! net! :)

  54. tuba küçük left a comment on 26 Haziran 2014 at 12:31

    Hayatımda bu kadar saçmalayıpta başarılı olan biri görmedim.Sizi fazlasıyla seviyorum.Cok seviyorum! net! :)

  55. Selin left a comment on 26 Haziran 2014 at 12:55

    1 Ocak Onur duyardı bilseydi o güne yakışan en güzel adam olduğunu.

  56. Ah met left a comment on 26 Haziran 2014 at 21:19

    Freud diye biley yok mu gerçekten abi?

  57. Hande left a comment on 28 Haziran 2014 at 00:20

    Ah Muhsin Ünlü dışarı baktığında gördüğün irrasyonel kedi gibi hissediyorum kendimi.Senin dizelerinle tanıştığım zaman ne tuhaf şair garip bir tavır ama okumak isteği uyandıran bir tarz demiştim o incecik kitap başucu kitaplarım arasında seni okumak güzel bu adresi görüp sana yazmakta güzel ve şimdi zaman ilk sahura doğru ilerliyor birazdan çay demlenecek uzun ve sıcak Haziran’ın ilk orucuna niyet Ah Muhsin Ünlü okur musun bu iletiyi bilmiyorum ama iyi ki varsın.

  58. Naz left a comment on 02 Temmuz 2014 at 00:07

    Nasıl bir insansın sen be.Helal olsun her satırına aşığım

  59. lokman abi left a comment on 15 Temmuz 2014 at 17:55

    Ah! be muhsin abi ben bi kızı seviyordum hala da seviyorum anaokuluna gelir kardeşini alırdı ben de öyle. bir türlü konuşamıyordum ve okul bitti. artık göremiyorum bile. konuşursak ona senin dizelerini okuyacaktım.

  60. Işıl left a comment on 26 Temmuz 2014 at 20:38

    Varsın ”Bende özledim desin.” be abi.De’yi ayırmasa da olur..

  61. Aydın Can Çakmakçı left a comment on 28 Temmuz 2014 at 01:36

    Merhaba sana Ah Muhsin Ünlü abicim. Bayram arifesinde yazmak kısmetmiş. Bu ramazan ayında da hiç kimse fakiri anlayamadı. Herkes yine en zarif yemek takımlarında en sevdiği yemeği yedi. Fakirlereyse umut arası ekmek düştü kelle başı. Ekmek arası umut yapacak kadar bile ekmek yok zavallıların. Bu derli hava içinde, sigaramın dumanı gözlerime kaçmış halde yazıyorum sana. Ağlamıyorum yani sinirimden. Velhasıl ben de şiir yazarım Ah Muhsin Ünlü abi. Seninkilerin aksine herkes şiirlerimi anlar. Beğendiklerini söylerler bana. Ne kadar şanslısın. Ben şiirlerini ilk okuduğumda anlamadan sevmiştim seni. Bizim şu aşk veledi gibi. Uzun zamanlar geçtikçe anlıyorum seni. Ve anlıyorum; şiirlerimi insanlar anladıkları için seviyor. Bunda sevinilmeyecek çok şey var. İnsan anladığı şeyleri sever. Bu zaten çok kolay bir olay. Asıl sevmek problemi anlamadan sevmekte yatıyor sanki. Şanslısın Ah Muhsin Ünlü abicim. Sevildiğini bil.

  62. Hamdi left a comment on 06 Ağustos 2014 at 09:55

    sayın bay Afilli filinta bey belki bir şiire daha kitap verirsin, ne dersin bir dene bence?
    he bir de idolsün bazılarımıza..

  63. ahmet özgür ak left a comment on 16 Ağustos 2014 at 00:55

    iyi ki varsın abi :)

  64. Sevgili kurekci left a comment on 16 Ağustos 2014 at 01:02

    Kalbimin güneydoğusunda bir adam yaşar. Hergün güneşi o bırakır göğüme ve iş çıkışlarında toplar.
    Kalbimin güney doğusu hasreti kadar öpücükleri ile de ünlüdür. Yazlar kızgın,kışlar hüzünlü geçer.
    Bu yüzden adam hep baharı düşler.
    ve geceleri bir kalbe nasıl sevilir ünsüz harflerle işler.
    Biz her gündoğumu ortadaki karışık doğuda kaynayan kazana yakın bir yerde, arapca bir şarkıyı fransızca söyleriz.
    Orta anadoluda bir kadın kuyu isimleri girer masa başında.
    Kalbimin güney doğusu hep bir adamı ağlar.İç işlerinde bağımsız,dış işlerimde bir olurum.
    Kalbimin güneydoğusu hep bi adamı akar.
    Adam yüzünü şarka dönüp,saçlarını garp ile yıkar.
    Adam bi masal fısıldar bana tüm atları bırakırım. Atlıkarıncalar dahil.

  65. Mazlum visal left a comment on 16 Ağustos 2014 at 01:02

    Abi, wherter’in leş kanını gül kıldılar , üzülerek söylüyorum hem de nafark ve bilinçsizce.. Hani tavla oynarsın ya, düşeş gelir karşındakine, o bunun önemini pek kavrayamaz, nasılsa oyunun galibi benim rehavetine kapılmıştır. Ama senin tek çıkarın, bir nebze de olsa belimi doğrulturumun tek yolu düşeş gelmemesidir. Ee şansızlık mevzubahisse biz ne güne duruyoruz. İşte abi düşeş geldi anasını satiyim. zaten hep düşeş onlara gelir, bizim de belimiz kırılır.Yazgımız mıdır nedir, neyin abidesiyiz biz adını sen koy. Neyse abi çay koydum içek ?

  66. Mustafa Koldaş left a comment on 16 Ağustos 2014 at 01:03

    Boyalı kalemlerle çocukluğu anlatsam sanırım kırmızı en çok soba üzerinde demlenen çaya yakışırdı üstadım. Çocukluk demişken: Haziran sonları mı gelir akıla? “Ihlamur” melodisi kadar içten bir saygı sevgi çerçevesinde size hayranım. Omuzunu açan kadınlar, dik başlı dişiler. İdeoloji kavramı, bahsettiğiniz üzere en “baba” şekilde. Düşünüyorum da sevdiğim kıza şiirler yazarken sizden alıntı yapmadan duramıyorum. O gülüyor ve beni daha geniş bir salona almış oluyorlar. Bu iş bir yana mektuptan çıkıp dertleşme kıvamına geldi. “Baba” yüreğinizden kaynaklanıyor bu. Uzun lafın kısası; dağılmıyoruz değil mi? Çünkü ben de özledim, biz de özledik. Biz sizi özledik. Amirim gitti, siz gittiniz, e biz? Bir tek Kardeş Payı kaldı, o payları bir bütün yapma vakti değil midir üstadım? Saygı ve sevgi çerçevesinde. Eyvallah :)

  67. yusuf taner yorgancılar left a comment on 16 Ağustos 2014 at 01:05

    Şey kelimesi ayrı yazılır. Büyük başlığın altındaki sözde dikkatimi çekti. İnsanların kaderi de ayrı yazılır. Büyük başlılığım tuttuğu zamanlarda anlamaz ısrarla zorlardım kaderi. Bir arada olmak varken farklı zamanlarda alakasız şeyler yapıyoruz. Ben mahallede çocukların topuna karışıyorum; O,denize karşı oturmuş çayını içiyor. Çay önemli. Benimki gereksiz onunki makul. Bu kadar.

  68. Ali Oktay Özbayrak left a comment on 16 Ağustos 2014 at 01:23

    Delilere ihtiyacımız var dostlarım…
    Bir heykelin tepesine çıkamadık nicedir. Heykeller yok artık, her yer beton bina. Medeniyet dedikleri kavram, mimariden, sanattan uzak. Bir şehrin sokak sanatçıları yoksa o şehir kölelikten başka neye hizmet edebilir? Meydanda pandomim yapan biri ya da sokak tiyatrosu yoksa. Eleştirmekten korkuyorsa bir toplum. Bir şehrin duvarları sloganlarla, şiirlerle bağırmıyorsa, bir şehirde insanlar hiç bağırmıyorsa, bir şehir haksızlığa karşı durmuyorsa o şehir, şehir midir sahiden? Şehir değil sağırdır; olana, bitene, gidene, haksızlığa sağırdır. Ve en çok o şehirde delilere ihtiyaç vardır.

    Niye delilerden fazla kalmadı Muhsin abi, niye kimse haykırmıyor…

    Ali Oktay Özbayrak

  69. Nazlı Emine left a comment on 16 Ağustos 2014 at 07:48

    Ruhumuza üflenene doymadık biz Ah Muhsin Ünlü. Melankolimizin nedeni bu olmalı, ne dersin?

  70. Güzide K. left a comment on 16 Ağustos 2014 at 10:18

    Bir Ah Muhsin Ünlü olmak için ne gerekir?
    İkinci kitap çıkacak olsa, çıkmasın isterdim. Sevmediğimden değil. Aksine çok sevdiğimden ve şu sıralar kendilerinin çok popüler olması bana acı verdiğinden.
    Gönül bağımız kopmasın, her ne kadar tek taraflı olsa da.

  71. Güzide K. left a comment on 16 Ağustos 2014 at 10:26

    Umarım bunu yayınlamazsınız. Sadece üzgünüm. Burdan mektup yollamak biraz garip bir duygu veriyor bana. Bunun için size elden, sarı bir zarfla mektup verme şansım oldu, Ankara’da. Mektubu okuduğunuzdan neredeyse eminim. Ama geride kalan merak parçasını gidermek zor. Buradan size, kendimi hatırlatmak istedim. ve keşke emin olabilsem.

  72. Elif Nur Arslançelik left a comment on 16 Ağustos 2014 at 17:01

    Galata yakınlarında bir restorantta gördüm seni. Niye gördüm bilmiyorum o kadar insanın arasından..
    sakallarında saklanan şiirler ilgimi çekmişti galiba. Sonra kendine has bir duruşun vardı, o da sebep olmuştur belki. İlk ve son görüşümsün şimdilik. Belki yine bir yerlerde rastlaşılır.
    Lafı fazla uzatmayı sevmem ama uzadı galiba. Seninle yapılmış bir röportajda şöyle bir cevabın vardı çok beğendiğim “Aslolan eserdir. İnsan acizdir. Mucize ne demek biliyor musun? Aciz bırakan demek. Ne güzel kelime değil mi? ”

    Hakkaten güzel kelime. Mucize!
    Ben bir mucize sonucu burdayım.
    Senin başlı başına bir eser olduğunu hatırlatmak için yazan.
    Kimin eserisin bilmiyorum.
    Yaradandan ötürü galiba? Bu yüzdendir ki yaratılanı severim (bkz: ah muhsin ünlü) yaradandan ötürü!
    Şiirle kal güzel insan.
    Sevda kuşun kanadında!

  73. Yasin E left a comment on 20 Ağustos 2014 at 00:29

    Film çek artık :(

  74. özlem left a comment on 23 Ağustos 2014 at 22:14

    bazı şairler duygularınıza tercüman olduğu için seversiniz klişedir bu, ah muhsin ünlü’yü de hiç hissetmediğiniz duygularınıza zemin hazırlayıp, size bakış açısı verdiği için seversiniz. hiçbir şairle kıyaslanmayacak bir ”kafası” olduğu için özel şairdir. dünyaya karşı durmak ile meşhurdur, mıknatıssız bir pusuladır o anlayamadığı çocukları balkonuna gömer. ölü bir annesi ve bütün eve dönmek isteyenler için trenleri vardır

  75. Murat Şen left a comment on 28 Ağustos 2014 at 07:30

    Utanıyorum sayın abi.
    Çok geç ayıktım dizelerini senin ..
    Gerçi popüler olan dizini izlemiştim ama okuyordum o ara araştıramamıştım.
    Kızıyorum sana sayın abi.
    Hiç gereği yokken kafamızı karıştırıyorsun , bitik olduğumu hatırlatıyorsun bana.
    Bitik misin sende abi ?
    Ben kadar ..
    Ben sen kadar bitik miyim?
    Bitik.

  76. Yunus Emre left a comment on 01 Eylül 2014 at 05:49

    Bir yerde bir şiirinle karşılaştım. Sevdim mi sevmedim mi bilemedim. Tekrar okudum, sonra bi daha bi daha derken şimdi bütün şiirlerini okuyorum. Ahh Muhsin Ünlü sen yok musun?

  77. Ayşe kaşıkcı left a comment on 05 Eylül 2014 at 17:11

    Sizin eserlerinizle bir arkadaşım sayesinde tanıştım sonra da murat beyin eserleriyle. Beni aşırı etkiliyor şiirleriniz. Bir röportajınızda balkonda çürüyen kitaplarınızdan bahsetmişşiniz mümkünse bir adet istiyorum. Bu mesajı okusanız da okumasanız da sizi seviyorum murat beyi de vasıta olan arkadaşımı da. Hepimize bol şans…

  78. cemocan left a comment on 10 Eylül 2014 at 01:58

    ah muhsin ünlü ah duruyor şimdi karşımda ve ben hiç bir şey söyliyemiyorum. uzatıyım elimide tut gidelim dünyanın bir ucuna. hiç akmasın o gözyaşların hiç düşünecek vaktin olmasın gözlerime bakmaktan. ama olmuyor işte dilim tutuyor. oracıkta tıkanıp kalıyor kelimeler be muhsin ünlü. ne yapsam olmuyor seni seviyorum iyi ki varsın..

  79. Derya orhab left a comment on 10 Eylül 2014 at 02:01

    Herkes yapmacıksa diyorum biz de mi yapmacık olmalıyız?

  80. selin karakuş left a comment on 10 Eylül 2014 at 02:05

    Ah Muhsin Ünlü, radyoda sevdigin muzik calinca gozlerini kapatip mest oldugun an.

  81. Semanur Yatgın left a comment on 10 Eylül 2014 at 02:05

    Ah Muhsin! ..
    Sanırım birçok kişi benim gibi isminize hayran. Sizi her andığımda çektiğim Ah’ları anlatamam. Şiirlerinizi her okuduğumda Ah Muhsin diyesim geliyor. Görmek isterdim sizi. Keşke devamı olsa şiirlerinizin. Siz yeni bir şiir kitabı çıkarana kadar Gidiyorum bu* kitabınızın son sayfasını asla ama asla okumayacağım, çünkü okursam biter. Bitmesin! Bitmesin diye hep başa sarıyorum. Ezberledim artık bazen kitabı kapatıp kelimesi kelimesine devam ettiriyorum. Onur bey, keşke görseniz yazdıklarımızı..
    Meftun

  82. Hiç Kurusu left a comment on 10 Eylül 2014 at 02:32

    gerçeklerin son derece saçma olduğu bu hayatta bizim ironimize dokunan adamın elleriyle el kızartmaca oynamak istiyorum

  83. tubeklon left a comment on 10 Eylül 2014 at 02:48

    Standart bir yaz gecesinde bir şiirinizi dinledim ve beni neredeyse ağlatacaktı ama ağlayamadım.Böyle sanki lunapark treni ters dönünce midem ağzıma gelmiş gibi , tam yemek yiyecekken bir ölüm haberi almışım da iştahım tıkanmış gibi , sanki ilk defa yaşıyormuşum gibi hissettim. Artık ne vakit biri şiirden bahsetse Ah diyip Muhsin Ünlüyle devam ediyorum.Gecenin 03.48sinde uykusuz gözlerimden ve yorgun parmaklarımdan geçen bu satırları okumanız ümidiyle , sevgiler.

  84. Bana gerekli left a comment on 10 Eylül 2014 at 03:05

    Bir çay içsek hani,belki, kim bilir?

  85. Giz left a comment on 10 Eylül 2014 at 04:00

    Bitirdim bir kitabı, ikinciye başlayacaktım. Başlamadım. Uyuyacaktım, uyumadım. Sosyal illetin ta kendisinden Onur Ünlü yazdı. Yazdı sandım. İnanacaktım ki, inanmadım. Ve böylece konu kapandı. İki kelam da kaldı, konu Bilecik Pazaryeri’ne bile dayandı. Ne o beni bildi, ne ben onu anladım. Sonra bu illetin ne kadar hayatın merkezinde olduğunu tekrarladım. Kapatacaktım kızıp kendime, kapatamadım. Tekrar uyuyacaktım, uyuyamadım. Ama yine bir şey çıkardım. Hani o ilgi duyduğun,takibinde olduğun, kimi zaman okuduğun kimi zaman dinlediğin, hatta seyrettiğin insanlardan biri çıktığında dilinin ucuna yahut parmaklarının hızına; gerçekten yapmak istediğin,demek istediğin ne bileceksin. İki fotoğraf bir imza değil ise beklediğin, mutlak isteklerinin izini süreceksin. ‘Hani uyuyacaktım, uyumadım… ‘ Ben bir kitap yazacaktım, yarım bıraktım! Belki ben içinizde olacaktım da, yaşamakla anlam kazanacaktım! Onur Ünlü değil idi, AH ! Muhsin Ünlü idi. Gerçeğini bilmediğim bir pişmanlık ile veda ettim ben de. Hata ettim belki de. Heyecanı güzeldi yine de. AH! Gerçek olsaydı bir de…

  86. kadir left a comment on 10 Eylül 2014 at 04:39

    Ah muhsin unlu ah. ah ki ne ah.
    Sairin dedigi gibi hersey onu sevmekle basladı. asık olmak heleki platoniklik. yoksa sabahın bes bucugunda hic tanımadıgım bi adama hic kimseye anlatamadıklarımı anlatmak. zaten ona soylemek isteyipte soyleyemediklerimide twitterdan adriana limaya yazıyorum ne o yazdıklarımı okuyor ne de durumu anlıyor. bak ezan da okunuyor onu da sahit tuttum. neyse konumuz bu degil. cesaretim bi kere soyleyebilmeme yetti o ise sukunette karar kıldı. ne ben bi daha agzımı acabildim nede o buna imkan verdi. 23 yasındayım 5 yıldır hergun yastıga kafanı koydugunda onun hayaliyle uyumak filan sevmek mesakkatli is vesselam. Yagmurda basladı keske sadece bunun icin sevseydim onu. 35 yasında yuzde 35 psikolojik raporlu bi arkadasım var bense rapor alanayanlardanım. arkadasım

  87. Entüistyonist Madam left a comment on 10 Eylül 2014 at 08:49

    Hayatımda olduğun 3 sene… Ben bu 3 seneyi dolu dolu geçirdim. Her anlamda eğittim kendimi, en çokta kalbimi kocaman yapabilmeyi, her şeye sevgi duyabilmeyi öğrendim. Benim hiç abim olmadı. Ben senin şiirlerini okurken “Abim yine yazmış be” dedim. Bende yazabilirim dedim, bende yaparım dedim. Tıpkı bi abinin kız kardeşine verdiği gücü verdin bana. Ve şimdi daha iyi bakıyorum yarınlarıma. Onur Abi benim kalbimde yerin çok başka, herkes gitsin sen gitme…

  88. aziz nadir left a comment on 11 Eylül 2014 at 23:29

    ah muhsin ünlü abim,

    aşığım,
    şiirlerini okuyorum,
    kaybedecek hiçbir şeyim yok,
    bir Allah’a can borcum var,
    bir de sana saygı duruşu,
    kız da beni sever sevmesine de
    platonik aşk üstüme zimmetli.

    -u must say good luck 2 me. ınh ınh.

  89. uçarı left a comment on 17 Eylül 2014 at 07:59

    derinlerdeki terk çoçukluğum ve mısır…
    sarılmış sorguda.

  90. dilara left a comment on 25 Eylül 2014 at 13:44

    beklersin bir tren garında,
    gözünün gördüğü,
    onun gelmediğidir.
    beklersin elin telefonun hemen yanında,
    telefonun çaldığı
    onun aramadığıdır
    yaşama başlamak istersin de
    onun olmadığı bu dünya hayli anlamsızdır
    uyur uyanırsın
    ölünceye dek
    tebrikler! artık sen de uyuryaşarsın!

  91. Ali ya da veli left a comment on 25 Eylül 2014 at 18:54

    Beni hayal kırıklığına uğrattınız …

  92. ..... left a comment on 06 Ekim 2014 at 16:57

    hala, ne vakit sana dair birşey onsa; büyüyor büyüyor yüreğim.

  93. keles left a comment on 18 Ekim 2014 at 23:22

    bi insanın sevilebilmesi için kendisi gibi olmaması gerekiyormuş, sevilebilmek için herkes gibi olmak gerekiyormuş.. Belki o ZAMAN..

  94. benim adım ebruli left a comment on 05 Kasım 2014 at 00:50

    İşte patronum, okulda zorunlu dersim, fakir öğrenci evimde de makarnam ol be abi !

  95. Düz Adam left a comment on 09 Kasım 2014 at 15:12

    Bir şiir bir adamı ağlatmamalı ya,ağlattın Ah Muhsin Ünlü

  96. hakan aktaş left a comment on 22 Kasım 2014 at 02:43

    abi çok sıkıldım, bi çay içelim mi?

  97. duygu left a comment on 02 Aralık 2014 at 21:44

    Aşk’ ı seviyordu,
    Ve sevmek istiyordu .

  98. meçhul left a comment on 04 Aralık 2014 at 01:56

    bana çay ısmarla abi

  99. emre yaman left a comment on 04 Aralık 2014 at 02:13

    ah muhsin aşığım hemde çok fena.onun hissi öyle alıyor ki benliğimi kalbimden bir kuş kanatlanıyor uçuyor uçuyor stratosferin amına koyuyor ozonosferi sikip geçiyor(çok küfürbaz bir kuş).sığmıyor bu gezegene.bu lanet gezegenin kirletemeyeceğe yerlere uçuyor.ama onsuzluk hissizlik var ya.ahh muhsin ah o zaman o kuşun kanatlarını elektrikli testerelerle kesiyor uzaylı amcıklar.kuş düşüyor düşüyor öyle böyle değil stratosfer ve ozonosfer intikam alıyor kuştan.neyse tam yere çakılcak ordan bi ah muhsin ünlü şiiri yetişiyor yakalıyor kuşu yere çakılmadan ve bir nilgün marmara şiirini uğurluyor.selametle.

  100. Kerevits left a comment on 04 Aralık 2014 at 02:14

    Bu yaşadığın kafanın neresi farz neresi sünnet be Muhsin

  101. Gülşah left a comment on 04 Aralık 2014 at 02:26

    Ah Muhsin, ciğerimi deliyorsun!

  102. Aytöre left a comment on 04 Aralık 2014 at 10:40

    sana söylemek istediğim, Alperden anladığım kadarı. Bir tanışabilsem kuşları zehra değil ben toplarım, yerden değil gökten , okurken nükteler kuş oluyor hızlı trene çarpan. ıly Ah! Muhsin Ünlü

  103. Aytöre left a comment on 04 Aralık 2014 at 10:42

    İzmire geldiğinde yetişemediğim adam

  104. ozgenuruysal left a comment on 13 Aralık 2014 at 02:51

    Ah be güzel abi’m. Ne yazalım, ne söyleyelim sana dair; sen içimizdekileri bizim bile haberimiz olmadan dillendirirken? Yüreğindekileri kelimelere kazırken sen; bize sadece “Ah (be!) Muhsin Ünlü !” diye iç çekip, seni yarattigi için Allah’a bin kez daha şükredip, bi’ kırmızı malbora yakmak kalıyor.
    O muhteşem yüreğine selam olsun!
    Kardeşin.

  105. Kemal Ü. left a comment on 21 Aralık 2014 at 03:30

    Güzel insan, ne yaptığının farkında mısın? Şu çektiğin filmlere, yazdığın şiirlere bi bak. Esrar bağımlılığı gibi birşey bu. Her ay film çekmeyeceksen, her hafta şiir yazmayacaksan bu denli bağımlılık yapma.Muhsin ünlü kaleminden yeni bir şey okumayınca,izlemeyince insan kafayı yiyor abi. Neyse sinema bölümünü bitireyim yanındayım. Anlatacaklarım var!

  106. şurupçuğum left a comment on 23 Aralık 2014 at 03:16

    Abi sigaraya başlıyorum yarın sabah…

  107. Yolcu left a comment on 28 Aralık 2014 at 00:13

    Abi selamlar,
    Brooklynden yaziyorum sana. Dizelerini okuyorum, filmlerini izliyorum. Heyecanlaniyorum. Uruguay’a ucak bileti aldim. Cok yakinda gidiyorum. 1,5 senedir New York’da calisiyorum, kovaliyorum ve kafayi yakiyorum. Duydum ki orada sokak ortasinda cocuklari vurmuyorlarmis. Insan olmak biraz daha hissedilirmis. Markalara tapmadan da yasanabilirmis sanki biyerlerde. Sevdigimiz kadinlar birer facebook profili haline geliyo buralarda. Bi de uzerindeki etiketle degeri belirlenen esyalar var heryerde. Belki bi umit vardir oralarda diye gidiyorum. Simdi mahallede canlar caliyo. Gidiyorum iste. Belki bi evim olmasin bu dunyada diye gidiyorum, belki deliriyorum. Bilmiyorum. Ne yapmak istedigimi de bilmiyorum ama gidiyorum iste. Nasl olcak bu isler? Neden onlar herseyi biliyolar da biz bilmiyoruz? Neden onlar mutlu, biz huzunluyuz? Nerde biticek bu sacmaligin sonu? Ozgur olabilecek miyiz? Neden herkes herseye basini salliyo. Neden bu kadar korkuyorum? Niye kimse soru sormuyo? Ben cok yoruldum abi. Sen de yorgun bi abize benziyosun. Nasil olcak bu isler?

  108. Müntekim Scarface left a comment on 08 Ocak 2015 at 01:00

    Selamün Aleyküm. Onur Abi, Nafile Filintalar olarak 2010’dan beridir, edebiyat diye bir şey bulduk. Adına edebiyat dedik. Bi tek biz yapıyoruz. Şimdi Blog sitemizdeki yazıları kitaba dönüştürüyoruz. Arkaya senin de kitap hakkındaki bir görüşünü yazmamız. Kitabı henüz okumadın biliyorum ama resimlerine bakarak bir yorum yap. Selamlar.

  109. HASAN CEBE left a comment on 08 Ocak 2015 at 21:15

    Selam Onur Abi, sevgiler.
    ” Gözlerinde tüm bürünmüşlüğü vardı, kendinin dahi tam fark etmediği karanlıktan korkutulmuş fakat neden korktuğunu fark etmeyen bir çocuk gibi, dünyanın şu çekilmezliğinden ne yapacağını tam bilemeyip sezgilerini, hislerini içine çekmişliğinin. Hayat acı mıydı, O sonsuz merhametlidir, manası Kur’an’da geçerken bu çektiklerimiz, bu acı da ne idi?”
    (Dünya gürz oldu da bazılarının ensesine yerleşti, orada kaldı.
    Peki ya enselerdeki bu kara ağırlığın nedeni ne idi?)
    Tekrar selamlar abi( bu kelimenin ağabey olarak yazıldığını biliyorum ama abi daha sıcak geliyor.) aklımda bir senaryo diyebiliriz ya da bir hikaye var. Adının ”Kardeşim” olmasının bu senaryoya yakıştığını düşünüyorum. Hitap ederken kardeşim, diye hitap eden, önce muhattabının iyiliğini düşünen, yirmili yaşların sonlarında, fakat farklı bir olgunluk sezilen, farklı bir yanı, hali olduğu hissedilen, yalan söylemeyen, merhametli olan, üzüntülü, düşünceli, zamanı gelince neşeli, sözleri de o has düşüncenin, duygunun ürünü olduğundan tesirli ve çevresinde dinlenilir olan orta halin altında bir ailede, babasıyla beraber yaşayan, üniversitenin fizik bölümünü bırakmış, güzel insan olmanın en büyük amaç olduğuna inanan bir insanın hayatı okumaya ve inancını ortaya koymaya dair yaşamını merkeze alan bir hikaye. Ama bu hikayede baş karakter yok, çünkü kardeşim diye hitap eden bu karakterin bu halinin, özgünlüğünün kaderi çekimiyle yanına gelen, birbirlerinden farklı karakterlerde, huylarda olsalar hatta zaman zaman birbirlerine kızsalar da samimiyette (MERHAMETTE) buluşmuş bir arkadaşlık hikayesi de var. Köşklerde yalılarda geçen bir hikaye değil bu ya da en varoş sokaklarda geçen. Yeri geldiğinde buraların içine de giren çıkan orta halli bir hikaye…
    Selam eder, saygı ve sevgilerimi gönderirim. İyi çalışmalar…
    Hasan Cebe

  110. buğra left a comment on 09 Ocak 2015 at 04:52

    Ait olduğumuz yere döndüğümüzde yandaki parça ol . Seninle muhabbeti o zaman etmek istiyorum

  111. Saire left a comment on 14 Ocak 2015 at 09:24

    buraya yazılanları okuyorsanız eğer bir işaret verir misiniz?

  112. Deniz Uysal left a comment on 15 Ocak 2015 at 15:23

    Sevgili Muhsin Ünlü, biz bir grup genç kız -tamam çok da genç değiliz, yalan yok, 30lu bişeyler :) – çok acı çekiyoruz. Kendimizi bulduğumuz, kalbimizi okşayan, gıdımızdan gıdıklayan, en önemlisi bizi farklı bir boyuta atan LEYLA ile MECNUN dizisinin aşırı sevenleri olarak, bu dizinin neden yeniden cekilemedigini öğrenebilirsek çok sevinecegiz. Sorun paraysa aramızda hemmen toplamaya başlayalım.
    Sevgiler, saygılar

  113. semiha left a comment on 16 Ocak 2015 at 14:16

    Sizin ismini geçen yıl Türkçe dersinde sunum yapmam için Yaşar hocam vermişt.Ah muhsin ünlüyü anlat demişti bende bu hocada nerde abuk subuk adam var bana verdi kimse bu diye söylenmiştim içimden.Sonra bir baktımki meğere leyla ile mecnundaki ve bende özledimdeki onur ünlüymüş leyla the bandında davulcusu.Sınıfta anlattım sizi tüm sınıfa ,şiirleriniz okudum Resullulahla benim aramdaki farklar şiiriniz çok beğendi herkes heryerde paylaştılar sözlerini.Yüksek notla geçtim o dersten sizin sayenizde .Şiirlerinizi hala severek okuyorum iyiki tanımışım siz:)

  114. Esma left a comment on 27 Ocak 2015 at 21:06

    Şöyle bir süre sitede mesaj düğmesi aradım bulamadım cahilliğimden olsa gerek. Bulsam da bir şey yazmayacaktım zaten. Ama hayvanlar konuşabiliyorken ben neden susacaktım? Şans eseri -şanslı biri de değilimdir oysa- mesaj gönder butonu çıktı karşıma. Elime mi yapışacak dedim bir de belki okursunuz. Sanki çok bir önemi varmış gibi.Sanki Kuşlar tüneyip pencereme “dostum senin satırların okunuyor” diyecekmiş gibi. Yadsımamak lazım kuşlar söylüyomuş çünkü. Neyse bende o hızla çoğalan amatör şaircilerdenim. Sahi siz de amatör yazdınız mı? Sadece, şiirlerinizin ilham verici olduğunu söylemek için fazla uzattım galiba. Bu arada şairler ölmemeli.

  115. buse left a comment on 04 Şubat 2015 at 19:00

    Dün,rüyamda seni gördüm önceki gece de babamı görmüştüm -babamı tanımıyorum- babamı gördüğüm rüya bitince kendime bi tokat attım mevzu hâllolduda seni gördüğüm bitti diye hâlâ kendime gelemedim..belki yanlış cümle ama..bu hiç eğlenceli değildi..acıtmadı da sadece biraz..oldu o kadar

  116. ozan harmancı left a comment on 09 Şubat 2015 at 00:16

    Ölüm seni yanıltmasın…
    Nasıl ki yığılır yüzüne gecenin karanlığı
    gözlerinle bir başına kalırsın
    ölüm öylesine gözuçlarında
    savun, kavuştur yüreğini
    minicik bir çiçeğin bile kökleri
    yaşamak hırsıyla uykusuzdur.

    Bişey yazmak istedim ama
    Yazacak bişey bulamadımmm affına sığınıyrm üstad :-)

  117. Ozann harmancı left a comment on 09 Şubat 2015 at 00:38

    Ölüm seni yanıltmasın…
    Nasıl ki yığılır yüzüne gecenin karanlığı
    gözlerinle bir başına kalırsın
    ölüm öylesine gözuçlarında
    savun, kavuştur yüreğini
    minicik bir çiçeğin bile kökleri
    yaşamak hırsıyla uykusuzdur.

  118. HALİL İBRAHİM SARI left a comment on 09 Şubat 2015 at 14:20

    Değişik adamsın vesselam..
    Leyla İle Mecnun ile tanıdım seni hala seviliyorsun bilesin.

  119. Cihan MT left a comment on 10 Şubat 2015 at 01:45

    Şiir nedir bilmeyen beni aşık ettin bilmediğime. Allah’ından bul. Şimdi kim lambayı kapayacak bu soğukta, bazı zamanlar balık Pazarına uğrarsanız sonuçta bizde insanız…

  120. Rabia left a comment on 12 Şubat 2015 at 21:49

    Sevgili Onur Ünlü,
    Sevgili hitabını kullanarak cümleye başlamak istedim çünkü bir mektup edasıyla yazabilirim ancak şahsınıza. (Ve bence sevgi dolu bi adam olduğunuz da aşikar.) Şiirlerinizi neredeyse her gün bi kaç kez okuyorum, okudukça da hayran oluyorum ne diyeyim. Cümleleri uzun tutarsam beceriksizliğime denk gelir deviririm diye korkuyorum.O yüzden kelimeleriniz bol, sanatlarınız daim olsun. Şiirle kalın.

  121. Rabia left a comment on 13 Şubat 2015 at 14:35

    Sevgili Onur Ünlü,
    Bu sefer -ah diyince geçtiniz aklımdan. Ben şahsen Didem Madak’ın askerlerinden biriyim. Ahlar Ağacı’nın altından, hürriyet kadar güzel bu günden size selam ederim.

  122. Yağmur Ermiş left a comment on 11 Mart 2015 at 18:40

    Merhaba Onur Bey nasılsınız?Ben Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümü 1.sınıf öğrencisiyim.İsmim Yağmur.Yazılı Anlatım dersim için bir yazarla röportaj yapmam gerekiyor yoğun olduğunuzu biliyorum fakat şansımı denemek istedim.Bana yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.Teşekkürler,şimdiden

  123. Erdal ÖNER left a comment on 07 Nisan 2015 at 15:00

    “Ah sen muhsin ünlü
    bense alelade bir memur
    sen film çekersin bazen
    ben sabır çekerim mesai bitimine kadar
    şimdi dost gördüysem seni
    anneni senin kadar değil ama anne gibi sevdiğimdendir
    belki resulullah bana da acır o zaman”

    Muhsin Abi. Şiirlerini her gün okuyorum çoğunu anlamıyorum ama gözlerim doluyor nedense. Abi umursar mısın mesajımı bilmiyorum ama ne olur
    şiir kitabını bana imzalayıp yolla bende sana dua ederim. Adresim: İslambey Mh. İslambey Cd. Göztepe Sk. No:24/6 Eyüp/İST

  124. Hiç left a comment on 10 Nisan 2015 at 00:10

    Bizi kader çarpmıs
    Çarpar gibi kedileri kamyon..
    Bilmiyorum sen mi okuyorsun ama..ikimizin de masalı bu cihetten.
    Birgin beraber film çekicez..iyi bak kendine…ben daha gencim.

  125. mehmet emrah left a comment on 11 Nisan 2015 at 23:51

    Şiirlerini okudum. Daha önce de okumuştum; filmlerini seyrettiğim için okudum, yoksa denk gelir miydi bilmem. İşte böyle vesile oldu mesaj kutusunu görmem. Ulan herifinde ..kineydi senin mesajın diye de geçirdim aklımdan. İlgi çekici mistik bir anlamı da yok zaten hayatımın neye değecek. Uzun uzun yazdım, sonra sildim; bu da sildikten sonra ki son cümlem. 3 senedir yazdığım bir öyküm var. bir ara yazacağım onu buraya. öyle terkedilmiş gibi duruyor ki sayfa cesaretleniyorum. beğenilmemesi gibi bir kaygım yok; ya da çok beğenilmesi gibi bir beklentim.

    anneannemin kardeşi 39 erzincan depreminde subay okulunda ölmüş. cesedine ulaşamamışlar. ona ait 2 defter bulunmuş. birinde ders notları var, birinde bir kız için şiirler. anneannem defterleri bana verdi, bunları sakla ve sen de birşeyler yaz sana ait dedi. ben de karar verdim.

    neyse hocam. çok atıl buldum sayfayı yazdım. bir dahakine belki de çok fena bir öyküyü paylaşacağım seninle. ne boktan bir hayat. umarım atıl gözüktüğü kadar vardır.
    selamlar hocam, barış ile

  126. Anti--Artist left a comment on 14 Nisan 2015 at 22:39

    AYRILIK MASASI

    Bilincimiz açıktı otururken şu masaya,
    Ne o bana seni seviyorum diyebildi,
    ne de ben ona gülümseyebildim…
    Öyle kavgalı bitmedi bizim birlikteliğimiz.
    Önce o bana iyi geceler demişti,
    Bende ona gözü yaşlıyken daha çok gelirmiş insanın uykusu demiştim.

    Ben onun gözlyaşlarinı dindirmeye çalışırken ağlamıştım…
    En ağır tranvayı bu şekilde bulmuştu psikiyatristler…
    Tüm ülkeler toplanmış bir bir başımıza masamızdan petrol çıkacağından değil,
    Ne bok yiyecegimizi bilemeyişimizden.

    Sade bir ayrılık oldu bizimkisi, ölüm gibi bir şey…
    Davul zurna çalacak değil ya,
    Ama gökgürültüsü gibi ses veriyordu kalbim.

    Uyanmamız çok geç olacaktı bu ayriliktan.
    Sela verilecekti ikişer kez şerli ve dertli,
    Sinagogta fazladan mesai yapacaktı hahambaşı,
    Çanlar uzun uzun çalacaktı belkide.
    Şarap haramdı ama besmele çekecektim içerken.
    Hiç sigara yakmayacağım bu kez,
    dumanı gözüme kaçıyor
    İş değil ya, ondan sebep agladıgımı sanmasınlar derdim başka benim.

    Neredeyim ben? diye tuturacağım birden bire.
    Maşuka delilik yakışır ama,
    Daha masadan kalkmadım ben….

    NOT: kâğıtların altına not diye bir ibare koymayı saçma bulsamda; bi ara yolun yolculuguma paralel düşerse çayı sıcak tutarım…

  127. Ali aşçi left a comment on 21 Nisan 2015 at 19:09

    Kafamda biraz teoman,biraz sen,açık bir çay,koyu bir söz ” güzelsin ama garipsin”
    Her insan garipleşiyor dimi abi sen de ayrı bir Orhan Veli’sin

  128. Anonim left a comment on 08 Mayıs 2015 at 06:28

    Sevdiğim adamı özler gibi özlerim şark’ı.Güneydoğunun o çorak ve adalete aç topraklarını.Hiçbir zaman benim olmamış ve olmayacak memleketim ahh Diyarbakır hasretle bakıyorum sana.Adının geçtiği her şiir her şarkı…Nasıl sevebilir böylesine bir insan.O topraklara inatla Malazgirt diyen yaşlı teyzem seni de sevdim.Hasretin hasretimdir.Ne olur kabullen düşü

  129. Oğuzhan left a comment on 12 Mayıs 2015 at 00:34

    Abilerin abisi, Çay ve tütün eşliğinde şiirlerini okumak kadar zevk veren bişey daha yok. Söyleşilerdeki zekice fikirlerin ve Düşüncelerin düşünce sistemimi alt üst etti. Hadi Allah’a emanet abi

  130. rojhilat left a comment on 12 Mayıs 2015 at 20:45

    Ah Muhsin Ünlü ühayat gerçekten çok garip.Mutluluktan ağlarken üzüldüğümüzde de ağlamamız kadar garip.Yanındayken dünyanın durması, saatlerin bir saniye bile ilerlememesi için nefes dahi almadan yanında durabilceğimiz insanlar çok uzak şimdi.Ama kalbimiz hâlâ adı geçinc aynı hızla çarpar.Yine aynı heyecan.Ah Muhsin Ünlü seviyorum.

  131. rojhilat left a comment on 17 Mayıs 2015 at 15:59

    Ah Muhsin Ünlü nasıl sevdim bir bilsen.Her gün yeniden sevdim.Kaybettikçe daha çok.Kötüyse son bitmez derler bitmiyor bitmedi.Çok sevdim Ah Muhsin Ünlü çok

  132. ehlen left a comment on 17 Mayıs 2015 at 16:05

    Hiç başlamamış bir hikayenin sonu da olamaz değil mi Ah Muhsin Ünlü? Bizimki de o misal ayrıldığımız gün milamız oldu o gün sevdim ben, o gün aşık oldum, o gün tattım kaybetmek nasılmış ve aslında kazanmakta yüreğim sızladı ben Ah Muhsin Ünlü benim gerçekten yüreğim sızlandı ve bir son değildi bu bir başlangıçtı.Başlamak bu kadar zorsa nasıl biter söyle Ah Muhsin Ünlü nasıl?

  133. Ceyhun left a comment on 01 Haziran 2015 at 10:24

    Sen yürürken Plajyolunda, Derince İzmit kokuyor üstün başım.Acısu da klarnet çalıyor Beckett.Yeşil çamlar diyor ki Çınarlı da:Ah Muhsin Ah! Hemşehriliği abarti bulurum.Hem şehrimden ne ki şerhime? Şiirbaz yazar kabrinde.

  134. Şerwan left a comment on 01 Haziran 2015 at 16:34

    adımın anlamı saavaşçı, ama ben daha o hırkayı giymedim galiba. giysem ne yazar ki? ne var uğruna savaşılacak. herşey benden az ötede anlamlaşıyor Başkan. size Başkan diyebilirim de mi? derim herhalde ne olacak. bu bombok düzenin içinde kaçıp sığındığım yalnızlığımdır. benim yalnızlığımın şahidi sizin dizelerinizdir. bu kadar.

  135. yeşimor left a comment on 23 Temmuz 2015 at 02:48

    Önce ‘muhsin ünlü ye mektup yazın’ la durup düşündüm..sonra meraktan girdim öyle bi’ hamlede.. sonra kutucugun hemen ustun deki yazı; ‘sana söylemek istediklerim ise şöyle’ .. bakıp kaldım yazıya.. yau ben ne söylemek istiyeyim Ah Muhsin Ünlü’ ye .. tam basıp çıkıyordum ki başladım işte bunları yazmaya.. şimdi deme sakın ne çeşit bi’ şey zırvalıyor bu kız diye.. çünkü zırva değil benim ki tam olarak aşkdan. Aşk dedim yazdım diye uçucu geldiyse dediğim,sevda deyip sağlamlaştırıp, anlaşalım mı aramızda (; .. aaaah muhsin ünlü ,bi’ benim başıma gelmiş gibi bi hallerde miyim neyim bilmiyorum bende şuan ama ‘daha önce kimseyi hiç sevmemişcesine’ dedirten o şey var ya o şey..ahh o şey! İşte o şey, bugün dünyanın sıfır noktasından bakarken ufuklara, öyle bi’ parça müzik eşliğinde, diyo ki bana; tut hic tanimadigin birinin bilegini,yakasını,bacağını..artik neresi denk gelirse..tut ‘beni beş dakka dinle,sonra ikimizde yüzgöz olcaz söz’ de diyo.. nası diyo ama boyle en icerden avazavaz.. ouuf! Sonra bıraktım bu düşün ucunu.. üç, beş dalga saydım;ağırlaştım. Şimdi de gece uğradılar,kalamadım yastık da kalktım,biraz kitap okudum,bi’ sigara derken kafam almadı.. öyle akıllı telefonumdan buralara girdim.. bak şimdi sana yazıyorum.. hiç tanımam seni,yani tanırımda şimdi onlara girmeye gerek yok..ama bi’ saniye ya ‘beş kardeş’ ini şimdi şuan burda alkışlamadan geçemem..yürekten güldürüp,icerden düsündürüyor beni. Güzelden fazla yani(; ..bak şimdi dağıttım konuları nerelere.. işte yani velhasıl,şimdiler de bana dar gelen hikayem çok güzeldi benim ya.. ama oyle umursuz kırgınlıklara karıştırıldım ki .. seven adamın nası yapcak bi’ şeyi olmazmış ya nası ya nası nasıı.. diye söyleyesim dökülüyor parmaklarımdan.. oluyorda işte okuyorsun.. aklımın almadığı bu şey ve her şey yüreğimden taşıyor..taşa taşa bir hal oluyor.yani anlayacağın hikayenin içine edildi, epey bi’ süre direndim..ama bu direnişin,umru bulanık cümleler eşliğinde önemsenmediğini görünce dedim ki ” sen şimdi git kızım, varsa bi’ haksızlığım düzelecektir zaten, hiç edilmeyecektir,etmemeli! Ama hem sevip hem dediği gibi yapacak bi’ şeyi yoksa şayet, her nedediysen haklısındır. ” insana;haklı çıkmamak için,bu saatte çay demletip, sıkıca kavranan bardağı,dişine dayayıp dua ettiren şey..ahh o şey!… söyleyeceklerim bu kadardan fazlasıda bakma işte,duygu dolanmasından bu kadarı kendini kurtarıp saçıldı buralara.. iyi sabaha karşılar muhsin ünlü…

  136. mahmut çayhan left a comment on 18 Ağustos 2015 at 03:03

    bilsem bu mesajı okuyorsun daha önce durduk yere sana yazmıştım da onu gönderecektim üşeniyorum buraya yazayım başka sefere artık :) okuyacağını bildiğim zaman yazarım :)

  137. Görkem Baran left a comment on 20 Ağustos 2015 at 22:35

    Sevgili Ah Muhsin Ünlü keşke beni de kedin kadar sevsen.
    Merhaba ben Görkem ve en az senin kadar işlerim tutmuyor, şiirlerini okumak eskiden harikaydı ayrıcalıktı şimdi herkes biliyor ve herkesin bilmesi senin için iyi benim içinse pek hoş bir durum değil. Ben ekmek arası fanzinin tek kalan yazarıyım diğerleri kendilerinden bir haber defolup gittiler ve bu fanzin 20 dakikada toplanıp ceza yedi sansür gördü bidaha basamadım ne param kaldı ne de istek sonra farklı dergilerle takıldım ama ekmek arasını bırakamadım bana ulaşmanı ve bir tane yazı siir ne olursa hatta buna bi siktir git abi ya da diyebilsin o da yeter sevgilerle burçak beni de sevmedi abi iyi geceler

  138. ohmuhsin ünlü left a comment on 25 Ağustos 2015 at 02:05

    abi seni fazla kaçırdığım bir gece karalamalarımdan,
    alper atakan – yalan(klarnet) çalıyordu yalan olmasın.

    ölüyorum
    gidelim artık
    ne yapmışım,
    yapıyorum,
    yapmak istiyorum
    hiç bilmiyorum
    gidelim içinde bulunduğum durumdan
    başka dertlerle dolsun ciğerlerimiz
    mutluluk soluyalım burnumuzdan
    anasını satayım
    öpüşelim be
    çıplak ayak
    yalın ayak
    gider ayak
    kalmak istemiyorum
    kalınacak gibi değil
    gidilmesi zor yerler
    kalınası kolay olmayan yerler
    gülelim, birlikte gülelim
    banklarda yatalım sahillere uyanalım
    uyuruz yine
    önce uyanalım
    uyanık olmadan uyunmuyor ki
    sen gelirsen gözlerin de gelir
    gelir ayak
    herşey gider de gözlerin kalır
    anlıycağın gitmek zor, kalmak zor
    zor olan güzel
    e o zaman hangisi güzel değil
    oldu olucak tilki diyelim
    yaşasın cumhuriyet
    şimdi sen nerde
    ben bambaşka yerde
    gidemiyorum sana
    kalamıyorum sende
    e duramıyorum burda
    yani ne bileyim
    gözlerin aklımda
    aklım?
    sende
    işte neredeyim bilemiyorum
    yalan, ne duyduysam
    ne diyorsam
    falan filan

  139. Anonim left a comment on 03 Eylül 2015 at 22:44

    Hacı selamünaleyküm nasılsın?……valla beni sorarsan tek düze ama iyi yani kız konusu hariç tabi yoksa niye senin şiirlerin niye güzel gelsin bana o vakit ergen kafası yaşıyo olurdum valla böyle düşününce allah korumuş ya. Neyse benim diyeceğim aslında eline koluna sağlık ….başka söze ne hacet zaten . Valla sende nasıl bir düşünen kafa varmış ucu hafif görünen kapalı kutu misali çözmeye çalışıyo herkes ama sana hayran olan azınlık bile yorumlara bakıldığında çok değerli bir düşünce yapısına sahip düşün yani sen kendini …zaten sende bu azınlıktan para kazanıyon ama bence azınlıkta kalması daha iyi. çünkü az olan hep değerlidir aza sahip olanda en zengindir.
    Not: serkan keskine çok çok selamlar

  140. Aliemre left a comment on 03 Eylül 2015 at 22:45

    Hacı selamünaleyküm nasılsın?……valla beni sorarsan tek düze ama iyi yani kız konusu hariç tabi yoksa niye senin şiirlerin niye güzel gelsin bana o vakit ergen kafası yaşıyo olurdum valla böyle düşününce allah korumuş ya. Neyse benim diyeceğim aslında eline koluna sağlık ….başka söze ne hacet zaten . Valla sende nasıl bir düşünen kafa varmış ucu hafif görünen kapalı kutu misali çözmeye çalışıyo herkes ama sana hayran olan azınlık bile yorumlara bakıldığında çok değerli bir düşünce yapısına sahip düşün yani sen kendini …zaten sende bu azınlıktan para kazanıyon ama bence azınlıkta kalması daha iyi. çünkü az olan hep değerlidir aza sahip olanda en zengindir.
    Not: serkan keskine çok çok selamlar

  141. Kafka'falı left a comment on 04 Eylül 2015 at 17:58

    Bazı zaman verdiğin acı takdire şayan bırakıyor,beni hayata karşı… Adanalılar çok seviyor… Lakin bende hükmü geçemiyor.Her çay içtiğimde yüzüme gülücük koymaya sebep olan insan.

  142. Şengül Kaya left a comment on 05 Eylül 2015 at 03:47

    Onur abi lütfen yardım et. Yaşayamıyorum artık.

  143. büşra oğuz left a comment on 11 Eylül 2015 at 00:04

    hayranın değilim. sadece basit sıradan bir seyirci ve okuyucun diyelim. Benim duyduğum hayranlık tam olarak şu: nasıl güzel yaratılmışsın öyle. Bir gün bir filminde belki bir çay içeriz:) çok mu şey istiyorum ki…

  144. Damla left a comment on 14 Eylül 2015 at 03:14

    Gözlerim önüme akacak gibi hissediyorum, keşke aksa. Sizinle konuşurken süslü cümleler kurmak ayıp olur gibime geliyor. Zaten yarı uyur yarı körelmiş beynimle hiç de benim harcım olmayan işler bunlar. Sevgili Onur Ünlü hayır hayır Onur abi beni keşke
    beni keşke yanına alsan. Konuşmak istemiyorum. Dinlemek istiyorum. Öyle sessiz sakin yokmuş gibi oturup dinlemek istiyorum ben. Keşke mümkün olsa.
    Bu arada gözlerim niçin aksın değil mi? Sadece biraz uykuya ihtiyacım var. Onur abi, huzurlu uykular

  145. mehmet zeki özhan left a comment on 21 Eylül 2015 at 20:16

    Boynuzlarımın kesreti keskindir, ardından gidip döllenir. Beniz haberdar hayıflıyor! teşrih mi etmişler neymiş. Şive de langırt masasında teşkil etmiş.

  146. gülşah ş. left a comment on 30 Ekim 2015 at 02:39

    afilli cümlelerim yok ki afilli bana kalırsa kendi başına bile oldukça afilli.
    Bi ses bi görüntü bi kelime, insanı etkilemeye yeter.
    Etki de bendenizde tepkide
    her ikisini de yedi bu bünye.
    Şiirleriniz mi? Tek mısrası yeter devirmeye.
    Bu yazdığım şiirse şimdi
    Bendeniz şair mi oldum anne?
    * bir kaç şiirinizi okuduktan az bi raz anlamlandırdıktan sonra bunları hissedip kağıda döktüm. Ha bir de aaah muhsin ünlü aaaah demekten alamadım kendimi abi.Saklı anlamları keşfettikçe insan keşfediliyor anlamlar saklı. Eyvallah,teşekkürler tüm şiirler için yüreğinize sağlık.

  147. katun_kisi left a comment on 02 Kasım 2015 at 01:55

    İzmirliyim ben. Denizin kokusunun en berbat oldugu sehirden istanbula geldigimde eminonune sallanirdim. Balik kokusundan yine denize karisamazdi burnumun diregi. Sonra sizin meshur sariyeri buldum. Tuzunda ıslandım resmen. Bendeki yeriniz her yenilgimde deli bi yurekle kalkmama sebep oldu ayaga. Yine dustum gerci, ben hep duserim zaten. Oyle dolu dolu degil de buruk gulmelere alismanin verdigi ic huzur vardir ya oyle bisey sizi izlemek, okumak, dinlemek. Uzaktan hayranlıkla , gıptayla, hadi be obaa diyerek gozetlemek. Çaya büyük bi aşk beslemek benim aklıma 50 yıl düşünsem gelmezdi. Ama siz düşünmüşsünüz işte.Zaten sizi okumasam Tuzda ıslanmak da neymiş bilmeyecektim ya. Ne de güzel işliyorsun insanın içine Ah Muhsin Ünlü

  148. katun_kisi left a comment on 02 Kasım 2015 at 05:10

    Horozlar ötmeden uyuyamiyorum. Nereye gitsem bi horoz. Istanbulun sultanametinde, izmirin bornovasinda, zonguldagin merkezinde, bursanin mudanyasinda… Gittigim her yerde bi horoz. Ne kadar sacma ya. Kafayı attan sonra horoza taktım! Horoz da bana taktı!

  149. gülşah ş. left a comment on 02 Kasım 2015 at 08:49

    selamun aleykum.
    Abi hayırlı sabahlar tabi siz bunu hangi vakitte okuyor oluyorsanız onun hayrını görün.Aslına bakınca alalade olmayan, içi dolu dolu olan ve cevabını dolu dolu öğrenmek istediğim bir soru var bilmem cevaplar mısınız ;hakikaten nasılsın abi?
    Aleykumselam.

  150. ismail left a comment on 02 Kasım 2015 at 09:21

    Tek kişilik,
    Tek görüşmelik,
    Tek perdelik,
    Gece düşlerinde sayıklar oldum.
    Dizeleri.
    O kadar güzeldiler ki,
    -Sanki Freud diye bir sey yoktur.

  151. Fatih necat özocak left a comment on 02 Kasım 2015 at 09:43

    Ah Muhsin Ünlü, Ah! …

  152. katun_kisi left a comment on 02 Kasım 2015 at 12:26

    Bi çay bi deniz bi de sen ah muhsin ünlü ah…

  153. Batuhan Karadağoğlu left a comment on 02 Kasım 2015 at 18:46

    elazığda yaşıyorum 20 yaşındayım burada kısa film çekmeye çalışıyorum sinemayla uğraşmayı seviyorum sizin projelerinizde en ufak bi görev olsa bile yer almayı sizle tanışmayı çok isterim :)

  154. gülşah ş. left a comment on 03 Kasım 2015 at 00:33

    şiirlerinizi bi kaç kere okuyup aa bu mu anlatılmak istenmişti burada ya Hu deyip yeni anlamlara gark oluyorum. Telmihler de beni benden alıp beni bana bırakmıyor o şekilde hayran bırakıyor. Ah Muhsin Ünlü aaaah ne şiirler ama siz ne Ah Muhsin Ünlü’sünüz ama. Teşekkürler tüm şiirler ve ötesi için.

  155. Emin left a comment on 04 Kasım 2015 at 20:50

    Abi şiiri seviyoruz, seni seviyoruz. Bu ülkede şiiri ve seni seven daha çok insan var. Belki çoğu doğmadı daha. Bu dünyadaki en güzel işi yapıyorsun. Şiir yazmaya yeniden başla abii. Çünkü karanlıkta yola çıkmaktan tüm çocuklar korkar.
    Birde son olarak;
    Abi senin şiir yazman en büyük keramettir, bırak uçmak kuşlara münhasır olsun be.
    Si yu

  156. Görkem Demirtaş left a comment on 07 Kasım 2015 at 13:04

    Popüler olan şiirleri, kitapları okuyan; şarkıları, dizileri izleyen insanlar hayata at gözlükleri ile bakiyor demektir. Bazı seyler, bazı insanlara özel olmalı. Bırakın kimse anlamasin sizi, izlenmesin, tutulmasın hicbir seyiniz biz anliyoruz, seviyoruz. Kaliteli olan insanların değeri ne zaman anlaşılmış ki bu ülkede. İdeolojileri olan insanları, yonlendiremediklerini anladıkları vakit bi şekilde önünü kesmeye çalışıyorlar.Sizde oyle bi sey varki insanların kalplerine isleyen, fikirlerini etkileyip hayata bakisini değiştiren. Sizinle tanismam tesadüf oldu biraz ve birazda gec. Ama iyiki de olmuş. Bir cok insan belki ayni şeyleri söylüyor ancak bi kez de ben söylemek istedim. O geminin bir gun geleceğini biliyoruz. İcinde hala umut besleyen o guzel insanlar adına…

  157. Mehmet Zeki Özhan left a comment on 07 Kasım 2015 at 21:38

    Hep siyahsa eğer, doğru açıdaki kalbi.Gözlerimize çocuksu gülümser. Abi yardım etmelisin.

  158. Aslı left a comment on 10 Kasım 2015 at 13:48

    Ah Muhsin Abi’ye…

    Bu aralar samimiyete ihtiyacımız var ağabey,varsa sende biraz,yoksa çokca yaz içimiz darlandı.
    Sıla dinler misin ?

  159. Ümit Rıza Özoğuz left a comment on 23 Kasım 2015 at 01:28

    Şöyle ortaya duble yalnızlık koysana abi en demlisinden. Seslendirelim, beste yapalım da yalnızlığımız keskin kelimelerle mana bulsun

  160. Kelebek left a comment on 28 Kasım 2015 at 11:40

    Yağmur başladı , sen dedim. Camlara koştum ..

  161. Muazzez left a comment on 28 Kasım 2015 at 22:48

    Aşık olduğumu sizin yazdıklarınızı okuduktan sonra daha iyi anladım. Sonra acı çektim bi daha okudum, bi daha acı çektim..

  162. şerifenur left a comment on 05 Aralık 2015 at 02:03

    merhaba onur abi nasılsın? gecenin köründe rahatsız etmek değil niyetim yazdıklarımı da okur musun bilmiyorum. öyle delicesine de tanımıyorum seni açık konuşmak gerekirse ama şiirlerin o kadar dokunuyor ki bana hayatında kitap okumamış edebiyattan gram zevk almayan annem dahil, bildiğim herkesle tanıştırıyorum seni. satırlarında gurur duyuyorum. sana sormak istediğim tek bir şey var. anlamak için çok kafa yordum hatta kendi kendime anlamıyorum ulan diye bağırdım. abi ne demek istedin “ya siz hiç yahudi bi minibüs şoförü düşlediniz mi?” derken. çayına bir şeker de ben atıyorum abim. hayatı iyi seyirler

  163. Muhammed left a comment on 07 Aralık 2015 at 05:32

    Abi at dolusu cümleler yazamam. Bana şiir kitabından gerek bir tane imzasını At-masanda olur. Çok pis belada başım…

  164. Delifişek left a comment on 07 Aralık 2015 at 23:25

    Neden olmuyor be
    seviyoruz gidiyorlar açıklasana bunu bana

  165. Bilal left a comment on 07 Aralık 2015 at 23:57

    Bu ülkenin rusyanın doğal gazından çok,
    Senin oyuncak kedine,mecnunun AT’ına,ismailin gemisine ihtiyaç var be abi.
    Susmayın!
    -n’olur
    (doğalgaz felan sosyal mesaj verdim korkmalısınız benden sisteme karşı gibiyim)

  166. Yaprak left a comment on 12 Aralık 2015 at 21:55

    Hoca valla o değilde seni bir değerli arkadaşa kitabını hediye edince tanıdım. Tanımaz olaydım demiyorum kalemine sağlık ne derin yazıyosun. Ama o kitabı o zat-ı muhtereme almaz olaydım. Sor bi neden? Ben aldım o beni anlamadı anla işte gönül mönül. Yani diyeceğim o ki arada yaz iki la şeyedelim

  167. ekrem yıldız left a comment on 14 Aralık 2015 at 14:32

    selamlar.
    sizin kitabınızı gördüm kütüphanede.açıkçası mahlasınızın çok ilginç geldiğinden aldım kitabınızı elime.absürt şiir tarzınız çok değişik geldi kitabınızın ilk şiirlerine karşı fazla ilgisizdim hatta çok komik gelmesinden gülüp durdum.kitabın ne zaman ikinci kısmına geldim o zaman değişik duygular hissetmeye başladım.sizi seven birkaç şahısla karşılaştım sanal ortamda.herkes resulullahla benim aramdaki farklar şiirinizden bahsediyordu.ama ben nedense en çok ah o gemide ben de olsaydımı sevdim.fazlasıyla büyüleyiciydi.absürt şiirlerinizden sonra (sizde eminim farklı anlamları vardır) böylesine sanat yüklü bir hiciv beni mest etti.benim nezdimde çok büyük bir şairsiniz.bunu bilmenizi isterim ve şiirinizin istediğiniz amaçlarına ulaştığını bildiririm.
    saygılarımla..

  168. Servet Oğuzyer left a comment on 14 Aralık 2015 at 20:07

    Kısa bir herif kaytan
    bıyıklı. Elinde baston. Kocaman burnu
    vardı. Atlar geliyor. Sarıldım kadına
    , kadın aglıyor sessiz sessiz. Koydu
    basını omzuma , omzum
    sırılsıklam. Hissediyorum kanımı.
    Dolasıyor tüm vücudumu , sessiz
    sanırsınız da ne baskadır kanın
    sesi. Hadi diyelim yokuz
    biz. Aglamadı mı kadın ? el
    kesilince akmadı mı kan ?
    susmuyoruz lan biz. Cigerlerimize
    öyle çekecegiz ki havayı
    patlatayacagız bu cigeri temiz
    havayla. Öyle sarılaca˘gız ki
    birbirimize kemiklerimiz bu yüzden
    kırılacak. Öyle seviyoruz ki biz o
    yüzden aglıyoruz.
    Ki bu atları beslemeyecegim anlamına da gelmiyor.

    Koca koca atlar tarihe gömülür o kadar.
    Eylül başı görüşemedik.. Neyse.. Sevgiler sevgiler sevgiler..

    Ah Muhsin Ünlü Oku Bunu …

  169. Ayfer left a comment on 14 Aralık 2015 at 22:29

    Geçen gün doğaçlama müzik yapan bir grup arkadaşımı dinlemeye gittim. Tarzları biraz farklı, bir melodi tutturup ona seçtikleri şiirleri uyduruyorlar. Çok güzel iş. Çoğunlukla bilmediğim şiirleri seçerler. Geçen otururken senden bahsettik. Ne güzel adam dedik. Sonra konser günü bir baktım sen beni öpersen diyorlar belki de ben fransız olurum. Ne güzel gitti bi bilsen. Ağzımıza taktik 2 gün ah muhsin ünlü. Bütün peyote ah muhsin ünlü oldu. İlk defa konser sonrası klasik 40 kişilik masamız tek bir şeyden konuştu . Hiç o kadar bütün görmemiştim. Seni zaten hep sevmisimdir. O gün daha çok sevdim. Ertesi gün küçük bembeyaz bir kuş aldım. Ona okuyorum 2 gündür mutfakta. O da sevdi gibi geliyor oturup sakin sakin dinliyor. Ben 22 yaşında annesi babası olmayanlardanim. Kira ödemek baya zor.Arkadaşım da çok yoktur. Evime çok gelen olmaz.Mutfakta yalnız otururum hep ama 2 gündür kuşum, sen, ben oturuyoruz sabaha kadar. Çok kalabalık oldu mutfak. Bir güzel muhabbet döndü ki sorma. Sağol.

  170. atlarstarthakemi emrinegirdi left a comment on 15 Aralık 2015 at 01:53

    Merhaba abi. Güzel bi insan mısın bilmiyorum ama sizin yüzünüzden hayatımın çalışmakla geçecek yillarini leyla ile mecnun izleyerek geçirdim. çok teşekkür ederim abi. leyla ile mecnun izlemesem olabileceğim şeyleri aklıma getirmek istemiyorum. bir sürü farkli insan var dünyada. abi arada bir o kadar farklı kisilerle karşılaşıyorum ki rüyada olup olmadığımı ayırt edemiyorum. siz guzeldiniz. sen guzelsin. afilli filintalar güzel. keşke sizin gibi ifade edebilsem kendimi. bi de okulda tenefusler cok kisa çayı bitiremiyorum. arada bir de gaza gelip 75 kurus yapıyorlar çayı. insan nasıl kafayı yemeden durabilir burada. her neyse ya kim okuyacaksa bunu ona dert yanayım. saat 01.44. uyanık olmak için derdim yok. yani manyagim galiba. seni günlük gibi kullansam kullanılmış hisseder misin abi. ya da buldum bi defter alıp ismini muhsin koyayim. aslinda var bi tane defterim. 3 yil oluyor yaklaşık ama ismi “vasıfsız”. sizden dizi/kitap/film istemiyorum. rüyalarıma girseniz yeter. zaten full uyuyom bari bi işe yarasin. neyse üzerime karabasanlar cokmeden uyuyayim. bazen cok zor uyuyorum abi. tam uyuyorum ama uyanigim da. ama uyuyo gibiyim de. kendime gelemiyorum da yapamiyorum da bir sey. karabasan mi bilmiyorum. ama bazen korkuyorum bundan. annemi cagiriyorum beraber yatiyoruz. o zaman aklıma tum gun anneme bağırdığım zamanlar geliyor. niye bu kadar nankoruz be. namazlarimi da çok aksatiyorum. hatta aksatmalarimi namazlatiyorum. anladın sen işte. bir de rica ediyorum okuyan kişi bunun daha fazla yayinlanmasina izin vermeden silsin. sırf zarar çünkü. uykum da yok. abi uyku cok korkunc beee. ölüm de öyle. sık düşünüyorum bugünlerde ölümü. ne bileyim korkunç be. umarım boşuna yasaman. bi hedef edinebilirim kendime. neyse abi istersen bana düzenli olarak telefon edebilirsin. ya da ödemeli at ben arayayim çünkü bimcell’liyim ben. iyi geceler bunu okuyup ah muhsin ünlü ile arama giren kişi. hoş mu kardeşim? ahireti var be bi de. neyse okuduysan sil artık. arada yazarım aklıma gelirse.
    cbjryi özlüyorum.

  171. Elif nur left a comment on 15 Aralık 2015 at 03:12

    Amacınız ne? Islam’ı seviyor musunuz?

  172. Muhammed Ali Mungan left a comment on 15 Aralık 2015 at 22:40

    Sana mı soracağım, seni sevip sevmeyeceğimi?

  173. Yusuf Çelik left a comment on 15 Aralık 2015 at 22:42

    Hemşerim,körfezlim..hodri meydanlarda ışıksızım.biçare yusuf neylesin,keşke müfettiş olabilseydim.uyansam bırgun desem ki çalısmak ne guzel sey.saat uykuya yakınlasmakta ,yarın ıs var ,işim var ama gücüm yok

  174. Reyhan left a comment on 15 Aralık 2015 at 23:05

    Seviyorum be(!)

  175. İmaminpilavi left a comment on 15 Aralık 2015 at 23:11

    Şiirleri anlamasamda seviyorum. Çoğu kişide anlamıyodur zaten ama seviyoruz. – Senegalliler dahil değil

  176. Hatice left a comment on 15 Aralık 2015 at 23:52

    nasıl bu kadar zeki olduğunu bilmiyorum ama bil ki buna imreniyorum. yazıyorum hep ama daha iyi yazmak için bi kaç taktik bekliyorum. kapışalım hadi bi kaç taktik ver bana!

  177. Simgeakgun left a comment on 16 Aralık 2015 at 00:55

    Abi düşmeyelim mi incire

  178. Delifişek left a comment on 16 Aralık 2015 at 00:59

    unutamam demiştim unuttum sevemem demiştim tekrar sevdim insan neden sever

  179. Emre Akkuzey left a comment on 16 Aralık 2015 at 01:45

    sen bizim duygularımıza hislerimize tercüman olan harika bir insansın. umarım tekrardan şiir yazman için demiş olduğun şartlar oluşur.

  180. Rdv left a comment on 16 Aralık 2015 at 14:38

    Bi şiirlerini sevdim,bide şu okuldaki Nazife’yi. Biri şiir biri şiir gibi
    Şiirlerinde onu bulmaya çalıştım, o ise en güzel şiirdi aslında
    Okudum senin şiirlerinide,
    o bir sayfasını bile açtırmıyo bana

  181. esra left a comment on 16 Aralık 2015 at 15:54

    Çok kötü fena şeyler hatırlıyorum adını görünce, göğsümü orta yerinden ayırsalar ancak bu kadar acı çekerim. acıya dayanacak yer kalmadı lan. Bir de mektuplarımı geri yollamadı bu ne demek oluyo?

  182. gizemlibişey left a comment on 16 Aralık 2015 at 20:07

    yapmayın nobel falan.. senin gibilere nobel reddedilmelik.

  183. Secil Boşver left a comment on 16 Aralık 2015 at 20:34

    Selam ağabey! Geçen yıl annem gitti.. Ölüler öldüklerini bilmezmiş, ölüm kalanlarıymış değil mi ağabey. Anneler gidince de babalar dayı olurmuş. Babam anında dayı oldu. Teyzem (!) babama bir hanımefendi buldu, evlendi. Sonra ağabeyim benden vazgeçti, seni seçtim yeni ağabey olarak. Gurbetteyim dümdüzüm. Mecbursun, bi zahmet! Bir günde evsiz anasız babasız kaldım. İçim yanıyor Ah Muhsin Ünlü oku bunu. 29 yaşındayım. Annemin uzun süren rahatsızlığı nedeniyle hiç başka şeylere ağlayamadım, gönül işlerine dalamadım. Ama işte oğlanın birini sevdim biraz, belki çok. “Annem gibiyim az sevme bilmiyorum ben”. O da dün “Hayatımda biri var” demez mi! Allah seni davul etsin, dedim. Hachiko diye bir köpek var bilir misin ağabey, hergün sahibini saat 5’te tren istasyonunda beklermiş, sahibi öldükten sonra 10 küsür yıl beklemeye devam etmiş. Ben de otursam şu havaalanı “Arrival” kısmına. Hergün beklesem. Dünyadaki 7 milyar gelse. Biri bile annem değil ağabey. Anlıyor musun? 7 milyarda 1 ihtimal bile annesini görememesi insanın ne demek anlıyor musun?

  184. haviley left a comment on 16 Aralık 2015 at 23:20

    arkadaşıma ah muhsin ünlü’ye mektup yazmak ister misin dedim neden hapiste mi dedi. ne diyelim ah muhsin ünlü ah diyelim

  185. ahmal left a comment on 16 Aralık 2015 at 23:57

    yıllanmış bir sigara tiryakisinin, sigarayı bırakmış gözleriyle dünyaya bakmaktı seni sevmek. bırakmayana anlatamazsın. ah!

  186. Ardalyonovna left a comment on 17 Aralık 2015 at 01:02

    Ne zaman sizi okusam dedem aklima geliyor bir kere daha agliyorum bir sigara daha yakiyorum.

  187. yasin koçak left a comment on 17 Aralık 2015 at 01:45

    üstad şimdi mesaj olayı flan hani, ben heyecan etmekli olmaklı bişeyli oldum.
    Şimdi sizin yüzünüzden ben hayata biraz biraz şiirli bakıyorum.hatta bazı günler biraz değil çok oluyor öyle bakıyorum, öyle bir hal aldı ki dersimin dağlarında gezmek istedikçe askerlerden korkmuyorum, biliyorum ya kıçımdan ya da düşümden vuracaklar, olsun yine de ölmeyeceğim. Bu dağlarda hep gezeceğim ben. Hem vursalar da sorumlusu sizsiniz, hayata bardağın ters tarafından bakmayı öğrettiniz bize. Doluymuş boşmuş takılmadık biz. Bi ters bi düz anlayacağınız bizim dünyalar, hele ki dağdan bakınca daha iyi anlıyor insan. o yüzden galileo’yu aptal olarak görüyorum mesela, o yaşına kadar anlayamamış. Halbuki çıksaydı dağa hemencik anlardı. Şimdi sebepli sonuçlu, bol övgülü, çok sevmeli, hatta biraz da hayranlı bir mesaj bekliyordunuz muhtemelen, ben olsam sevmem öyle şeyleri, aman haa hayranlık flan gelip-delip geçici şeylerdir bence. ben olsam kimseye hayran flan olmam, hem uçmuyolar bi kere. uçsalar eyvallah da, yok yani. neyse ya fazla uzatmalı bir yazı dizisi çektim galiba. Ben de sizdenim yani :), amaaaan takılıyorum işte anlayın siz de. aaoow sigaranın külü düştü onu temizleyem ben,

  188. izzet hilmi çekiç left a comment on 17 Aralık 2015 at 14:21

    Sevgili Şeyhim,beni hep yarıya bölüyor senin şiir olan şeylerin.

  189. Bilal Yılmaz left a comment on 17 Aralık 2015 at 17:36

    Mesaiye beş kala, servisteki yarım saatim, tramvay beklerken, herkes yattığında sigaramı içerken yazdıklarınla çaldığın dakikalar helal-i hoş olsun. Merak etme, yazdıklarını okuyup, gaza gelip bir hışımda yazanlardan değilim.Okumaya devam edenlerdenim.Yaz ki unutturma kendini, biliyorsun; çabuk unutuyoruz.

  190. oğuz ateş left a comment on 18 Aralık 2015 at 02:04

    âh muhsin ünlü,

    ben de mektup yazdım abi geçenlerde, ne söylemek istedimse azıyla çoğuyla döktüm kağıda. ilk defa yazdım bunu o yüzden pek beceremedim sanırım. ama yazdım be abi. böyle bir zamanda tuttum mektup yazdım ona. senin şiirlerimden ilham aldım, okudukça doldurdum satırları. fakat sonunda dünyanın en sessiz mektubu oldu bu, kuru bir teşekküre hasret. sana da bunları anlattım çünkü sen de anlarsın abi, sen daha iyi anlarsın. sevgiler.

  191. Taha Karakoç left a comment on 18 Aralık 2015 at 21:15

    Annene,atlara,sevgiline,şeyhine olan sevgini seviyorum üstad.Kavmim yanlış tufanlardan geçip dururken senin şiirlerini okuyorum.Kült şairi olmak zor iken bunu kolay işlemen hayranlığımı bin kat arttırıyor.Yeniden şiire başlaman dileğiyle tüyük bürk şairi…

  192. Gök Adam left a comment on 18 Aralık 2015 at 22:16

    ”Belki öğrenciyim bir vasfım yok kara kalem dünyada, şiirle tanışana kadar kendimi mutlu hissediyordum, önce ikinci yeni ardından siz, ardından Oğuz Atay, onun ardından da Kafka… Şiirden sonra mutlu olmanın anlamını sorguladım. Hadi şiir diye sıkıştırmayalım anlamı sanat diyelim ona. Eğer o haziran gecesinden sonra hala bu küredeysem, bunda sanatın payı çok, dolayısıyla da sizin. 20 yaşıma pek çok şiir sığdırdım,okudum baktım anladım sorguladım. Onlara kendilerinin dışında anlamlar yükledim. Lafın özü, kelimelerinize -ki benim için çiçek onlar, ”var olsunlar” diyorum.

  193. Sevgi left a comment on 19 Aralık 2015 at 00:19

    Çok Sevgili Ah Muhsin,
    Sözcükleri hissetmedikçe sarf etmek istemem, ki gerçekten de pek sevgilisiniz. Kendime bu kadar yakın olduğunu düşündüğüm, ilk okuduğum şiirinizde “Bu adam, çok ben…” dedirten nadir insanlardansınız ve, öyle düşünüyorum ki, keşfedildiğiniz çoğu insan için özelsiniz. Yazma isteğim sırf bundandır. Bu oldukça yüzeysel konuları geçmek gerek…
    Ah Muhsin… Lütfen yazın. Umuyorum, şiirinizin devamı için beklediğiniz “uygun koşullar” yakındır… Çünkü siz, yeterince aynılıklarla bezeli olduğunu düşündüğüm dünyadaki en pastel renksiniz. Kafanızın içi kutsal, dostum. On yedisindeki bir kızı oldukça derinden etkilediğinizi ve ona işlediğinizi belirtmek isterim. Ah Muhsinvari davranıyor gibi gözüküyorum ama hayır. Dediğim gibi, siz bensiniz. Şu sıradan dünyamın en aykırı aynısısınız. Ne ironiksiz, Ah Muhsin…
    Bir gün, tanışmak ve tartışmak dileği ile… Umutla kalın…

  194. alesta left a comment on 19 Aralık 2015 at 00:52

    bir mektup hangi cümleyle başlarsa zifte bulanmaz abi? sahi mektup yazacak/yazılacak sadır kaldı mı? çiçek bahçelerime sonbahar düştüğünde dizelerini okumuştum içim boğulsun için, paketten bir dal sigara yakıp düşündüm hoyratça içime çekip. sen ne yaşamıştın abi? yaşarken kaç kez öldün sahi? reenkarne mi edildin gözyaşlarında öldükçe? sen hep yaz yıldız tozlarına mavi şiirlerini. rengini görmesem de okuyacağım, gri de buluşalım abi. hoşçakal

  195. metehan Gümüş left a comment on 19 Aralık 2015 at 01:32

    Şimdi senin şiirlerini okurken ben, çok sevdiğim bir şarkının en can alıcı yerini dinliyormuş gibi hissediyorum. Başım çok sık ağrıyor ve ben başım ağrırken müzik dinleyemiyorum.Senin şiirleri okuyorum. Teşekkürler.

  196. Efsane left a comment on 20 Aralık 2015 at 00:54

    Yazdıklarını ağlamak beynimin sınırlarını zorluyor,
    Beynimi geliştiriyorsun nöronlar coşuyor.
    Teşekkür ederim.

  197. oktay buğa left a comment on 21 Aralık 2015 at 02:33

    BU BİR

    Bugün herhangi bir günün saat yirmi üçü
    Sana en son yirmi üç olduğunda ne söylemiştim
    Gök yüzü kara bir bayrak gibi yıkıyor cihan devletini
    Fakat ben buna rağmen intihar etmek için giyinmedim

    Kravatımın bağlanması , kenevirimin yakılması gerek
    Ayrıca ütüyü de kendim yapmalıyım
    Ben ederken intihar anam şuracıkta yığılmasın diye
    Fakat ben buna rağmen intihar etmek için giyinmedim

    Ölüyorum demek diyorsun ya hani
    Bir cihan gibi işte sen de ölüyorsun demek
    Vay anasını !
    Neyse madem şimdi ölüyoruz
    Bari kenevirimi ateşleyeyim.
    Fakat ben buna rağmen intihar etmek için giyinmedim.

    Bazen çalılıklar arasından uzanan eli
    Bizi şükür ki kurtaran sanıyorum
    Ben o değilim demeden ben
    sallallahu aleyhi ve sellem
    Deyip rabb bu sefer yüzüme baktı diyorum.
    İşte o an bu an oluyor benim ölümlü karım.

    üryanlığına rakı doldurduğumda beyazlaşan
    O masalsı masaları o kadar özledim ki
    İşte bu yüzden sana ölümlü olduğumu hatırlatmak istiyorum
    Bu benim intihar için giyinmem gerek demek
    Ve ben elimde sarılmış kenevir
    Buna rağmen intihar etmek için giyinmedim.

    Ha söyleyim yolun düşer de uğrarsan
    Hap yutmak intihar etmek için en kötü tercih
    Öldürmeden kusturuyor bir maratonda
    Balkondan atlayacaksan da
    seni yakalayan bir babanın olmaması şart.
    Bileklerini de kesemezsin sen şimdi
    En iyisimi boğul ki her sabah uyanıyomuşçasına ölüp gel
    Zaten gitmek bir yandan da bir yerlere gelmektir ?
    Buna rağmen Şu allahın cezası intihar için henüz giyinmedim.

    Genç verter acılarını ninni olarak söylesin
    Ya ada diye kızımız olsa fena mı
    Ayrıca orada istediğimiz kadar adayı bize vermeyecekler
    Gitmesek olur mu ?
    Ya da senin eserinde bir van gogh mu olayım
    Bir kulak parçasıyla işi kurtarmış olurum

    Neyse el beni çağırıyor
    Efendi bırak namal okumayı da
    Giyin biran evvel
    Bu bir ah muhsin ünlü
    aşk tabirlemesidir

  198. şoreş haki left a comment on 24 Aralık 2015 at 22:54

    Ah muhsin ünlü
    ay ışığı içirmişler geceye
    geleye dönerken zarlar
    sessizlik bu kadar mı karanlık olur ha? karanlık bu kadar mı hasta?
    yastayız bi de hala
    Kürdistan terör falan
    yok be yok
    erkeklik serde ağlamam
    travmalara sarılıdır cıgaram
    ne diyorduk
    ay ışığı içirmişler geceye
    hüznümüz yalan

  199. Simurzenben left a comment on 24 Aralık 2015 at 23:42

    Ömrünün geri kalanından herhangi bir gunde sizinle buluşma talep ediyorum. Sayın Ünlü esen kalın azizim..

  200. Çağrı left a comment on 25 Aralık 2015 at 05:40

    Sensiz çay ve sigara yetim kalır.Seni okumadığım günün güneşi eksik.Defalarca yinele, ancak anladığın zaman.Bir günün sonu daha gelir, Çağrı’da zaten erkek ismi değildir.

  201. Mustafa Öztürk left a comment on 26 Aralık 2015 at 18:31

    Freier Mann und seinen Sklaven.

    Özgür olmak ister…
    Her kanguru…
    Her şempanze…
    Karnım tam da bu noktada guruldar.

    Hangi adaptenin ürünüyüm ben.
    Hangi decadancé hayat bu baş rolünü üstlendiğim.
    Hangi Dramın içindeki Tragedyayız biz.
    Özgürlük Tragedyasının içinde.
    İnsanlık Dramının bir bölümünde.
    Modernite komedyasından da içeri…
    Ve bize biçilen bu ekosistemde dostlarım.
    Hangi nişin ürünüydük.
    Hangi nişimizi belirledik.
    Herkes zıplamak ister.
    Ama yalnız kangurular yapar bunu.
    Lamaya tükürmeyi kim tembihledi?
    İnsana katletmeyi…

    Mustafa Öztürk (Ah Muhsin abisine, ,Biricik abisine,)

  202. Anonim left a comment on 27 Aralık 2015 at 00:39

    Sevgili ah muhsin mektup olunca mektup ağızıyla girdim fakat biz zandroit ayfonit çocuklarıyız.Bir gün film çekebilme şerefine erişemesemde bir yerde denk gelmeye iki kelam etmeye razıyım.Bu arada sinema okuyorum.Evdekiler memurvarisi bir işim olur sanıyorlar fakat ölürüm daha iyi son olaraktan şiir mevzusunda kitabını hep çantamda taşıyorum hani bir yerde bir anda lazım olursa diye su gibi falan kal salıcakla abi bir gün bir yerde görüşmek üzere

  203. Çiğdem left a comment on 27 Aralık 2015 at 01:06

    Ah muhsin ünlü, sizinle toplu taşıma aracında üç beş duraklık bir seyahat etmek hayal ettim. Tebessüm de geçiyordu içinde.
    Merhaba.
    Annenize de bir tebessüm.
    Komşumuz olsaydınız belki bir kase aşure.

  204. Abdulkadir Yıldırım left a comment on 30 Aralık 2015 at 17:34

    dün gece yine ağladım
    ki bu lüzumundan fazla seviyoruz demektir…

  205. muhakkar left a comment on 30 Aralık 2015 at 19:58

    kripto sözlerimde saklı
    sana kopan fırtınalar

    tinim kadar puslu
    dilimdeki tayırtılar

    kafiyem kadar eğreti
    gözlerinde bir gökTürk
    dörtnala bulutlar

    kelimeler gibi
    hevesim de paramparça

    yoksa ruhum mu gizli
    uyağımda kanayan kırıklar

  206. Aslı left a comment on 02 Ocak 2016 at 15:51

    ah muhsin ünlü, çok seviyorum sizi! şiirlerinizi okuduğumdan beri çevremdeki herkese şiirlerinizi gönderir oldum. edebiyat defterimin yaprakları hep sizin şiirlerinizle doldu. sizi hiç görmedim. google’a yazıp yazmamak arasında gidip geldim. ama gizli kalmanızı hâlâ tercih ediyorum ^^ size çok çok selamlarımı iletiyorum, tekrar tekrar çok seviyorum sizi! ^^

  207. Enes Babacan left a comment on 03 Ocak 2016 at 21:21

    Şuan bunları yazıyorum çünkü bu siteye normalde girmem. Sıkıcı geçen günümden dolayı. Şiirlerine bakıyordum tesadüfen yani. Ama girmişken emeğine saygıda bulunmak istedim. Resulullah ile aramda ki farklar şiirindeki zaten filmleriimde iş yapmıyor dizesi geldi aklıma. Ben beğeniyorum. Arkadaşlarımda öyle. Kah yönetmenliğinle kah senaryolarınla yaptığın eserler şahane. Şiirlerinden bahsetmiyorum bile. Keşke devam etsen yazmaya arada iki tek atarken karalasan. Neyse sağlığınıza..

  208. muhammed left a comment on 04 Ocak 2016 at 04:29

    abi bi baksana ya geçende yazdım bi cevap vermedin. senin balkonda hala duruyo mu şiir kitapların.varsa bi tane bana yollaman için adres gerekli tabi.artiz kaprisi şeysinden değilsindir. ama bir daha cevap vermezsen dost meclislerinde kalkmış bu adamın bi yerleri muhabbetini açarım diyeyim…

  209. yasin left a comment on 04 Ocak 2016 at 05:05

    Sancısını yaşıyorum kaç zamandır, ufkuna varamadığım bir dünya gerçekliğinin. Akşamında ay yerine insanların bir kuyruğa girip gökten dünyayı aydınlattığı ve yahut sizin bütün bir evrene VY canis majoris olmanız, çiçekleri yeşertmeniz, dağları aydınlatmanız arzusunu. O vakit dünya daha bir ölünesi veya daha bir yaşanılası olurdu. Çünkü hayat bir yanıyla değil Sizin yanınızla güzel, siz de güzelsiniz.

  210. Sevgi Turşaköz left a comment on 04 Ocak 2016 at 18:52

    Çok Sevgili Onur Ağabey,
    Sözcükleri hissetmedikçe sarf etmek istemem, ki gerçekten de pek sevgilisiniz. Kendime bu kadar yakın olduğunu düşündüğüm, ilk okuduğum şiirinizde “Bu adam, çok ben…” dedirten nadir insanlardansınız ve, öyle düşünüyorum ki, keşfedildiğiniz çoğu insan için özelsiniz. Yazma isteğim sırf bundandır. Bu oldukça yüzeysel konuları geçmek gerek…
    Onur Ağabey… Lütfen yazın. Umuyorum, şiirinizin devamı için beklediğiniz “uygun koşullar” yakındır… Çünkü siz, yeterince aynılıklarla bezeli olduğunu düşündüğüm dünyadaki en pastel renksiniz. Kafanızın içi kutsal, dostum. On yedisindeki bir kızı oldukça derinden etkilediğinizi ve ona işlediğinizi belirtmek isterim. Ah Muhsinvari davranıyor gibi gözüküyorum ama hayır. Dediğim gibi, siz bensiniz. Şu sıradan dünyamın en aykırı aynısısınız. Ne ironiksiz, Ah Muhsin…
    Bir gün, tanışmak ve tartışmak dileği ile… Umutla kalın…

    *Sizinle daha “gerçek” bir iletişim kurmayı çoğu şeyden çok isterim.

  211. Sefa left a comment on 05 Ocak 2016 at 17:27

    Ah be muhsin abi. Bi insan ayni siirleri kac kere okuyabilirse o kadar okudum inan bana. Ayni şehrin insanı olmaktan gurur duyduklarim listesinde 1. sıradasın. Adamsın sen.

  212. Selman left a comment on 06 Ocak 2016 at 01:07

    Abi merhaba
    Sana klişe çok güzel yazıyorsun demiyecem ama böyle yaparak bile dedim herhalde ama abi sen şiir yazmayı niye bıraktın?
    Zaten yeryüzünde yeterince zulüm var bari sen etme bize. yaz be abim sen yaz ki senden yüzyıl sonra olurda birisi okursa şiirini bu adam ne demiş diye biraz degil bayagı düşünsün? Örnegin benim bir sorunum oldugunda açıyorum senin şiirleri okuyorum sorunumu unutmak degil de arka plana atıyorum ya diyorum ki bu adam burda bizimle dalga mı geçiyor yoksa burda çok acıklı bir şey mi? Anlatıyor diye saatlerce düşünüyorum.Ve yakıyorum bir sigara zaten şu ve ile başlayan cümlelere hayranım ilahi bir sesleniş var.öyle abi olurda okursan bunları bundan sonra ah o gemide ben olsaydım ı oku abi orda sen çok dehşet şeyler anlatmışsın.bu arada onur abiyede söyle :-) bankası film işi ne oldu?
    (onür ünlünün sen oldugunu biliyorum.mesele ah mühsin ünlüye ayıp olmasın) hadi abi kendine dikkat et

  213. Nur left a comment on 07 Ocak 2016 at 17:41

    İntihara teşebbüse yetmedi param
    Kredi çekmek istedim ölmezsem diye
    Böbreğimi satsaydım bir telefon yerine
    Daha ucuz olurdu ölüm
    Beceremezsem on iki taksit yaptır
    Senden başka kimsem yok.
    Biliyorsun, sen de yoksun.
    Ölümden ucuz artık hayat
    Onu da karşılayamaz oldum.

  214. kaç kişi buraya gereksiz yazdı left a comment on 08 Ocak 2016 at 00:38

    Çok güzel yazdığını kabul etmem 2 yılımı aldı. her gün düşünmedim tabi maksimum yılda 14 dakika. Seni seviyoruz ve okuyoruz.

  215. kaç kişi buraya gereksiz yazdı left a comment on 08 Ocak 2016 at 00:39

    Güzel yazdığını kabul etmem 2 yılımı aldı, toplam 10 dakika ama.Seni seviyoruz

  216. İ. Temuçin Gündüz left a comment on 11 Ocak 2016 at 05:10

    Seni rüyamda gördüm ağabey, bir şelale kenarında yer sofrasında.

  217. İ. Temuçin Gündüz left a comment on 11 Ocak 2016 at 05:11

    Seni rüyamda gördüm ağabey, bir şelale kenarında yer sofrasında

  218. Volkan left a comment on 12 Ocak 2016 at 22:54

    Çok dertliyim be usta. Küçücük bir odadan hallice salonumun ortasında ekrandan fışkıran felaket haberlerinin esiri oldum. Kıpırdayamıyorum. 8 saattir uyanığım ama daha kahvaltı yapmadım. 4 bardak kahve içtim. Kedicik de kesti benden ümidi.
    Yani bilmiyorum sen nasıl dayanıyorsun bütün bu olup bitenlere. Tabi sen şiir yazıyorsun. Yapıştırıveriyorsun yumruğunu devlete inanan rezillerin burnuna. Bir de okkalı beddua…Ohh bee …
    Ama benim ağlamak bile gelmiyor elimden. Çaresizce Camel’e yükleniyorum. Ciğerlerimden hörgüçler çıkacak yakında. Off be usta. Nasıl çekilir bu dünya ağrısı ! Neyse , seni de bunaltmayayım daha fazla… Sayfada görünce öyle iki satır yazayı dedim. sevgiler, selamlar…

  219. Mete left a comment on 13 Ocak 2016 at 12:04

    Ben, canımı acıtan her şey ve herkes için cümleler dizdim. Sonra canım daha çok yandı, ben daha çok yazdım. Yazdıklarımın altına imzayı kim atacak? Ben sadece acılarımın sahibi miyim?

  220. Hamit Payam left a comment on 14 Ocak 2016 at 04:49

    Sevgiliye gönderilemeyen bir mesajın elektronik mektupla gönderilmesinin tezahürü gibi bir sey. Ya da başka bir isim… Tanımlara işimize geldiği gibi tanımlama yapmaya alışkınız zaten son demlerde ülke olarak. Belki buna sevinmeliyiz çünkü ülke olarak çok nadir hemfikiriz. Lezzetli güney yemeklerimiz müstesna. Ayakkabılarınızı şehirlerimizin kapılarında görmek istiyoruz. Ki bu içine nal salmaktır biz olmanın. Bize gelmekten çekinen, sevgimizin aşırı dozunda ezilen ve koşar ayak yolculuğa başlayan aynı zamanda sevda mahallimize yabancı olan yine de gördüğümüzde dışımıza karşı içimizi isyan ettiren şahısların bu yaptıklarına mukabil olarak kaleminizi kırk yaşından büyük olan Senegallilerden i esirgemeyin

  221. bişeyler left a comment on 15 Ocak 2016 at 02:35

    biliyorum seninde miğden bulanıyo

  222. Ümmiye left a comment on 15 Ocak 2016 at 04:14

    Söylemek eyleminin en zor olanını başardım bir zamanlar aslında.Zor sev güzel olur dediler fakat olmayacak dualardan bahsetmediler.
    Çok merak ettiğim ise cümlenin israf edileni olmadığı için mi lal olmuş dili gökyüzümün.Çok sevdim hep kapkaranlık kalan gökyüzümü.Sezai Karakoç sana da selam olsun

  223. Bir Garip Hacer left a comment on 15 Ocak 2016 at 04:36

    AYAKKABILARINI KAPIMIN ÖNÜNDE GÖRMEK İSTİYORUM! Ah ne ince anlatılmış aşk bu ve bunun gibi nice cümlelerde. Ah muhsin ünlü ağbeyim, sana anlatmak isterdim insanoğlunun sevgisini. Ve çözüm bulmak, belki bir şiir yazmak. Kimse anlamıyor sevgiden. Avaz avaz bağırarak inmek galatadan karaköye. Bir martıyla paylaşmak sevgiyi. İyi insanlar paylaşır değil mi? Senin gibi şairlerden öğrendim. Sevginin hasını, kadın halimle adamlığı. Kimse neden dünyadaki tek çarenin sevgi olduğunu görmüyor? Bu arada kimi çok sevdiysem hep geç kalmışım hayatına muhsin ağbey. Hep sonradan dahil olmuşum hayatlarına. Ben onu çok sevdim. Bir “iyi akşamlar” deyişiyle, ütopyamda ulusal bayram ilan ettim. Ve öğrendim, aşk imkansızlıkmış. Sevmiş ve parçalanmış tüm kalplerden öperim. Saygılar.

  224. sertac kahveci left a comment on 15 Ocak 2016 at 06:12

    burasi dunya yahu burasi bu kadar iste her yere cekilebilir ama asil anlami nedir çok merak ediyorum cevaplarsaniz sevinirim Teşekkürler

  225. sertac kahveci left a comment on 15 Ocak 2016 at 06:12

    burasi dunya yahu burasi bu kadar iste anlami nedir aciklayabilirmisiniz tesekkurler

  226. Nisa Nur Güler left a comment on 15 Ocak 2016 at 08:13

    Merhaba

  227. memo left a comment on 15 Ocak 2016 at 08:28

    seni seveni seviyorum
    uzunca bir süredir
    bu süre aşk için kafi derecede
    başım sürekli ağrıyor
    ağrıtıyor
    ama şikayetim bundan değil
    asıl canımı yakan
    popüler ölüşler
    sürekli ölüyorum ben de
    senin de dediğin gibi
    bir kez daha görüşsek onunla konuşsak yarım kalan konuşmamıza aracı olur musun
    aracım
    elçim ol abi
    beni dinlemedi sevmedi
    oysa seni dinler
    seni seviyor çünkü şiirlerine hayran
    çünküsü bu kadar
    bu da memo nun hikayesi
    umarım okursun

  228. tilki hanım left a comment on 16 Ocak 2016 at 04:23

    Evi olmayanlar nerede yaşar?
    Evimi doğarken kaybetmişim. Kapıyı öyle hırsla çekmişim ki koca bina tepeme yıkılıvermiş. Camilerden çıkarken kapıları dikkatli örtün, anneleriniz ölebilir.

    Ben ne zaman sokağa çıksam yağmur yağıyor. Babam ayakkabılarını her boyadığında da yağmur yağardı. Yeterince kötü bir insan olursanız sizler de yağmur yağdırabilirsiniz, hem de duasız, danssız! Babam belki de kötü bir insan değildi. Hristiyanlar belki hristiyan değildir, ben de müslüman değilim belki müslüman bir aileye doğmadıysam.

    Günlerden pazar, çekip gitmiş bir kadın her zaman çekip gitmiş bir kadın olamıyor. Bu gece nerede uyuyacağınızı düşünüyorsanız yeterince gitmiş sayılmazsınız. Çocukken bir yetim olduğumu kavrayabilseydim şayet, belki yağmur bu denli yoğun geçmeyecekti tepeme.
    Yirmi yaşındayım, annemin beni bu dünyaya bırakıp kaçtığını henüz kavrayabiliyorum. İşte çekip gitmiş kadın dediğin böyle olur. Annem gibi!
    Biraz evvel bir adamı yarı yolda bıraktım ve böylece annem bir kez daha ölmüş oluyor ve ben bir kez daha yetim kalıyorum, bir kez daha şu koca kaldırımları ardı ardına gırtlağıma geçiriyor rabbim. Gök, çürümüş bir ceset görmüşçesine üzerime kusuyor, çatılar oluk oluk kusmuk akıtıyor caddelere. Hava karardı kararacak. Hepimiz biraz Maria Puder değil miyiz böyle akşamüstlerinde?
    Yirmi yaşındayım ve yalnız yetim yahut öksüz olduğumu değil, aynı zamanda kimsesiz ve avare olduğumu henüz kavrayabiliyorum. Sahi İstanbul’u kaç yaşında fethetmişti Fatih?

    ***

    “Yalnız ve savunmasız görünüyorum fakat oldukça saldırganımdır da.”
    Eflatun eşarbının boynundan süzülüşünü seyrederken binlerce farklı evrende binlerce ben bir sigara yakmayı lazım görüyordu. Ateşi sigaraya denk getiremeyince çakmağı masaya bırakıp gözlerine dönmek için derin bir nefes aldım.
    Devam etti: “Diyeceğim o ki etrafımda dolanmanız sizin zararınıza olacaktır.” Elmacık kemikleri, üzerinden şelaleler sarkıtan kayalıklar kadar keskin ve mağrurdu. O konuşurken yeniden emin oluyordum: Gördüğüm en güzel kadındı.

    “Beni yanlış anladın. Peşinde değilim. Yalnızca yardım istiyorum.” Siz diye hitap etmek için fazla yalnızdı.

    Gülümsedi, gözlerimi kapattım.

    “Yardımsever biri gibi mi görünüyorum?” Ses tonunda, dudaklarının nasıl kıvrıldığını, gözlerinin hafifçe kısılışını, hatta saçından bir tutamı tam şu an sağ kulağının arkasına sıkıştırmakta olduğunu görebiliyordum. Bir çakmak tıkırtısıyla gözlerimi açtım, kırmızı çakmağım ince parmakları arasında sigaramı yakıyordu. Sigaramın hala dudağımın üzerinde beklemede olduğunu unutmuştum, içime çektim.

    “Dokuz yaşındaydım…”
    “Hayat hikayeni mi anlatacaksın?” Anlaşılan ben de yeterince yalnızdım.
    “Hikayeleri seviyorsun.”

    Gözlerini kıstı ve bir şey soracak gibi dudaklarını araladı, ardından vazgeçip onaylar gibi kafasını salladı.

    “Dokuz yaşındaydım ve bir cenaze törenindeydim. Törene her yeni gelen için ölen adamın hikayesinin üzerinden geçiliyor, bense her tekrarı sanki ilk kez duyuyormuşçasına merakla dinliyor, yeni detayları başta anlatılanlara ekliyordum. En sevdiğin kitap ne?”

    Duraksadı “La Fontaine Masalları.”

    “Yazarı kim?”

    Cevabı o da bilmiyormuş gibi afalladı.

    “Kızı adamın dizinde yatıyormuş.”

    “Hangi adam?”

    “Ölen adam. Kızı dizinde yatıyormuş, o da saçını okşuyormuş.”

    İrkildi. Devam ettim: “Kızı gördüm. Cenaze töreninde. Odasının kapısı aralandı ve kapısını çalan kadın bulunduğum yerden duyamadığım bir şeyler söyledi. Kız benim yaşlarımdaydı. Saçları babası severken de bu kadar dağınık mıydı diye düşündüm.”

    Hiddetle konuşmak için dudaklarını araladı fakat ancak cılız bir ses çıkarabildi “Sen…”

    “Bundan sonra saçları toplu olabilir mi diye düşündüm. Hayatımda ilk kez kederi canlı ve kanlı görmüştüm, üstelik dokuz yaşında bir kız çocuğu kılığında.”

    “Defol masamdan!”

    Kendi kendine yarılanmış sigaramdan derince bir nefes aldım. Korkmuştu. Elinde olsa beni oraya gömecek gibi bakıyordu ve bu konuşurken yüzüne bakabilmemi güçleştiriyordu. Başımı eğip devam ettim: ” Babası kızın saçını aniden çekince kız çığlık atmış. Sonunda saçlarını babasının parmaklarından kurtarabildiğinde babasının öldüğünü görmüş. Kalp krizi.”

    Kaşlarını çattığında kirpikleri neredeyse kaşlarına değiyordu ve alnında iki silik çizgi çıkıyordu. Ezberledim. Hiddetlle sandalyesini kaydırdı ve masadan fırladı. “Kimsin bilmiyorum ama hikaye dinlemeyi falan sevmiyorum. Bir daha karşıma çıkarsan gözlerini çıplak ellerimle yerinden sökerim.” Hızlı adımlarla aksime doğru ilerlemeye başladı. Eflatun eşarp süzülerek yere düştü. Alıp peşinden gittim.

    “Ben de ölüyorum.” dedim.

    “Beni ilgilendirmez.” dedi. Ağzından çıkan her kelimede adımlarını biraz daha sıklaştırıyordu. Süzülerek düşen bir kırlangıç gibiydi, sivri topukları ile gövdemin üzerinden geçse ses etmezdim.

    “Hikayelerimi dinlemen için gözümün birini sana verebilirim. Diğerini de ben ölürken alırsın. Söz veriyorum.”

    “Kafayı yemişsin sen.”

    “Kabul.”

    “Ruh hastası bir andavalsın.”

    “Tamam, öyle olsun.”

    “Sırf seni tıkmak adına lüks bir tımarhaneyi kapatabilirim.”

    “Beş kuruş paran yok.”

    “Andaval!”

    Sol elini yakalayıp eşarbı avcuna tutuşturdum. “Hikayelerimi dinleyecek misin?”

    “Evet.”

  229. Muhammed Kaan left a comment on 17 Ocak 2016 at 03:27

    Abi modern Türk şiirine ne kattıysan güzel olmuş, eline sağlık.

  230. Can left a comment on 17 Ocak 2016 at 20:57

    Nazımı nazımca anlamak felsefesini size göre de söylemek mümkünmüş gibi görünüyor bunun için önerileriniz var mıdır ?

  231. ayse left a comment on 19 Ocak 2016 at 13:53

    Açtım sayfayı bir sen yazdım bir ben
    Fon da müzik olmalı
    Kamuran Akkor
    Sızının da sızladığı bir yer var
    Sırat bu olsa gerek,
    Cennet Cehennem yer değiştirmiş yüreğimde
    Cehennem galip Cennet sıkıcı
    Tanrı arkadaş, Tanrı en büyük düşman
    Tanrı da bilmiyor tütün içmeyi
    Tanrı da benim Tanrım
    Benim kadar tek düze benim kadar sıkıcı
    Söze senle başlamıştım aslında ben…

    Ayse Günana

  232. Turan çalışkan left a comment on 19 Ocak 2016 at 17:43

    Şimdi ne zaman bir kadın bizi sevmese biz onu burçak ilan ediyoruz. Eskiden kısmet diyorduk, şimdi burçak.

  233. Fil Dişi Dergisi Ahmed Ay left a comment on 22 Ocak 2016 at 16:33

    Selam olsun Abi.
    Bilmem bizi reddeder misin, bunu okur musun, okusan cevap verir misin?
    Ama biz seninle bütün dergi olarak tanışmak istiyoruz.
    Vaktin zamanın nasıl, bilmiyoruz.
    Olumlu olumsuz geri dönüş yaparsan seviniriz, çünkü biz cidden bekleriz.
    Ah Mail Ulaştırsanız bize.
    Uğurlar olsun!

  234. Kemal YAĞCIOĞLU left a comment on 22 Ocak 2016 at 18:41

    Gözyaşlarımla boğuldu gözlerim.
    Seni son gördüğüm günde kaldı yarınlarım.
    Kabuslarıma son vermeliyim artık,
    bakıştığım silah şakağıma yaklaşırken bir nefes alıyorum sigaramdan sevgilim.

  235. Kemal YAĞCIOĞLU left a comment on 22 Ocak 2016 at 18:48

    Sevgiden yoksun zavallı bir koloni günahkar dünyamız.
    Gülüşler sahte,merhamet tükenmiş.
    İşte ölümü daha cazip kılan bu.

  236. Yağmur left a comment on 22 Ocak 2016 at 22:14

    Öncelikle şu an dahi ağzımın gülümsemekten ikiye yarıldığını hissedebiliyorum. Yani tam da size ulaşabileceğim bir yer arıyordum. Sırf sizin için twitter hesabı açacaktım ki bu siteyi gördüm. Sizi daha bugün keşfettim. Leyla ile Mecnun olsun diğer eserleriniz olsun hepsini duydum ama sizin eseriniz olduğunu bilmiyordum. Leyla ile Mecnunu da bir kere dahi izlemedim. İzlerdim belki ama bende huydur, popüler şeylerden uzak dururum. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sının popülerliğinin geçmesini ve fotoğraf çekmek için yanına konulan kahvelerin soğumasını bekliyorum mesela şu an okumak için. Her ne kadar saçma olsa da böyleyim işte. Her neyse ben şiir yazıyorum yani şiire benzer bir şeyler. Böyle diyorlar yazdıklarıma. Ben daha sübyanım da nice şairler benim yaşımda ilk dergilerini çıkardılar. Kendimi inanılmaz başarısız hissediyorum her konuda. Ve sahip olduğum farkındalık en beteri. Neyse uzattım fazlasıyla. Ama işte size yazmak hissi çok güzel. Yazarken bile nasıl heyecanlıyım bilemezsiniz.. Biraz baktım yazdıklarınıza.. Her seferinde işte bu dedim. Mükemmel bir beyin. Mükemmel tek kelimeyle gerçekten. Sanırım etkileneceğim şairi buldum. Hani öyle diyorlar ya. Etkilenmek. Şu an çok saçmaladığımın farkındayım ama heyecanıma ve mutluluğuma verin. Buna yazın veya yazmayın. Gerçi cevap verilecek şeyler yazmadım. İçimden geleni direk döktüm gibi bir şey. Yine de eğer okursanız, okuduğunuza dair bir belirti vermeniz beni inanılmaz mutlu edecektir. Lütfen ölmeyin.

  237. biri left a comment on 23 Ocak 2016 at 01:34

    Aslında söylenecek çok şey varken sadece ‘Babam canımı çökertiyor
    Hep aynı tarlanın önünde ‘ deyiverip her şeyi anlatan şairin şiirlerini okur gibi oluyorum sizin şiirleri okurken. Bu duygu çok da anlatılır bir şey değil

  238. Sair left a comment on 25 Ocak 2016 at 22:26

    okuyoruz bu

  239. Bilal left a comment on 25 Ocak 2016 at 23:24

    Seni taniyalı çok olmadı.Resûlallah şiiri ile tanıdım.Hakikatli adamsın vesselâm.
    Benim için bir kaç satır Karalar mısın?
    İçinde sevdiğim, allah rızası ve annem olsun üstad.kusura bakma siparis verir gibi oldu.

  240. Taha Taştan left a comment on 26 Ocak 2016 at 22:24

    Doktor olacaktım, şair oldum

  241. büyükkötükurt left a comment on 26 Ocak 2016 at 23:58

    Bir kadın cinayet işlemeyi bilmeli,
    Şayet bilmezse, meyli işkenceden yana olur
    Ve bu hiç hoş değil.

  242. büyükkötükurt left a comment on 27 Ocak 2016 at 00:00

    Bir insanın söyledikleri; başından, aklından veya gönlünden geçmiş olabilir.

  243. büyükkötükurt left a comment on 27 Ocak 2016 at 00:02

    Yalnız başına sohbet ediyor bir kurt
    Kelebekler uçuyor
    Ay hiç olmadığı kadar parlak bu sabah
    Bir kedinin martıya aşkı ne kadar sahte olabilir?

    Pençelerinden kayarken bir yıldız
    Kurt sessizce fısıldıyor
    Bu sabah gökyüzü çok karanlık
    Ay gerçekten yüz çevirebilir mi?

    Aşk ve seks tartışılıyor sokaklarda
    Kurt tüm gücüyle uluyor yağmur damlarına
    Ruhu doyurmak varken beden niye?
    Bir kalp en fazla kaç kez katlanabilir?

  244. büyükkötükurt left a comment on 27 Ocak 2016 at 00:05

    Güneş batıp el ayak çekilince,
    Geceye benzetirim kendimi
    Gece aya mecbur
    Ben sana

    Yağmur yağıp her yer ıslanınca,
    Buluta benzetirim kendimi
    Bulut Allah aşkına ağlar
    Ben sana

    Güz gelip yapraklar dökülünce
    Ağaca benzetirim kendimi
    Ağaç yeşile hasret
    Ben sana

    Gün gelip sen koşarak gelince bana
    Sana benzetirim kendimi
    Sen bana aşık
    Ben sana

  245. Cemile left a comment on 29 Ocak 2016 at 08:55

    Ben seni yeni tanımışım be abi. Çok sevmişim amma şimdi tanımışım gibi. Azerbaycandan yazıyorum ben bunu. Burda seni seven o kadar insan var mı bilmem. Biz genellikle türk şairlerini moda olsun diye okuyoruz. Eğer bunu okursan senden bir şey isteyeceğim. Seni çok seven bir kız Ah Muhsin Ünlü benim şairim diyor sana. Acaba ona ne cevabın olur?

  246. Büşra Hal left a comment on 30 Ocak 2016 at 00:35

    Merhabalar, öncelikle bu pek muntazam bir mesaj olmayacak. Ya da mektup…

    Konuya girmek, geliştirmek ya da sonlandırmak gibi bir amacım da yok.
    Yazacağım, bakalım… :)
    Ne düşerse artık payınıza 3 elmadan.
    Sizin gibi şiir tozu yutmuş, özgün bir kalemin düşünceleri ya da dönüm noktaları benim için önemli olan.
    O yüzden bunu yayınlamayıp, bana bir şekilde geri dönüş sağlarsanız çok daha mutlu olurum.
    Ekran görüntüsü alıp, orda burda paylaşacak biri değilim.
    Çocuk ruhluyum biraz, ama çok şükür atlattım ergenliği… :)

    Biraz kendimden bahsederek başlayabilirim bence.
    Ordu’lu, 22 yaşında genç bir İngilizce öğretmeni adayıyım.
    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde okuyorum.
    Ama İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı hep merak etmişimdir, inşallah yüksek lisansım bu bölüm üzerine olacak.
    Şiirle ilk tanışmam 3 kelimeyle başladı.
    ‘Yeryüzü, çiçek ve diken’
    Bu kelimelerle hissettiğimizi bir şiir olarak yazmamızı istedi Türkçe öğretmenimiz ve ortaya çıkan:

    “Ben yeryüzünde bir çiçek iken,
    Sen gökyüzünde bir yıldız kadar bana uzak…
    Ben şiirlerin sonsuz mısralarında gezer iken,
    Dikenli tellerine takılmıştın mavi gökyüzünün. ”

    Umarım gülmüş ve içinizden ‘klişe’ diye haykırmıştırsınız. :) Ben öyle yapıyorum çünkü düşününce… Neyse, tabi küçüktüm ortaokul zamanları.. 3 tane ödül aldım şiir yarışmasında, özel gün ve haftalarla ilgili olanlar varya.. Onlardan. :)

    Bu vesileyle başladım yazmaya.
    İlk aşk…
    İlk zannediş
    Ve ilk şiirim kanamaya başladı lise yıllarımda.
    Babamla ilişkim hep zayıftı, ilk aşkım o olsaydı belki bu kadar acı çekmezdim.
    Ama geçmişte kaldı işte.
    Zor oldu ama geçti.
    Tek pişmanlığım yazdığım 500’den fazla şiiri onu unutabilmek için yakmış olmam.
    Bi şekilde onu hatırlatıyordu.
    Nazım Hikmet hayatına giren o kadar kadına şiir yazmış mesela, hepsi duruyor.
    Aşık olmakla, aşka aşık olmak bambaşka şeyler sanırım. :)
    Her neyse ben yapamadım işte onu.

    Ve merak ettiğim, siz nasıl yazıyorsunuz?
    Ben çok üzgünken ya da mutlu olduğumda yazabiliyorum.
    Hissedemediğim bir duyguya şiir sığdıramıyorum.
    Ve bu yakma konusunda ne düşünüyorsunuz? Nasıl aşabilirim bunu.
    Deneme de yazıyorum, ama daha çok şiir.
    Ben bu dünyaya bişeyler bırakmak istiyorum, kendi kitabımı yazmak…

    Örnek aldığım bir insan olarak bana yardımcı olmak adına ne söylersiniz, merak ediyorum doğrusu. :)
    Bu arada şiir kitabınızı en kısa zamanda edineceğim; internetten takip ediyorum ama kağıt kokusuz şiir, sigarasız kahve gibi…

    Umarım sıkılmamıştırsınız.
    Bu arada instagram’da :
    @ve*********** ve @as****** sayfalarını ben ve erkek arkadaşım yönetiyoruz.

    Kendi yazdığım şiirleri de paylaşıyorum arada, kalanları… :)
    Bi ara bakabilirseniz, çok sevinirim.
    Umarım cevap yazarsınız.
    Sizi öyle seviyoruz ki,
    Condoleezza, bebeğim…

    Esen kalın.

  247. kendi sesim left a comment on 01 Şubat 2016 at 01:52

    İnsanlar bazen ağlar. Uzun uzun ağlar hem de. Erkekler de ağlar öyle deme. Gözyaşları kaleme damlar, deftere düşer. Sonra onlar harflere tutunur, cümlelerde yolunu bulur, sevdiklerinin kalbine gider. Orada yer eder.
    İnsanlar bazen susar. Gözleri konuşur. Dilin çaresizliğini gözler bağırarak anlatır. Ne güzel gözlerin.
    İnsanlar bazen gider. Geride bıraktıkları gözlerini alır. Dönüp bakmazlar. Öylesine giderler.
    İnsanlar bazen de sonsuzluğa göçerler. Gitmelerin de, susmaların da en duygusal halidir bu. Lafı uzatmaya gerek yok, çayı demledim. Hadi gel beraber ağlayalım.

  248. Gamze left a comment on 02 Şubat 2016 at 09:30

    Geçiyordum. Uğradım. Bir süre dolandım buralarda ayak izlerimi bıraktım. Bir anlamsız sabaha anlam kattığınız için teşekkürler

  249. Sema Yaprak left a comment on 02 Şubat 2016 at 19:06

    Ah Muhsin Abi , vasat cümleler kurdum , öznesi gizli ; kendisi eksiltili. Sonu sonsuzluğa vardırdım, geri döndü gerisingeri.
    Biz “limit” hesabı yaparken belirsizliğe inanmayıp sonuca koşan çocuklardık.
    Hangi ara üzdüler bizi?
    Her neyse konumuz değil ama “O gemi bir gün gelecek !”

  250. Kendi Sesim left a comment on 03 Şubat 2016 at 02:20

    Ah Muhsin Ünlü, hep bir bağırış, hep bir kavga. Kulaklarımı müziğin melodisiyle tıkadım duymayayım diye. Hayatımın akışını da salıverdim müziğin ritmine. Gözyaşlarımda neler gizli bir bilsen. Sonra etrafıma dönüp baktım. Mahkeme duvarından hallice suratlar, hayatın kargaşasında sönüp gitmiş bütün güzel duygular. Mutlu muyuz? En son annem ben doğarken mutlu oldu ve ben ağlamaya başladım. O kadar. Ya sevgi? Seksenlerin sıcacık kahvelerinde demlenen tavşan kanı çaylarda kaldı. İzmir’e, Kemeraltı’ya gel Onur Abi. Çayımızı bile soğuttular, biz seninle soğuk bir karadut suyu içelim hayatımızın ve mutluluklarımızın üstüne. Hadi bekliyorum.

  251. Sümeyye Ünal left a comment on 06 Şubat 2016 at 00:47

    Şiirlerinizi okuyayım derken buraya rastladım küçük amatör yazılarım var onları paylaşmak yorum almak isterim mümkün müdür çok mu şey istiyorum?

  252. Burhan Kayhan left a comment on 06 Şubat 2016 at 16:29

    Bizi sığdırıyorlar yine biryerlere birileri. Öyle elle tutulur gerekçeleride yok üstelik. Gel diyorlar gidiyoruz, unut diyorlar unutuyoruz. Ama öyledir ya iyiliğimiz için. Tut şu sıkıntımın bir tarafından ağır basıyor desen. Teselli bulabileceğin bir tane cümle seçemezsin ağızlarında. Eğiyorlar elleriyle kafalarımızı biniyoruz bineklerine mahkumu oynamayı öğreniyoruz sonra kahve köşelerinde, sokaklarda, orada burada. Ama alışmak gerekiyor ya. Ben alışmak istemiyorum ulan! Sizi de istemiyorum, çözün bu kelepçeleri! Çok geçmiyor bir bakıyorsun ense kökünde belalı bir ağrıyla sabaha uyanıyorsun. Bizi öyle bir sığdırmışlar ki biryerlere. Gün geliyor uyanmak bile istemiyorsun. Ah Muhsin abi AH!

  253. Uğur left a comment on 06 Şubat 2016 at 19:10

    Ne zaman kaybetsem kendimi bir yerlerde ismin çıkıyor karşıma söyle çıkmasın!
    Kafamın içinde dönüyor bir senegalli muhabbeti
    Ve ardındından benim küçük amerikan mermisi sevgilim beni dile indirgiyor
    Şaşırmadım mualla kapat ışığı
    Küçük bir ayrıntı karanlık ışığın kanıtıdır
    Zenciler kırk yaşından büyüktür
    -senegalliler hariç-
    Belki sen şiirden dönersin ama şiir senden döner mi?
    Çay var mı?

  254. mevlüt left a comment on 07 Şubat 2016 at 00:16

    şiirin merhametinden nasiplenmek istedik neden sana yazmak istedim bilmiyorum dikkatimi çektin aferin.

  255. Mona left a comment on 08 Şubat 2016 at 21:32

    Merhaba bayım siz şiir yazmıyorsunuz siz solmuş papatyanın acısını anlatıyorsunuz.Sizin ki şiir değil bayım sizin ki samimiyet.Ah Muhsin Ünlü senin dizelerin beni hayata bağlıyor solan papatyalarımı yeniden can veriyor.Ve bu aciz Mona sizin şiirlerinizde yaralarını sarıyor.Evet bayım siz şu yapmacık dünyada sayılı gerçeksiniz.Kaleminizin önünde saygıyla eğiliyorum bayım.
    Sağlıcakla kalın…

  256. Murasaki şikibu left a comment on 09 Şubat 2016 at 01:23

    Sayın Ah abi, sen bu mektubu okurken ben seni anlayamıyor olacağım. Yanlış anlama, kadınları da anlayamıyoruz fakat seviyoruz. Bende karalıyorum birşeyler. İnşallah bende bir gün senin gibi anlaşılmam. Anlaşıldıysa iki defa sayfayı yenile. :) Seni seviyomuşum gibi geliyor içimden. Hayırlı ve uzun ömürler abicim…

  257. Murat Arısoy left a comment on 10 Şubat 2016 at 23:39

    LEYLA/Kavuşamadık… isimli fantastik komedi filmi çekilse. Onur Ünlü bu filmin yönetmeni olsa…
    ÇOK UZAKTA ÖYLE BİR YER VAR isimli bir Ahmet Kaya filmi çekilse. Yaşasaydı ne olurdu gibi…Başrolde Ahmet Mümtez Taylan, şiirde AH Muhsin Ünlü…Yönetmen Onur Ünlü…
    Hayaller çok…
    Başarı ve güzellik dileklerimle…

  258. burak left a comment on 12 Şubat 2016 at 15:27

    seni her yerde okuyorum
    seni şu an dolmuşta okuyorum
    sana şu an dolmuştan yazıyorum
    sana şu an dolmuştan yazıyorum

  259. Büşra left a comment on 14 Şubat 2016 at 12:49

    Ya Allah aşkına okursanız çok mutlu olacağım. Tanışmak istediğim uc beş adamdan birisiniz. Tamam tanışamasakta cevap vermeniz beni çok mutlu eder. Çok önemli şeyler konuşabiliriz dünya hayatında bu fırsatı değerlendirmeliyiz Muhsin abi. Ya da ben en iyisi Allah a dua edeyim o bu işi halleder.;)

  260. musinunl left a comment on 15 Şubat 2016 at 19:34

    benim gercek aska soyleyemediklerim hepsi sizde saklı.

    #şiirisevdirenadama

  261. Cevattorun left a comment on 16 Şubat 2016 at 18:53

    aynı jenerasyona tabi olup aynı kültüre maruz kalmak bizim harcımız
    allah deniz analarını yarattı
    her kabileye biraz keder dağattı
    işte böyle varoldu şevkimiz
    böyle varoldu diaspora, akıl hastahaneleri ve yurdumuz.
    birşeye âit olmamanın denklemidir herşeye biraz ait olmak.
    shekspir yalan söylüyor olabilir
    çünkü onu hiç okumadım.
    hayatımın oldum olası bilinci kayıp
    düzenli olarak ben kimim sorusu…
    ve sonra arjantin bardak dolusu ardından iki litre su.
    lögar kapağının altındaki sesleri duyuyorum
    ki
    yastığın soğuk yanıdır huzura amel
    allah_ım nolur bu şiire bir paket camel
    ikimizde anlatıyorduk
    ben hep konuşmayı atlıyordum
    çünkü bakışmalaramıza vermiştim handikap
    en güzel zamanlar henüz giyemediklerimzdir askıda bıraktım ütülü
    en güzel isyandır spartacüs vardır müslüman bir yanı
    o ne güzel çocuktur o sana anne demiştir
    ve o saniye sallamışlardır dar ağacında yalanı
    bahreyn sokaklarından gelmiştir bir taş yıkmıştır berlin duvarı
    otobüs terminalleri şevkat kokar
    çünkü veda etmenin fıtratında vardır sarılmak
    evet güzelim unutmadım eve gelirken ekmek alınacak
    ancak
    bunlar rüya
    ve ikinci kalite tarikat şeyhleri
    ve bizi anaavrat savunan sayın millet vekilleri
    arnavut kaldırımları ve genelevler
    yani beyler
    yaşam en uzun metrajlı rüya
    parmak izim yedi milyarda birdir
    ne güzel tesadüf seninde öylemiş

    ne demek saat ondan sonra satış yasak

  262. MUTLU GÜVENİR left a comment on 17 Şubat 2016 at 02:45

    O gemi bir gün mutlaka gelecek…

  263. Gözde left a comment on 17 Şubat 2016 at 23:22

    Ah Muhsin, Kayseri’de Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin galasında filmi anlayan tek kişi bendim ve sana sorular soracaktım, düzenli. O gözlüğünü kaldırıp görmedin bile elimi. Cevaplama bunu da.

  264. Emin Erdoğan left a comment on 18 Şubat 2016 at 21:36

    Bana sevgiyi anlattın. Teşekkür ederim.
    Bütün eve dönmek isteyenlerdendim, döndürdün. Teşekkür ederim.
    Şiir ve filmlerindeki samimiyetin için de Teşekkür ederim.
    Daha fazla şiirler yazmanızı ve film çekmenizi;
    Temenni ederim.

  265. Salih Er left a comment on 19 Şubat 2016 at 09:59

    Merhabalar, bunu yazmak için doğru iletişim kanalı burası değil biliyorum ama başka bir kontak bulamadım.

    Bizim aklımızda bir çay ocağı var Leyla ile Mecnun ruhunu yaşatacak. Arkaplanda çalışmalarımızı bitirmek üzereyiz ve bu yer için sizden destur almak istiyoruz. Geri dönüşünüzü rica ederim.

  266. ismail left a comment on 20 Şubat 2016 at 16:03

    şiir okurken değil, kafanın nasıl çalıştığını düşünürken buluyorum kendimi. en iyisi bir malbora daha yakayım, nasıl olsa allah hiç bir şeyin belasını vermiyor. benim dışımda.

  267. İsmail Güçlü left a comment on 20 Şubat 2016 at 16:42

    Keşke seni birazcık ağlayabilsem.

  268. metin left a comment on 20 Şubat 2016 at 19:21

    şiirlerini okuyunca anladığımı sanmak bana bazen cehaletimi unutturmasa, çok kitaplar okuyabileceğimi düşündürmese, (çok derken hep çok, yani bayağı çok), okumam, çünkü ben şiir okumaya alışık değilim. o yüzden okuyorum ve her seferinde de şaşırırıyorum. bunun bir sebebi olmalı diyorum kendi kendime.

  269. Berat ışık left a comment on 21 Şubat 2016 at 01:49

    Beni sevmesi duran bir bisikletin yürüyen bir insanı geçmesiyle aynı şansa sahip.Ama bu saçmalık değil mi? Sana layık bi absürtlük mü yoksa?

  270. kkkk left a comment on 21 Şubat 2016 at 20:29

    abi şey ayrı

  271. Abdullah left a comment on 23 Şubat 2016 at 15:59

    Ah muhsin, kimisi ille de aşk diyor ama kimisi de birbirini öldürüyor aynı zamanda yakın mekanda-uzak mekanda, bu ne yaman çelişki desem şimdi ben solcu muyum? Anladım kaybetmek esrarıdır olmanın.. ama bilerek zarara girsem bu kimin suçu?

  272. Abdullah left a comment on 23 Şubat 2016 at 16:23

    Amatörlüğün yanlış temel alınması büyük sorun çıkarıyor bazı yaşamsal devalüasyonla rda. İntegrali çözdük ama anlamadık mı, şimdi düşününce.. var evet olmAması gerekenler, yapılmış kaba hesapların, ince olmayan hayallerin yokluğunda.

  273. Mehmet left a comment on 23 Şubat 2016 at 17:26

    Sevgili Ah Muhsin Abim;
    Bugün yine sabah senin o güzel şiirinle uyandım.Ne güzel de betimlemişsin Peygamber Efendimizle aranızdaki yani hepimiz için aramızdaki farkları ve Anne Özlemini… Canım Abim hani demişsin ya Filmlerim bile iş yapmaz… Senin o filmlerindeki Manayı anlayan çok insan var.. İyi ki varsın ve yeni projelerini sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgilerimle
    Mehmet Turgut

  274. Mislina left a comment on 25 Şubat 2016 at 00:28

    Abi niyeyse senle bi kahvenin onunde oturup cay icmek istiyorum ama kacak cay boyle sen sanki konussan ben hep siir dinleyecekmis olacak zannediyorum ama siirler iyidir okumak iyidir bizim ruhumuz guzel olsun amin.

  275. Burkay Sabah left a comment on 25 Şubat 2016 at 17:15

    Yazılara nasıl giriş yapılır bilmem. Kendimi anlatmayı da bilmem, ona onu anlatmayı da.
    Senden ricam abi, sen anlat ona onu, beni. Fakat ona gülünce başının sola eğildiğini, yürürken yeryüzünün değilse bile en azından kalbimin titrediğini anlatma.
    Ona, onu ne kadar sevdiğimi anlatma. O zaten biliyor.
    Ona vicdansız bi orospu çocuğu olduğunu da anlatma. Bunu ben anlatırım.

  276. Öykü left a comment on 01 Mart 2016 at 04:24

    hala, ne vakit sana dair birşey olsa; büyüyor büyüyor yüreğim.

  277. tuğçe left a comment on 03 Mart 2016 at 21:34

    Merhaba
    Sizin yazılarınızın severek okurum ve sevdiğim bu cümleleri nasıl yazmış ulan bu dediğim insanları baştan sona araştırır şiirlerini yazılarını okurum. Bu yüzden bloğunuza denk geldim ve hayatımın en kötü zamanlarını geçirdiğim için biraz şiir okumak istedim ve ah muhsin ünlü ye mektup yazmak ister misiniz alanını gördüm. Hiç düşünmeden girip yazdım çünkü o kadar yalnızım ki bu bana bir ağrı kesici gibi geldi. Şu hayatın yaşanılmazlığında sanki bir umut ışığıydı benim için bu alan. Yazdıklarımı okur musunuz ya da bu kız manyak mı der misiniz bilmiyorum ama manyağım ve bu beni hiç rahatsız etmiyor. Çünkü o kadar insan aptal aptal gezerken ben manyak olmuşum deli olmuşum kafamı duvarlara vurmuşum çok mu? Aslında hayat benim için siyahken hep yağmurlar yağarken insanlar hayatı nasıl toz pembe görüyor onu da pek anlayamıyorum. Ya çok karamsarım ya da fazla deli. Eğer olurda okursanız bu yazdıklarımı şimdiden verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim. Umarım hayat sizim için hep şiir gibi geçer.

  278. Cumali left a comment on 05 Mart 2016 at 21:10

    Cemal madem duvarların içinden geçebiliyordu yangın çıktığında neden duvarlardan dalıp annesini, kardeşlerini kurtarmadı. Angut mu bu arkadaş? Yok yani benim özel gücüm olsaydı eğer ben annemi kurtarırdım.

  279. bahadır left a comment on 06 Mart 2016 at 17:34

    Sen yaşıyor ,yazıyorsun biz okuyoruz zannediyorsun ya hani; yok öyle olmuyor o işler.. Sen yazıyorsun biz de okurken yaşıyoruz.
    Ve unutmadan sen ne kadar samimi yazarsan ben o kadar üşüyorum buralarda, çünkü samimiyet içimi ısıtıyor ,sıcaklığını artırıyor ..

  280. Taha Taştan left a comment on 07 Mart 2016 at 23:28

    Ah ulan!

  281. Mustafa Güler left a comment on 08 Mart 2016 at 23:47

    Senin şiirlerinle başladım yazmaya. Eyvallah abi. Beceriksizim belki, yorgunluğuma ver. Gerçi yorgun olmayan adam niye yazsın.

    ”gözleriniz diyorsam eğer
    düğümlenmiş bir şeyler vardır boğazımda
    ki gözleriniz, ve gözleriniz, öyleyse gözleriniz
    ne diyordum gözleriniz
    tanrı görse kıskanır
    kurşunlar patlar, kılıçlar çarpışır”

  282. Gül left a comment on 10 Mart 2016 at 03:44

    Her köşesinde ayrı ayrı intihar etmek istenildiğini söylediğin bu kentte, elektrik direklerinin yanından geçerken “Ah” diyorum sadece. Gece aydınlandı işte.

  283. Senanur Bektaş left a comment on 21 Mart 2016 at 01:42

    Merhaba, ben İstanbul’da bir lise öğrencisiyim. Okulda yaptığımız bir çalışmada sunumumuz daha etkili olsun diye sizin gibi değerli bir kişiye çok vaktinizi almayacak iki soru sormak istiyorum. Cevaplarsanız on yedi yaşındaki bu genci sevindirmiş olursunuz, teşekkürler.
    Sorular;
    1-Küçükken en büyük hayaliniz neydi?
    2-Sevdiğiniz ya da gençlere tavsiye etmek istediğiniz yazar veya kitaplar nelerdir?
    Senanur Bektaş

  284. Çagtay KIRAY left a comment on 23 Mart 2016 at 00:39

    Hayallerimi anlatacak kişiler arıyorum.
    Bulamadım.
    Sonra damdan atlattı bir çocuk.
    Ne gariptir, onu da tutamadım.

  285. Servet Gıcırbey left a comment on 24 Mart 2016 at 22:16

    Ah şeyhim ! pardon,
    Şeyh’ti takkeydi zaviyeydi bunlar bitti gitti. Öyle demişti şeyhim. Kalkacaksan hizmet için kalk demişti ya bana, kalktım bende ama sonra gırtlağıma dayanan seccadeyi gördüm. Velhasıl kelam, Ekim’ler geldi geçti şeyhim dinden soğudu elinde bira ile sokağa düştü, kalbim kırıldı, çocukluğum üşüdü. Sonra gökyüzüne baktım ve dedim ki ” Ey yaradan, Neredesin de bu şeyhim böyle yoruldu bu hayata küstü. Benim Zarif Şeyhim hala Galata kadar asilsin, Mekke kadar kutsal, Gazze şeridi kadar acılı..Yalana dolana hiç gerek yok idi. Neyse – ‘ hala, ne vakit sana dair birşey onsa ; büyüyor, büyüyor yüreğim.’

  286. faik left a comment on 26 Mart 2016 at 23:48

    Resulullahla Benim Aramdaki Farklar şiiriniz çok güzel sizin gibi insanlara ihtiyacı var bu ülkenin…

  287. Hüseyin Belci left a comment on 27 Mart 2016 at 06:30

    Zaman hiç iç açıcı bir şey değil. Bunu hepimiz biliyoruz. Zaman hep acıtır. Sizler bir şeyler yapın ki zaman insanları acıtmasın. Yarım kalmasın hikayeler. O gemi bir gelir mi bilinmez. Ormanları kesip, denizleri dolduruyorlar. Gemi nereye gelecek ki? O yüzden sizler iyi şeyler yapın ki, Fatih’in gemileri gibi karada yüzüp gelsin o gemi. Sağlıcakla.

  288. neptün left a comment on 27 Mart 2016 at 07:22

    senin gibi bir adamla birlikteyim muhsin ünlü, bu dizelerin inceliği kadar ince görüyorum onu. seviyorum, senin şiirlerinle bulduk birbirimizi âh!

  289. Ali Ozan left a comment on 27 Mart 2016 at 22:05

    Ben seni izlemişim farkında olmadan , sonra farkında olarakta izledim önemi olmadı.Okudumda ben seni.Saydım kitabında kaç tane at geçti.Şimdi o ayaklarını sürüyerek açtığın yoldan ardın sıra geliyorum.Sen , ben bir de İsa çarmıha gerileceğiz.Sorumlusu sen olacaksın.

  290. Mehmet iyice left a comment on 28 Mart 2016 at 05:23

    Avuçlarında gökkuşağı peyda olmuş adam…

  291. Ne fark eder ki left a comment on 29 Mart 2016 at 06:39

    Şu an saçma bi dersin notlarını okuyorum ve bir halt anlamıyorum. Sonra en son ne zaman herhangi bir seyi gerçekten anladığımı düşündüm ve bu saçma dersi bile geri kalan her şeyden daha iyi anlamiş oldugumu gördüm. Saglikliyim 21 yasimdayim ailem ve sevdiklerim hayatta. Peki sorun ne? Sorun ne biliyor musun. benim. Bir türlü kendiyle barişamamis olan ben. Güzellik kavramini beyninin ortasina oturtan ve her aynaya baktığında kendi çirkinliginde boğulan ben.basit geldi di mi böyle simdi okuyunca. Yok ama öyle olmuyor.en zoru insanin kendiyle verdiği savaş en zoru aynada gördüğünle verdiğin mücadele.dayanilmaz olan bu işte naparsam yapayim bu bedenden otesine gidemiyor olmam.cehennemmis.al sana cehennem iste. Hadi çıksana içinden biraksana ruhunu özgür bundan ala cehennem mi olur be. Gördüğüm her güzel yüz bana kendi cirkinligimi hatirlatiyor.bu nasıl düzelir ki?insan kendini nasıl sever?insan kendini nasıl yener allah askina. Yeteri kadar güzel olmayan bir kadın da gerçekten sevilebilir mi? Gözleri o kadar güzel olmasa mesela ya da gülünce etrafi da aydinlatan bir gülüşü olmasa, baktikca bakmak isteyecegin bir yüzü olmasa? Ah muhsin ünlü ah sen bile sevmezsin yeteri kadar güzel olmayan birini biliyorum. Ilham bile güzelden alınıyor bu adaleti bes kuruşluk dünyada.

  292. Anonim left a comment on 30 Mart 2016 at 08:17

    …Söylesene bana bir şey herhangi bir şeyde olur
    Yeter ki konuş,susma karşımda
    Senin sessizliğin benim kıyametimdir
    O yüzden susma,konuş ben dinlerim seni saatler boyunca
    Kalbimin sancısı da geçer belki sen konuşunca
    Yüreğimi ferahlat,güldür yüzümü kafi
    Yine dön git arkana bakmadan istersen
    Ama benden sesini esirgeme,duyayım o cennetimin sesini…

  293. Berna left a comment on 01 Nisan 2016 at 17:17

    İnternette hangi şiir senin için yazılmış diye bir test yaptım. Ve seni tanıdım.
    Ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum. .
    Sen kimsin nerdesin nerdeydin bu zamana kadar. Nasıl yazıyorsun kime bakarak ya da kimden uzakta…
    Neyse sen yaz boşver. Okurum

  294. Murat left a comment on 02 Nisan 2016 at 04:12

    Sevgili Onur Ünlü
    Öncelikle bütün filmlerinizi izlemiş biri olarak hayranınızım diyebilirim. Şiirlerinizi de her fırsatta okuyor ya da dinliyorum. Leyla ile Mecnunu iki defa baştan bitirdim.
    Lafı fazla uzatmayacağım. Bir film yazdım da biraz parası olan ve iyi bir yönetmen olan siz, değerli insan, evet siz bana yardımcı olabilecek misiniz acaba? Ama mutlaka cevabınızı bekliyorum. Cevabınız ne olursa olsun bekliyor olacağım. İyi günler.

  295. Yusuf tok left a comment on 03 Nisan 2016 at 05:01

    Abi tarzından ziyade yaşadığın kafaya hayranım. O yüzden yazdığım şiirlerde senden bir parça koymazsam eksik hissediyorum.begenirmisin bilmem ama;

    Sen çok güzelsin gelincik çiçeği
    Aynaların yalanıyla üzme kendini
    Öyle güzelsin yağmur başladı
    Sen dedim kalemim düştü

    Hudutlarımı bilemedim ‘sen’den
    Yazdığım dizilerde ararım seni
    Haykiriyorum sana fiilen
    Seni aldım bana ayirdim.

    Ve inşallah birgün bir çay ocağında karşılaşırız

  296. Milenka left a comment on 04 Nisan 2016 at 23:26

    İyi geceler, çağımızın YAREN SENİ ÇOK SEVİYORUM’lu intihar girişimleri var, iyi geceler.

  297. Nehir Çim left a comment on 08 Nisan 2016 at 09:54

    Siirlerinize asik oldum mukkemel yaziyorsun neden siire devam etmiyorsun suan yoldayim ise giderken onlari okuyorum ve oluyorum:)

  298. Nilüfer Kan left a comment on 11 Nisan 2016 at 00:10

    Aslına bakacak olursak okuduğum şiirlerin bir çoğunu da anlamadım. Buraya şuan bunları yazıyor olmak da ne ölümümüzü ne de kibirimi değiştirecektir. Açıkçası leyla ile mecnun gazıyla geldim ne diyeceğimi de bilmiyorum. Kimseyi sevemiyorum, kimsenin sevgisi de gerçek gelmiyor, galiba biraz fazla egoistim. Yok yok riyakarım. Abim 50 milyon Türkün kimlik bilgileri çalınmış dedi şimdi. Değişik tabi. Yani dün kalktım baktım gökyüzü çok güzel. İşte bugün de yağmura salıncakta ulaştım ama sonra yine kendimi acayip saçma bir yerde buldum, hayatımda da hiçbir şey değişmedi. Bazen diyorum böyle bazı kapılar var kilitli oluyor sonra açılıyor heh işte o kapılar dedim belki bir mana katar içime ama insan sevgiyle yaşar. Vicdansızım belki bundan da olabilir tabi Muhsin abi. Böyle saatlerce dizi izliyorum sonra bin tane abur cubur yiyorum sonra ders çalışmıyorum sonra e bi bunalma geliyo oturup ağlıyorum ama bu arada sosyal medyaya giydirmeler yapıp insanların ve dünyanın haline üzülmeyi es geçmiyorum. Aynen. İşte kitap filan da okumuyorum ki bunu baya belli ediyorum yazarken. Telefonumun ekranına “Dünyanın yarısı açlıktan yarısı obezlikten ölüyor.” diye bir cümle koydum sonra ona baka baka üzüldüm sonra gittim yemek aldım bi de ona üzüldüm. Siz de ölmeden şu vicdan olayına bir el mi atsak? Çünkü yanımdan geçen herkesten medet umuyorum. böyle bir görseniz hayatımda bir kere bile canım yanmadı. Her şeyim tam. İşte ben de bunun getirmiş olduğu şımarıklıkla burda daha da şımardım. Neyse biraz daha konuşursam muhtemelen kibirimi hissedeceksiniz.
    Ah Muhsin abi; şiirlerinizi severek okuyor, dizi ve filmlerinizi de severek takip ediyorum. Bazen anlamıyorum

  299. Nurbanu left a comment on 13 Nisan 2016 at 18:12

    Abi belki buna gülüceksin dalga geçiceksin ama bak ciddiyim bunu okuyacak olma fikrin bile aklımı başımdan alıyor. Gerçi okusan nolur abi senin gibi yazabilir miyim? İlk senle tanışmam “Ah o gemide ben de olsaydım” şiirinle oldu. (Bak hep dediğin gibi -de ayrı). O günden sonra sürekli araştırıyordum şiirlerini okuyordum. “Gidiyorum bu” isimli bi kitabın olduğunu duydum gittim aldım. O kadar efsane bi dilin var ki. Abi bir de “Acı aşk” filmini izlediğimde aşırı etkilenmiştim. Araştırdım onun altından da sen çıktın. Abarttığımı düşünüceksin belki belki inanmicaksın belki eline bile geçmeyecek bu yazı ama sadece sana bir mektup yazma niyetindeyim, sadece. Hayatıma çoğu yönde yön çoğu alanda alan verdin. Senle bi karşı karşıya gelsek bi anlatsam be abi. Daha sonra senden esinlenen iki rapçi olan “Saian” ve “Karaçalı”yı sevdim. “Al sevgilim anne ol bununla”yı okumadan uyumuyorum ben. Dedin ya “sen kendi yolunu çizdin benim ilkokulda resmim zayıftı pek birşey çizemedim diye” Abi ben bu cümlenin etkisinden çıkamadım. Belki hayatımı bu denli etkiliyor olmaktan rahatsız olursun ama hayatımın merkezine çok yakınsın abi. Ne derdim olsa şiir, ne mutluluğum olsa kendi kendime konuştuğum kişisin. Bu mektubu neden yazdığım hakkında bir fikrim yok sadece bu günlerde biraz daha birikip demleniyorum. Hergün çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum. Derdime şiir oldun. Alper’den 700 lira borç aldım ben de. Biz seninle aynı hırkayı giyecektik Abi Muhyiddin de ağlayacaktı. Abi sen beni öpersen aşkımız pratik bulur. Abi dizeler yarım kafiye. Son olarak sana nasıl bi teşekkür borçlu olduğumun farkındayım sana kuru kuru teşekkür de edemem ama kuru kuru teşekkür edeceğim iyi ki varsın abi güzel kalbinden öpüyorum, her zaman farketmeden yanımda olduğun için teşekkür ediyorum. İnşallah bigün karşılaşırız. Ben sana düzenli olarak telefon ediyorum, mıknatıssız bir pusula olarak.

  300. İsmail Yavuz left a comment on 15 Nisan 2016 at 04:22

    abi 23 nisanda imza olayı bitince seninle bir çay içip muhabbet etmek istiyorum lütfen abi başka bir yere yetişeceksen yol arkadaşın olayım seninle konuşmam lazım abi ben de şiir yazıyorum biraz kötü yazıyorum ama senin şiirlerim hakkında görüşün ne olacak onu merak ediyorum lütfen abi cevabını bekliyorum abi

    çok teşşekkür ederim

  301. Gizem left a comment on 15 Nisan 2016 at 21:40

    pek saygıdeğer sevgili abiciğim tüm bu resmiyetleri aşarak size abiciğim dediğim için beni bağışlayın zaman zaman insanlara sizden bahsederken adınızla bile hitap etmişliğim olmuştur. tüm bunların ötesinde şuan bunları neden yazdığımı sorgulayarak yazıma devam ettiğimi bilmenizi isterim sevgili abiciğim. kendimi oluşturmaya çalıştığım şu yıllarda üzerimde ki etkinizden bahsetmeden geçemeyeceğim. birinin hayatına bir kaç cümlenizle ivme kazandırmak size ne kadar iyi hissettirir bilemiyorum. siz benden bihaber yaşayıp giderken hayatıma karışıp ilişkilerimde rol oynadığınızı elbette ki bilmiyorsunuz. size maceralarınızdan bahsedeceğim günlerin geleceğini umuyorum. (beklentiyi de çok yükseltmek istemem) eğer ki bu fırsatı bulamazsam ilerde çiziktirdiğim birkaç satırın sesi birilerinin kulağına giderse oralarda adınızın duyulmasının muhtemel olduğunu bilmenizi isterim sevgili abiciğim o zamanlara kadar dünyanın üzerinde sürünmekle meşhur olacağım.

    (tüm yazım hatalarım dikkatsizliklerim ve hadsizliklerim için beni bağışlayın)
    sevgiler

  302. m.fatih özçelik left a comment on 15 Nisan 2016 at 22:21

    Teşekkürler hem de binlerce kez aynı zaman diliminde yaşadığımız için çok şanslıyım,şanslıyız

  303. Enes ARTAR left a comment on 23 Nisan 2016 at 19:44

    Onur abi sevdiğim bir kız var ve senin gerçekten hayranın leyla ile mecnunu defalarca izliyor şiir kitabını okuyor her boş anında ama senin izmirdeki imza gününe gelemedi çok istedi bende bir çok yakınıma haber verdim ama malum 23 nisan olduğu için kimse yanaşmadı ailesine vakit ayırdı

  304. Enes yangın left a comment on 25 Nisan 2016 at 21:47

    onur hocam sizi seviyoruz

  305. noralevi left a comment on 27 Nisan 2016 at 09:58

    şiirimi yollayacağım, adresiniz nedir?

  306. Muhsin Bostancı left a comment on 28 Nisan 2016 at 14:45

    Aaaaah ah muhsin ünlü
    Dün gece şiirlerine merak saldım
    Bu günde kitabını aradım ama takdir edersinki niğde gibi boktan ve bomboş bi şehirde kitapların bulunmuyor. Belkide niğdede kitabın olmadığı için şanslısın. Neyse ben çorumluyum zaten.

    Deliyürekte gördüm kitabını meraklandım.
    Umur ünlü rolüde tam senlikti keşge çıkmayaydın
    Gerçi deliyürekte bitti leyla ile mecnunda..

    Şiirlerini anlamıyorum bu normal mi?
    Yoksa çokmu cahilim? Cahilliğime ver.

  307. Göknur left a comment on 28 Nisan 2016 at 21:01

    “Sende mektup göndermek ister misin?”

    “de” ayrı yazılır, bir türlü öğrenemediniz.

  308. Mahmut left a comment on 29 Nisan 2016 at 06:31

    merhaba abi
    Abi diyebileceğimi de nerden çıkarmışsam artık. Ama abi diyerek devam edeyim. Şimdi abi kendini bişeye ait hissedememe duygusu sende de varmı acaba. Bir kadına, bir şehre, kirasını verdiğin eve veya ne bileyim tişörtüne. Aile de buna dahil. Şiir yazdım çocukluğumdan beri son zamanlarda da öykü deneme tarzı yazıyorum. İnsanın hayatına bi kadın girince değişiyor galiba. Yazamıyorum artık ya da bahanemdir belki. Bide ait hissedememe var ki geriye bende bi diyalektik kalıyor. Sanki okuyacan gibi de yazıyorum. Yazasım varmışsa demek ki. neyse eyvallah abi. Ol sen

  309. bedrı left a comment on 03 Mayıs 2016 at 10:22

    sen.kalbınde dunya lekesı yasıyan adam.ılah olamazsın

  310. filmmaker left a comment on 04 Mayıs 2016 at 02:20

    Ben yıllar önce bu adamla tanıştım, yani bu adamın içinden çıktığı ama içinden çıktığı adamın kabullenmediği adamla. neyse, bana “ne yaparsan yap filanca şeyi yapma” dedi. Ben şimdi o işi yapıyorum. Şair lafı dinlemedik anlayacağın iyi mi yaptık kötü mü yaptık bilmiyoruz.

  311. YASEMİN left a comment on 04 Mayıs 2016 at 16:16

    İYİ Kİ VARSINIZ KEŞKE SİZİNLE RÖPORTAJ YAPABİLSEYDİM KEŞKE…SEVGİ VE SAYGILARIMLA.

  312. Can left a comment on 05 Mayıs 2016 at 00:36

    Seni herkes sevseydi, ben çok sevmezdim. Beyin oktavlarımın yedi sülalesini fütursuzca katleden adam… Olur da seni birgün bir yerlerde görürsem orayı sana olan sevgimle öyle bir yıkacağım ki… -Ulan beni de hep manyaklar seviyor! diyeceksin. Bekle…

  313. Seda left a comment on 05 Mayıs 2016 at 23:46

    gülünç yorumlar görüyorum tam da yazdıklarının altında. Keşke diyorum seni anlayamayanlar okuyamasa. anlamadıklarında aynaları kırılsa, kumlar fışkırsa. çünkü seni anlamak -ama yazdığın gibi değil sadece okunduğu gibi anlamak- kendini tanımayan insanın yapacağı iş değil.
    -gelmişken şunu şuraya yazayım dedim. tabi biliyorsun vaktim olsa daha kısa yazardım..

  314. Barış left a comment on 06 Mayıs 2016 at 15:06

    Onur Abi, şu sevdiğimiz birini kaybedince kalbimizin üstüne çöken ağırlık varya… Sadece o geçiyo mu diye sorucaktım

  315. Mehmet Esmerligil left a comment on 07 Mayıs 2016 at 00:08

    Öncelikle merhaba sizin şiirlerinizin büyük bir hayranıyım son 1 aydır ”gidiyorum bu” adlı kitabınızın 98 yılı basımını arıyorum hiç biryerde yok benim için gerçekten çok önemli lütfen eğer mesajım size ulaşıyorsa benimle iletişime geçer misiniz bu kitaba bağlı bir hikayem var

  316. Cihan left a comment on 10 Mayıs 2016 at 15:42

    Hollanda’dayim.amstelveen’de, turkiye’de parayla gorebilecegimiz bir manzaraya bakan bir bankta oturuyorum su an.guzel yerler diye geciriyorum sayisiz kez.iki saat oldu oturali.kapali bir hava var.onumdeki kanala yakin olan banktan seyrediyorum kanalin icindeki hayatlari.iki ordek benzeri hayvan var.ordek degil.adini,ne oldugunu bilmedigim iki hayvan.kanalin bir yanina topladiklari agac parcalari,kirilmis dallar ve otlardan bir yuva yapmislar.suyun uzerinde yuzuyor gibi .galiba orasi sig.iclerinden biri yuzuyor bir dal aliyor agzina ve yuzerek yuvasinda bekleyen diger cinsine goturuyor.sevgililer galiba.biri ev icin malzeme topluyor,oteki yapiyor.uzun zaman oldu okumayali bu siirleri.o hayvanin agzindaki dali yuvaya cikip oteki hayvanin onune birakmasiyla bu siirlerin icinden bir satir getiriyor aklima.ne oldugunu tam olarak hayirlayamiyorum ama hissediyorum.sonra okumak geliyor icimden.aciyorum ve iclerinden birinde ”al sevgilim anne ol bununla” cumlesini goruyorum.yakisiyor o hayvana da.sevgilisine bir dal uzatiyor ve birakiyor onune.al sevgilim birazdan bir tane daha getirecegim o siyah tuylerin icin.porsuk’u ozlemisim bu arada haberim yok.

  317. Şazenuş left a comment on 11 Mayıs 2016 at 23:09

    Bende mektup göndermek istedim. Mektubu götüren postacı,
    mektubu okuyan. Oldukça.
    Yazan olmak iste-me-me-me rağmen oldum.

  318. Hasan Ay left a comment on 13 Mayıs 2016 at 02:53

    Aklımın sen izdihamı,
    seni düşünmek buhranı,
    bu grev ve türevlerine farklı denklerde güller,
    çicekler sunuyor olmalı,
    izinsizlerce parlamentoya yürünmüş bir halk kumpanyası,
    gözlerine renk getirmiş, el el oyanmış,
    bir halk türküsü, ağzına geleni söylenmiş,
    ve ben daha büyük bir yemin bilmeyerek,
    seni seviyorum.

  319. Elis ipek left a comment on 13 Mayıs 2016 at 08:55

    Size aylardır ulaşmak istiyorum, 1998 basım kitaplarınızı alabilirim çok önemli ve açık açık söyleyemeyeceğim bazı sebepler var lütfen size ulaşmama yardımcı olun

  320. sebla nur tok left a comment on 16 Mayıs 2016 at 23:16

    Bi gün çay içip konuşsak ya.Benim hiç abim yok. Belki abim olursun.

  321. Murat yumşak left a comment on 17 Mayıs 2016 at 19:31

    Sen benim yerimde olsan, benim yerimde olmak istemezdin. EyvAllah abi

  322. ahsen left a comment on 19 Mayıs 2016 at 15:09

    İsterdim ki bu gerçek bir mektup olsun ve zarfa posta pulu yapıştırabileyim ama değil,üstelik Rus olduğunu idda edən bir Azəri beni arkadaş olarak görüyormuş.Bazen her şey böyle üst üste geliyor.Ama olsun,böylece yeni insanlar tanıyorum.Bizim kampüste de bir şair var,çok güzel şiirler yazıyor,ben de deneme yazıyorum.Ama konumuz bu olmamasına rağmen ilham vericiliğiniz yadsınamaz bir gerçek.Bir ay içinde tam üç tane Gidiyorum Bu* aldım.Hep çantamda geziyor benimle,sonra çıkarıp okuyorum herkes çok beğeniyor,hep hediye ediyorum.En sonuncusunu hala benimle,zaten şiirden anlayan arkadaşım pek azaldı.Yine artmasını ümit etmemek büyük bir hata olurdu.Ben sizin şiirleri beğenecek yeni insanlar tanımayı bazen de sizi tanımayı istiyorum.Ustelik bir güne ortalama iki Onur Ünlü filmi düşüyor.Polis’ten sonra Celal Tan ve Ailesi’nin Aşırı Acıklı Hikayesini izlemek hoşuma gidiyor,bu filmin ismi Pyramus ve Thisbe’nin En Acıklı Komediyası ve Pek Korkunç Ölümleri’nin ismi gibi güzel,filmin kendisi zaten dünya harikasi değişikli.Emeginize,yüreğinize sağlık.Ah Muhsin Ünlü.

  323. Çağrı Arslan left a comment on 20 Mayıs 2016 at 10:55

    Kaç bin saat?
    Kaç bin sigara?
    Ve ciğerlerim hala sen dolu
    Annemi özlemenin en acı yanı;
    Geri gelmeyecek olması

  324. Hikmet ekmen left a comment on 23 Mayıs 2016 at 23:58

    Sana birşeyler söylemek isterdim ama içimden gelmiyor aaaaah Hikmet ekmen ..

  325. Mingayr-ihaddin left a comment on 25 Mayıs 2016 at 00:14

    yeni şeyler söylemekten çekiniyorum Muhsin. kendimi tekrar edememekten, özgün olmaktan çok korkuyorum. tekrarladıkça kendime daha çok yaklaşırım sanıyorum. ve biliyorum alakasız iki tane cümleyi yan yana koyamamanın ne demek olduğunu sen bilmiyorsun. kilometrelerce yol gitmenin ne demek olduğunu da. hemde kocaman bir hiç uğruna. uykusuzluğu bilirsin, sevgisizliği bilirsin, belki kimsesizliği de bilirsin. ve belki absent içmenin kulağını kesmek için yetmediğini de bilirsin. ve belki, belki demenin hiçbir anlam ifade etmediğini de bilirsin. ah muhsin hatırlat haziranların sonlarını, hatırlat çocukluğunu yakmanın ne demek olduğunu. hatırlat çayını da koyayım.

  326. Oguzhan left a comment on 26 Mayıs 2016 at 10:42

    Muhsinciğim! Şimdi sana bir kardeşin olarak soruyorum? Sevmek kaldı mı; 90’lardaki gibi. Bende seviyorum 90’larda misali. -de ayrı.

  327. R.saliha left a comment on 27 Mayıs 2016 at 23:29

    İnsanların uyumasını bekliyorum yazdıklarını okumak için.Senin sözlerin geceye yakışıyor.çay demliyorum iyi gidiyor can alıcı sözlerine.ha bide çubuk kraker yiyorum her seferinde(yazdıklarına sigara yakılırda..haram diye uzak duruyoz işte.) .Her söze bir çubuk kraker yiyorum.bazen öyle bir yazıyosun ki yediğim kursağımda kalıyor.o an çay bile fayda etmiyor..

  328. Mert Aslanyürek left a comment on 28 Mayıs 2016 at 16:51

    Abi ben senin şiirlerinde kendimi bulmuyorum, ben senin şiirinde hiç kimseyi bulamıyorum, kayboluyorum abi “”Beni bul” çay içelim

  329. umut çiflik left a comment on 29 Mayıs 2016 at 18:40

    çırpındım. mutsuzluğu aştım. genel durgunluğa boyut kattım. çünkü, yaşıyorum bu

  330. Kimse left a comment on 01 Haziran 2016 at 19:34

    Afilli şeyler yazardım ama kelimeleri toplayamıyorum kusura bakma abi. Kafam dağınık az biraz da halsizim. güzel bi insansın da biz güzelden anlamayız yalan dolan bunlar hep. Ben şairi olduğum kimsenin bişeysi olamadım belki ama kendi kendime de mutsuz olabilirim galiba. Ne alaka onu da bilemedim şu an. Neyse burası güzelmiş gelirim ben arada hadi akşamınız hayrolsun.

  331. BüşraB left a comment on 01 Haziran 2016 at 23:03

    Bu kafayı seviyorum, kafana sağlık adam.

  332. Ömür Karakaya left a comment on 02 Haziran 2016 at 15:31

    Merhaba abi senin iyi bir takipçinim saygılarımı şunları söylemek istiyorum. Biz Van da yaygın süreli AT dergisi çıkardık edebiyat sokak dergisi senden bi yazı yada söyleşi rica ediyorum cevabını bekliyorum iyi günler

  333. Rıdvan GENÇ left a comment on 03 Haziran 2016 at 16:39

    Sizinle karşılaşmak sadece 5 dakika konuşmak için çok dua ediyorum. Yaptığınız filmler, şiire olan bakış açınız, kelimeleri çok iyi yerlerden yakalayıp cümlelerde verdiğiniz roller..
    Siz çok başkasınız ya Allah birgün karşılaşmayı nasip etsin inşallah..
    Onur Ünlü hep idolüm olacak ve inşallah gözümüzün önünde kalırsınız.
    Resulullah’la benim aramdaki farklar şiirinizi ne zaman okusam ağlıyorum.
    Çok büyük adamsın Âh Muhsin Ünlü yolun açık film konusunda da bahtın açık olsun artık :)

  334. Gökçe left a comment on 04 Haziran 2016 at 17:48

    merhaba;
    Size söylemek istediklerim kısa.Aslında söylemek istediklerim değil size izletmek istediğim bir videom var.31.05.2016 saat 19.30 da şiir dinletimiz vardı ve haddim olmayarak sizin ”sen beni öpersen” adlı şiirinizi tiyatroya uyarlayarak seslendirdim. Doğruyu söylemek gerekirse sıkı bi takipçiniz değilim ama dizilerinizi takip ettim.Daha yolun başında olan bi şairim sizi fikirlerinizi almak beni çok mutlu eder. Kim bilir belki geri dönüş yaparsanız gmailim den sizinle videoyu paylaşabilirim. Geri dönmenizi bekliyor olacağım.

  335. deniz left a comment on 05 Haziran 2016 at 13:49

    ister şiir,ister kitap,ister film,ister dizi her daim arkandayız abim

  336. Ömer left a comment on 08 Haziran 2016 at 00:17

    Yanlış arkadaşlar tanıyacak kadar yanlış yerde , yanlış zamanda doğmuşum , senin de hiç tanışmadığın halde çok iyi anlaştığın arkadaşların oldu mu ?

  337. Ah muhsin olsaydım left a comment on 08 Haziran 2016 at 08:47

    Ah! muhsin olsaydım ya da olamasaydım alperden 700 değil 1000 lira borç alperden alırdım bugün annemi değil babamı özlerdim cünkü benim bulunduğum yerde borçları hep babalar öder sahi şeyhim babalar gününe para babaları dahil mi? Mektubu kıza kesiyorum şeyhim, 140 karaktere derdimizi sığdırabilen bize şu mektup ne kadar bonkörce alperin 700 babalar gününü kutlar ebubekire selam gönderiyorum sıddık..

  338. zeyneb left a comment on 08 Haziran 2016 at 08:55

    Sevgili Ah Muhsin Ünlü !
    nasıl bu kadar güzel anlatabiliyorsun yüreğimin en derinliklerindekileri…

  339. Hasanım saksı değilim left a comment on 08 Haziran 2016 at 09:08

    Abi bugünler de bir nakit sıkışıklığım var alperin numarası var mı sen de?

  340. nev hilal left a comment on 08 Haziran 2016 at 23:25

    Yıllardır dilime vird üç-beş dize..Kâfi mi,aslında evet.Lakin can bu, çekiyor işte..Daha fazla dize,daha fazla film..ki, içinde daha deli kaybolabilelim..seviyoruz seni.

  341. Sümeyra left a comment on 09 Haziran 2016 at 03:05

    Ah be. Senin “ben sana düzenli olarak telefon ediyorum” şiirin var ya abi. O şiir var ya benim sevdiğim çarpıldığım düzenli olarak telefon ettiğim adama canlı canlı bacaklarım titreyerek okuduğum ilk şiir be. Bu şiiri o seçti hem. Sence nasıl oluyor da sevmiyor abi? Çok özledim o telefon ettiğimi. İyi ki yazmışsın. Bizim en değerli zamanlarımızın çok güzel bi hatırası. Umarım bu şiiri her duyduğunda hisseder bizi. Sağ ol be Ah Muhsin Ünlü!

  342. kivanc left a comment on 14 Haziran 2016 at 03:39

    onur bey selamlar,
    akhisarli misiniz acaba?
    bunu merak ettim,
    aydinlatirsaniz sevinirim

  343. metin sünbül left a comment on 15 Haziran 2016 at 14:59

    Önceden ‘element’ tin, baskasiyla ayristirilamazdin
    Sonra giderek gam yuklendin, acidin, ‘elem’ biraktin..
    Simdi ise tamamen eksilerek gittin ve bana ‘el’ kaldin.

  344. Şazenuş left a comment on 15 Haziran 2016 at 22:51

    Abi sırf şiir yazmak adına, sevdiğim kadına, varmadım onun beklemesine rağmen söyler misin ben bir aptal mıyım?

  345. Şazenuş left a comment on 15 Haziran 2016 at 22:53

    sonra senin şiirlerin tıp biliminin bütün olanaklarından daha çok tedavi ediyordu beni… Ve ben senin şiirini okudum sevdiğim kadına hiçbir bok anlamadı.

  346. Aydın left a comment on 20 Haziran 2016 at 03:37

    Bir başka şey var herşeyin dışında. Herşeyin dışanda başka birşey. ancak tan ağarınca haykıran
    bir
    başka
    şey.
    Herkeste bitik bende başlayan.

  347. M.MURAT left a comment on 21 Haziran 2016 at 03:35

    Gerçeten okur musun bunu?Yada yine boşluğamı yazıyorum.içimdeki bazı boşlukları doldurdu yazdıkların kendimi şair sanırdım birazda senden kattım yol aldım.Bu arada ben bi karı sevmek.Rüzgarlarında adı varmış geç öğrendim.Aşkların ve acıların adı yoktur öğren.Ah muhsin ünlü okuma bunu.

  348. allen jack picabia left a comment on 25 Haziran 2016 at 01:58

    benimle buraya geldiğin için sana teşekkür ederim.

  349. Sedat left a comment on 27 Haziran 2016 at 10:07

    Bu kutucuk hangimize yetebilir? Buraya ne kadar acı sığar? Ben buraya acıdığımdan geldim, sizlere değil, kendime. Bu ev 1 oda 1 salon, acılarım da öyle,mutfağı da balkona kattık şimdi .kalbimiz hep rötarlı mutluluğa, ben buraya acıdığımdan geldim,okuyacakken yazıyor olarak buldum kendimi. Size selam da söylemek isterdim ama bu kutucuklar yalnızca düzeneğin parçası, başında bekleyen ve ne kadar duygulu olduğuna bağlı bir editör tarafından,bu kadar kelime,heba etmek günah olmaz mıydı?

  350. E. Kuzey Akten left a comment on 30 Haziran 2016 at 20:16

    Ah be Muhsin Ünlü. Çok şairsin. Çok da yönetmen. ‘İyi ki’sin…

  351. hakan diyartepe left a comment on 01 Temmuz 2016 at 22:31

    Sevdiğinden emin olabiliyorda insan , sevildiğinden hiç bir zaman emin olamazsın o seni aşar Allah ile seni sevdiğini sandığın kişi arasındaki bir meseledir o

  352. beyza left a comment on 05 Temmuz 2016 at 09:15

    ah muhsin ünlü. yüreğinize sağlık, her şey icin, sağ olun.

  353. Fuat Kütük left a comment on 07 Temmuz 2016 at 08:21

    Merhabalar abi, bu ne yakınlıkta abi diye biliyorsun demeye hakkın var elbette fakat bütün filmlerini izleyip, röportajlarını okuyup üstüne bir de şiir kitabını da okuyunca sana nasıl 3. şahıs zamiriyle hitap edebilirim ki!? Bu dünya da insan sevdiğini söyleyebilmeli konuşmak istediğiyle konuşabilmeli ben de bu yüzden abi sana mesaj attım yanlış anlama benim mesajım abime duyduğum sevgi, saygı ve hayranlık üçgenini dile getirmek. Şimdi tutup senden abi bana imzalı bir şiir kitabını istesem yüzsüz mü olurum ya da tüm bunları sırf bunu istemek için mi söylemiş durur? öyle bir düşüncem yok Onur abi sadece anı biriktiriyorum ve seninde kitaplığımda imzalı bir anın kalsın istiyorum. kafanı daha fazla şişirmek istemem benim gibi belki niceleri sana neler yazıyor bu tarafta olmak belki daha kolay istediğini söylemekte özgürsün. Özgürr??

  354. Yiğit left a comment on 10 Temmuz 2016 at 09:34

    Biraz geç oldu şiirlerini farketmem ama iyiki cümlesine seve seve kullanmayı seni keşfedince öğrendim be abi.Saygılar

  355. Cansu&Emre left a comment on 19 Temmuz 2016 at 00:51

    Senin sayende tanıştık abi.
    Emre “benim içimden geçen tirenleri ” görünce..
    Elimi tuttu hiç bırakmadı.
    Öyle oldu işte abi.
    Evleniyoruz.
    İyi ki varsın abi.

  356. Ayşe left a comment on 22 Temmuz 2016 at 16:34

    sence de bu dünya için fazla güzel yazmıyor musun

  357. Hayrettin Can Aytepe left a comment on 24 Temmuz 2016 at 01:38

    Seni Allah rızası için seviyorum güzel adam beni severmisin ?

  358. Muhammed Duman left a comment on 26 Temmuz 2016 at 16:10

    Belki bi zarifoğlu değilim
    Ama gidişini başka türlü açıklayamadıklarım var,
    Şiirim var bak benim de
    Onsuzluk…
    Aşkıma pratik karşılık beklerken
    Göz göze gelmekle öldüm
    Az mı düştüm ben de
    Burçaklardan bir Burçak önünde
    Kimi zaman bir gülüş
    En dar odalardan geniş salonlara açılan bir kapı
    Ne ağır başımla nöbet aldım
    Ne de bir şehri devirdiğim oldu
    Ama gönlüm bir tazı sıçramasında
    Duydum çünkü, bir kadın darda

    Belki bi cahit değilim
    Ah! Bi muhsin, hiç değilim
    Kendi çırpınma tecrübemle
    Çöplerin içinde aradım rüyalarımı
    Bulabildim mi..?

    Anılar defterinde kuru bir gül yaprağı
    Zerafetten
    Ünden uzak
    Gömleğim,
    Gömleğim çok pis

  359. Zeki left a comment on 27 Temmuz 2016 at 11:53

    İyiki varsınız.

  360. Çunli left a comment on 28 Temmuz 2016 at 00:24

    Aşk bir film olsa, kara mizah olurmuş. Bahtsızlar bu filmin başrolü sanarmış kendini, filmin en fazla güleni de tecrübesizlermiş.
    Güneş sistemi için plüton ne ise bazı insanlar için aşk odur,
    Samanyolu için dünya ne ise bazıları için ise aşk şudur
    Evren için insan ne ise bazıları için aşk budur.
    Sen ve ya şiirlerin ve ya, şiirlerinin bahtsız kadını,
    Ve gündüzüme şiirini okurken yüzünü bana kara mizahı yapan gecem, ve o gecenin içindeki tutkum
    Ağzımın suyunu güzel bir yemeğe değil, ders ortası bir şekerlemeye akıtan ruhum,
    Benim için aşksın Ah… Muhsin.
    Ama ben yaşlıların sevdalık alfabesini sökemedim henüz,
    Ona göre.

  361. güneş left a comment on 28 Temmuz 2016 at 23:55

    Bu gerçek mi bilmiyorum yani gerçekten bu mesajım sana ulaşacak mı? Mesajımı okuyacak mısın gerçekten bi fikrim yok. Ama bunu görünce çok heyecanlandım. Eminim bu mesaj sana ulaşırsa okursun çünkü sen ince ruhlu bi adamsın. Bana öyle geliyor ki ruhlarımız kardeş olabilir. Neyse benim diyeceğim o ki bi ara çok bunalımdaydım ve bütünleme haftasıydı ne yapacağımı bilmiyordum ve sana mesaj atıp her şeyi anlatmaya içimi dökmeye karar vermiştim. Sana neyse? İşte twitterdan yazdım da yazdım tam gönderiyorum meğer sen beni takip etmediğin için mesajı yollayamadım. Olsun yine de rahatlamıştım. Abi ya nedense kimseye hayranlık duymam ama sana karşı farklı bir şey var ruh ikizim gibi mesela yolunun üzerindeki karıncalara basmamak için zıplayarak yürümek gibi. Belki de düşündüğüm kadar derin değilsindir. Söylemek istediklerim bunlar mı değil mi bilmem amaa hoşçakal.

  362. BURHAN ÇELEBİ left a comment on 29 Temmuz 2016 at 23:46

    Oku bunu gerçekten.
    Yazmaya devam et
    Çünkü onlar.. yani yazdıkların
    Kocaman bir çınar ve ben devamını oğullarıma okumak istiyorum

  363. Paranonia left a comment on 01 Ağustos 2016 at 04:31

    Ah, Muhsin! Nedense hep acıda sana geliyorum. şiirlerini okuyorum, vay anasını bu da böyle mi olmuş diyorum. haydi, biraz ışık ver.

  364. Plüton left a comment on 01 Ağustos 2016 at 04:39

    ” Yokluğun bulunmama lacivert lavlar akıtır. ”
    Nedendir bilmiyorum. Bu cümle tamamiyle sarıyor beni. İlgiyle okuyoruz seni Ah. Hislerimizi yazman dileğiyle.

    Daktilona kuvvet.

  365. Cansu Bektaş left a comment on 02 Ağustos 2016 at 03:32

    Pek sevgili Onur Ünlü. Öncelikle saygılarımı sunarım. Sizden nacizane bir ricada bulunmak istiyorum. Canımdan çok sevdiğim bir dostum rahatsız. Bir süredir ona manevi destek olmak icin elimden gelen herseyi yapıyorum. Keşke elimden daha çok şey gelse. Velhasılı kelam kendisi sizi pek çok seviyor. Şiirlerinizi hepimize belletti. Bi gün bana şey demişti “ulan şu adamla tanış olmayı ne çok isterdim, dostları ne şanslıdır.” Nacizane sizden ufacık bir video istesem, içinde onun adı geçen ve belki bir kaç dize, pek çok mutlu oluruz şu üç günlük dünyada. Bu yaptığım pek fakir edebiyatı gibi gelebilir belki ama inanın dostluk edebiyatı. Tekrar saygilar ve sevgiler. Cansu Bektaş

  366. Uğur cerav left a comment on 02 Ağustos 2016 at 08:23

    Bir uçurum kenarında koşup durmaktı Lal birinden dinlediğin şarkı kadar güzel kör bi insanın Güzelliğini anlatması kadar basitti aslında yanlızlığın yüreğimde özgür olmak için atılan alkışlar sonrası çığlıkları çizdiğim bir şarkıydın sesini kıstılar duymadın sanırım içindeki güzellik yüzüne yansıyor ondan çok güzel görüyorsun yüzündeki burukluk gülümsemeye kışkırtıyor ve sonra aşık oluyorsun…kalabalık bir masanın sarhoşu, yalanı, kavgası gerçek suratına çarpış bir bataklıktı ve sonrası çırılçıplak bir yanlızlıktı oda sanamı kaldı. .?

    #UĞURCERAV

  367. Hamide mumcu left a comment on 03 Ağustos 2016 at 00:22

    Neden mi eksiğim ?
    Birisinin sevmesini bekledim.
    Onca insan seni seviyorum derken sevilmediğimi hissettim.
    Küçüktüm belki hâlâ Küçüğüm.
    Biraz anne biraz baba fazlasıyla çocuk.
    Babamı geceleri görür ya da hatırlardım
    Soba yanan bir evin banyosundan annemin köpüklü ellerinden kaçmak isterken.
    Birkaç bebek, bir iki oyuncak
    Ha birde şimdi yolda görsen merhabadan başka diyeceğinin olmadığı kuzeninin hediyeleri.
    Ben babamı hiç sevmedim.
    O da beni sevmemiştir zaten bu zamana kadar.
    Hep ‘kız çocukları babasına aşık’ derlerdi
    Bense sadece kız çocuğu kaldım.
    Her kavgada biraz daha çok ölmek istedim.
    Babasını anlatanlardan nefret ettim.
    Ben bir adam sevmek istedim, onun da beni sevmesini
    Biraz arkadaş biraz dost bazen anne biraz çocuk en çok da baba.
    Hayata başlarken de eksiktim
    Şimdi de
    Ben bir adam sevmek istedim
    Baba gibi korkunç onun gibi şefkatli.
    Ben gökgürültüsünden korkarım kimse bilmez.
    Tek başıma ağlarım o yırtılışta, kıyamet dalgasında.
    Ben yüksekten de korkarım ama hep oralarda dolanırım
    Kimseler bilmesin diye.
    Ve ben en çok da sevilmemekten korkarım.
    Ama hep kaybederim
    Kaybettikçe daha çok başkası olur
    Daha çok severim.
    Ben ben dışında ki herkesi severim.
    Hâ birde baba sevmem ben.
    Ben acı verenleri de severim, unuturum
    Ama babamı sevemem.
    Ben doğarken de ağlardım şimdi de ağlarım
    Birisi olsun göğsünde ağlayabileyim isterdim
    İstediği kadar uzakta olsun kalbi benim isterdim
    Kavga edelim ama bitmesin isterdim.
    Otobüsten inip boynuna sarılayım da
    Kokusunu öpeyim, içime alarak seveyim isterdim.
    Kolunun altına alınca beni baba diyebileyim isterdim.
    Gece boynunda uyuyayım kabuslarım bitmese de olsun isterdim.
    Zamansız uyanıp dudaklarından öpmek
    Kokusunu sindire sindire öpmek isterdim.
    Görmediğim bir hatamda baba gibi kızsın isterdim.
    Ve ben sadece isterdim.
    Gerçekleşmeyeceğini bile bile isterdim.

  368. Onun deyimiyle ince hanım left a comment on 04 Ağustos 2016 at 17:10

    Ah Muhsin biraz önce bir şiirini okudum.yine hislendim,düşündüm durdum.içindeki çelişkileri,çelişkilerimi,çelişkilerimizi…
    Mülkiyet hoş birdi sen de öylesin ve iyi ki varsın hepsine inat.
    Ah Muhsin ,düzelir mi her şey bir gün.Yine de umutlu olmak gerekli mi dersin…iyi adamsın,sevdigimde öyle ıyi bir adam ve senin gibi karışık ama sevmiyor beni.Ahhh Muhsin yaşamalı her şeye inat ve sen sadece maruldan çok güzel salata yapıyorsun,sevdiğimde öyle..

  369. Benim ismim Anıl left a comment on 04 Ağustos 2016 at 23:48

    Benim 2 tane kedim vardılar. Artık bir tane var. Diğerinin ismi Cevriye. Aslında ev arkadaşımdı. Yani öyle hayal etmiştim. Cafer ve Cevriye isimli ev arkadaşlarım varlardı, sonra onlar kedilerim oldular. İsimlerini de koymuşlardı işime geldi. Cevriye yok. Onu öldürdüler. Otobüsle yolculuk mu ne yapıyorduk, şehirlerarası. Literatürlerinde mi varmış, bagajda mı oluyormuş. Ölürse orada ölmesi gerekiyormuş.Yani öldükten sonra neden öldüğünü anlamam aslında hâlâ sürüyor. Anlamamama şaşırmakla içli dışlıyım şu aralar. Ha. Benim ismim Anıl. Yani henüz başka türlü seslenen olmadı. Açıkçası seslenselerde bakmazdım, çünkü ismim Anıl. Şiir okuyorum bazı zamanlarda. Genellikle senin şiirlerinden de okuduğum oluyor. Bir zamanlar yazmayı da denedim, yakın zamana kadar. Hatta hâlâ deniyorum. Yalan söylerken yalan söylemediğimi yalan söyleyerek anlatmaya çalışıyorum. O biraz karışık.Cevriye’de çok karışık bir kediydi. Zaten artık ev arkadaşım gibiydi. Cafer duruyor bir tek. O da sadece miyavlıyor. Ben onun miyavlamalarına hiç şaşırmadım. Çünkü o kedi. Havlasa şaşırır mıydım açıkçası ondan da emin değilim. Çünk… Ben Cevriye’ye şiirler okuyordum dinlemeyi çok seviyor olduğundan. En çok senin “Senin Bıraktığın Yerden Allah’û Ekber”ini seviyordu ben söylerken. Ertan’a. Ben Ertan’a değil Cevriye’ye okuyordum özür dilerim. Bunun için senden çok özür dilerim çünkü Cevriye’yi seninle tanıştıramazdım. Aslında seninle tanıştırabilseydim belki o da tanışmak isterdi. Hiç sormadım. Aklıma gelmemesinden çok, konuyla ilgili hiçbir şey düşünmemiş olmamla da ilintilidir gibi geldiği oluyor. Sonra boşver diyorum. Zaten Cevriye’de yok. İyi akşamüstleri.

  370. B.E left a comment on 05 Ağustos 2016 at 05:45

    Okumak,delicesine okumak. İçmek,sarhoş olup bir yerde uyuyakalacak kadar içmek. Aşık olmak,düşünmeden hareketlerde bulunup birinin gözlerine bakakalmak gibi aşık olmak. Çok şey mi peki? Ah Muhsin Ünlü oku bunu!

  371. Benim ismim Hatun left a comment on 05 Ağustos 2016 at 10:47

    Alh Muhsin Ünlü Oku Bunu; Onun iki tane kedisi vardılar. Artık bir tane var. Diğerinin ismi Cevriye. Bak dedi kamerada, iki tane yavrusu var. Bebeklerimiz varlardılar, don biçmedik henüz. Çünkü artık. yok. Şi diyorlar ingilizcede, o. Anıl bazen işe gittiğinde ben geç uyanırdım, ben hep geç uyanırdım da Anıl bazen işe gitmezdi. Bak bu benim mektubum, Ah. Ben dişi kuşum ingilizcede bana da şi diyorlar, yuvamı dördü çocuk altı kişilik kurdum. Diğerinin ismi Cafer. Şimdi üçüz. Cevriye yok, çocuklar yok, otobüs seyahatlerinin Allah aşkına belasını verelim. Anıl da şiir okumuyor uyumuştur yahut zaar. iyi sabahüstleri.

  372. Muhammet KARAPIÇAK left a comment on 06 Ağustos 2016 at 23:04

    Ben senarist olmak istiyordum ama ortam müsait değildi. Şimdi İzmir’de işletme okuyorum. Çok kez radyo sinema yazmak istedim. Ailem tercihime hiç karışmadı. Hem sinema okusam ne olacaktı. Radyo sinema okuyan biri ile tanıştım, arkadaş ortamında. Ona sordum neden bu bölümü yazdın diye. Bana verdiği cevap yüreğimi yaralamıştı. Çok film seyrettiğini ve puanının burayı yettiğini söyleyince… Sizden ricam yazdım senaryomu değerlendirmeniz. Tabi bunu okuyacağınız bile muamma. Aramadığım yapımcı kalmadı. Söyledikleri şey ise biz dışarıdan senaryo almıyoruz. Ya siz dışarıdan senaryo alıyor musunuz?

  373. Muhammet KARAPIÇAK left a comment on 06 Ağustos 2016 at 23:05

    Bi de üst bölümde yazan dizede yazım hatası var. şey daima ayrı yazılır.

  374. Onun deyimiyle ince hanım left a comment on 07 Ağustos 2016 at 16:41

    Ah Muhsin biraz önce bir şiirini okudum yine hislendim düşündüm durdum.içindeki çelişkileri,çelişkilerimi,çelişkulerimizi…
    Mülkiyet hoş birdi ,sen de öylesin ve iyi ki varsın hepsine inat.
    Ah Muhsin,düzelir mi her şey bir gün.yine de umutlu olmak gerekli mi dersin… iyi adamsın,sevdiğimde öyle iyi bir adam ve senin gibi karışık.Ah Muhsin yaşamalı her şeye inat.ve sen sadece maruldan çok güzel salata yapıyorsun,sevdiğimde öyle

  375. Hüseyincan left a comment on 08 Ağustos 2016 at 01:51

    Onur abi zaten metroda da gördüğüm de söylemiştim belki hatırlarsın Ergin Günçeyi o programda hatırlatıp beni tanıştırdığın için , tekrar bir programa çıkarsan dile getirmeni istiyorum , ”kırık bir Verlaine” demişti Sezai Karakoç onun için gerçekten de öyle , şiir severler Günçeyi gördüğünde sana çok teşekkür edicekler , bende elimden geldiği kadar Ergin Günçeyi okutmaya çalışıyorum , iyi geceler

  376. Kimse left a comment on 08 Ağustos 2016 at 15:17

    olması gerektiği kadar bittim kaptan

  377. Giz left a comment on 09 Ağustos 2016 at 23:42

    Gözyaşlarımı sildiğin gün kaderimi de silip yeniden yazdın minnettarım. Ömrümle ödemeye de hazırım. Teşekkür ederim Ah Muhsin Ünlü. Eyvallah.

  378. sümeyra left a comment on 12 Ağustos 2016 at 21:31

    Şimdi sen bunu yazdın ben bunu gördüm ben bunu ona okudum. Sonra porsukta yeniden doğdum ben. O yoktu be abi.

  379. Ceren Gülbeyaz left a comment on 14 Ağustos 2016 at 15:36

    Of !! Mühsin Ünlü of!
    Saat kaç ve sen neredesin ?

  380. Kübra left a comment on 14 Ağustos 2016 at 22:48

    ister oku ister okuma ama oku
    efrahimi bilmem ama klavyede bozuk zaten güç bela yaziyorum.şiir guzel eywallah ya biz? abi noluyo demeye anladin demi abi? ayni oyle .kitaplar atılmıyor abi nabalm.filmlerde maşallah.itirazım var puslu kitalardan demi? ben deyince millet guluyo.zaten bela almış diyolar sana abi sıkma canını elbet gelir gecer,dünya yauw.ben geçen lucy diye bi film izledim kız herseyi görmeye başlıyor ya hani dedim bu bizdeki cezbeden bahsediyor yine anlamadilar abi nolacak acaba kafayı siyirma noktasında katlanıyor us klavye bozuk abi affet..

  381. gerekliymiş left a comment on 18 Ağustos 2016 at 12:52

    Hayat;
    Durur üstünde zaman terli demir dolapların, muhsin

  382. gerekliymiş left a comment on 18 Ağustos 2016 at 13:45

    Kötü bir durumdan bahsetmek istiyorum,
    Mesainin bitimine 3 saat 15 dakika var

  383. gerekliymiş left a comment on 18 Ağustos 2016 at 13:47

    kısa bir film senaryom var desem ki ben tuzluğu uzatırmısın bile demem çoğu zaman

  384. gerekliymiş left a comment on 18 Ağustos 2016 at 13:53

    toplumu gençlere kazandırmalısınız

  385. Burak left a comment on 18 Ağustos 2016 at 21:15

    Konuk olduğun eski programları izliyorum hemen hemen hepsini izlemiş bulundum, dolar 1.90 küsür yüro 2.20 falan yazıyor sol alt köşede bir de yarın iş var onun dışında kitap yazmaya çalışıyorum. Neticede her akşam aynı fırına giriyorum ekmek almak için

  386. Gözde left a comment on 19 Ağustos 2016 at 01:11

    Sırf ben İstanbul’da bulamadım diye en sevdiğim kitabı Ankara’da sahaf sahaf dolaşmış bulmuş. Bu dünyada hala güzel insanlar var abi, hadi iç de çay koyayım

  387. mreyte left a comment on 25 Ağustos 2016 at 01:59

    yüz arşın ötemde sanki çaydanlık
    küçük bir yudum
    bir kaç nefes arşla altımızdaki aralık
    kalk çay koy muhsin
    susacak cümlelerimiz var

    neresinden tutsam elimde kalacak gibi mevsim
    rüzgarın sıyırıp alması gibi mevsimin dertlerini
    sen gibi
    ben gibi
    bi çay koy
    konuşacak sukutlarımız var daha

    kanımda kaynasın arpa
    ellerim tutmasın bir daha solu nasırlı teninden
    büyük konuşalım bakışlarımızda
    ne fısıldadımsa kuytularına
    umalım da gelsin başımıza

    çölde yutkunulamamış bir damla

  388. Çimen Tümen left a comment on 27 Ağustos 2016 at 16:13

    Zarifoğlu öldüğünde tanımıyordum Senegallileri..şimdi biliyorum..ne kutsal bir bilmek!

  389. Enes left a comment on 02 Eylül 2016 at 00:06

    Sevgkli Ah Muhsin Ünlü,
    Aylardır buraya ne yazmam gerektiğini düşünüyorum, öyle sıradan şeyler olsun istemiyorum, ama öyle olacağından da şüphe duymuyorum. Ben yalniz kaldığımda daha çok dinliyorum kendimi, kendimi dinliyorum ki nasıl biri olmam gerektiğini bileyim doğru biri olmayı. Kendimi dinlemek istemediğimi zamanlarsa okurum, ama en çok sizi ve sizin gibi değerli şairleri, çoğu kez anlamıyorum bunu söylemeliyim ya da her okuduğumda farklı anlamlar çıkartıyorum belki de bundan dolayı anlamıyorum, ama çıkarttıgım her anlam beni bir şekilde doğruya itiyor, bunun için teşekkürler. Aslında daha söylemek istediklerim var ama bunları ben bile kendi kendime dinlerken zorlanıyorum, bunun için, herkese günaydın. Siz yazın yazın ki güzelleşsin ülkemiz hepsi bu.

  390. Aylin Yurtseven left a comment on 05 Eylül 2016 at 16:07

    Ah be abi, gerçekten de ah! Şimdi sana ne yazıp ne anlatayım bilmiyorum. Ama anlıyorsun gönül işlerinden bunu biliyorum. Anlamayan yazar mı şiir? Bence yazamaz. Ben de seviyorum be abi! Ne kadar kâr eder bilinmez ama.

  391. güneş left a comment on 07 Eylül 2016 at 00:30

    Hayat çok zor biliyor musun? Bazen ölmek istiyorum yada çoğu zaman yok ya en doğrusu burada olduğum sürece çoğu zaman. Hiç sırdaşım yok sana yazıyorum beni anla.

  392. zeynep left a comment on 08 Eylül 2016 at 20:38

    ah muhsin ünlü oku bunu ve yazmaya hep devam et

  393. Gerekli left a comment on 09 Eylül 2016 at 17:39

    Yasıyoruz amansızca
    Hiçbir şey bilmeden
    Ölüm nedir bile bilmeden
    Hatta tapıyoruz bir süre sonra
    Ölüme de
    İnsan bilmiyor ya
    Bilmediklerine tapası geliyor
    Mesela Tanrı kimdir bilmiyor
    Fakat ona her gün tapıyor

    Rtc

    şiiri beğendiniz mi?

  394. Ramazan left a comment on 10 Eylül 2016 at 22:01

    Ben Ramazanım ya da Ramazan ben ya da ikimizde birbirimizi tanımayan bir başkasıyız!!

  395. bir dost left a comment on 11 Eylül 2016 at 01:01

    bu gece resulullahla benim aramdaki farklar isimli şiirini gary moore’un “prophet” isimli eseriyle birlikte okuyuşumun bilmem kaçıncı gecesi. var ol, minnettarım.

  396. ömer baran left a comment on 14 Eylül 2016 at 17:08

    daha parmak kadar hayatım var
    ama
    ne bileyim hiçbir zaman mutlu olamadım
    küçükken hep fakirlikten diyordum ah ulan bi param olsaydı diyip ders çalıştım. şimdi iyi bir lisede son sınıfım.
    ama sanki hep bir şeyler eksik ve artık bu para meselesi değil
    yokluk içinde büyümek artık alışkanlık oldu
    ama eskisi gibi senden can yücelden cem karacadan yılmaz güneyden aldığım haz, ileride sahip olacağım meslek beni etkilemiyor.
    ailemden uzak okuyup yoksulluk çekmekti başta derdim
    ama o değil herhalde
    hani yılmaz erdoğan diyor ya
    ”disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı
    kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak”
    herhangi bir aşk acısı da değildi
    çünkü şimdiye kadar aşık olmaya yeltendiğim kızlar beni çoğul modernlikler arasında olmadığım için reddetti
    yarım kaldı yani
    her şeyim gibi yarım yani
    seni idol alıp şiir yazayım dedim
    o da yarım kaldı
    buraya vereceğim birçok şey var yarım kalan
    galiba mutlu olmadığım için değil hiçbir umudum kalmadığı için serzeniş ediyorum.
    yanlış anlama abi bunlar her ne kadar 17 yaşındaki bir bireyin yazdıkları da olsa öyle tahmin edilen bir karamsarlık değil
    sadece kendi kendimi sorgulamam ve açıkçası elimde hiçbir şeyin olmaması
    bir tek elimde derslerim var onlara mı sarılayım ne yapayım bilemiyorum acaba resulallah olsa ne yapardı beni biraz umutlandır

  397. Müberra Tomakinoğlu left a comment on 20 Eylül 2016 at 15:07

    Merhabalar Onur Bey,

    Öncelikle yaptığınız her iş taktire şayan bir şaheser benim gözümde.
    Çünkü benim için hayat ince ayrıntıları görebildiğimiz sürece anlamlı. Yüzeysel ve sığ şeyleri herkes anlıyor önemli olan herkesin anlamadığı ,gerekirse bir kaç defa okuyarak anladıklarımızdır diye düşünüyorum. Şiirleriniz bana yaşam enerjisi veriyor ve bu derinlikte yalnız olmadığımı bilmek mutluluk veriyor.

    Benim merak ettiğim bir konu var.
    Şiirlerinizde ve Leyla ile Mecnun dizisinde sürekli konusu olan AT neyin imgesi. Bir türlü bunu çözemedim. Eğer bu mesajımı okuyup beni bu konuda aydınlatırsanız daha mutlu olacağım.

    İyi Günler. Çay demleyeniniz bol olsun :)

  398. makaveli left a comment on 21 Eylül 2016 at 18:05

    ah be muhsin ünlü

  399. basit left a comment on 23 Eylül 2016 at 01:46

    Ben şiir kitaplarını hiç sevmem zaten şiirden de anlamam.Yalnızca ve eğer doğru bir rastlantı sonucu yazılmışsa şiirdeki Penguen öldü.

  400. Nur Tuba Özgilik left a comment on 24 Eylül 2016 at 23:29

    Sana madden yazıp teslim ettiğim mektuplardan sonra sanalını da yazmak istedim.
    Alper’den ödünç aldığın her gömlek en az kendininkiler kadar yakışıyor.
    Ben hayali öğrencin,bakış açım.
    Çok seviyorum, seviyorum ki 8 senedir oradayım.

    “Temmuz” tek bir ağaçtır. Köklerini sulayan, unutma.
    Yaz ki, yazabileyim.

  401. mehmet sezgin sarı left a comment on 29 Eylül 2016 at 07:47

    Hocam merhabalar. Umuyorum, sadece bir hayran sayfasından ibaret değildir. Çağ üniversitesi – Edebiyat Öğretmenliği bölümünde okuyan, 24 yaşında, Sivas’lı bir insan evladıyım. Zamanında tiyatro eğitimi aldım. (Sanatsal bir eğitim nasıl 8 yıl sürer bilmiyorum?!) Akabinde kısa film denemelerim, belgesel çekimlerim oldu… Saçma sapan, ne idüğü belirsiz cast ajansları ile uğraştım durdum. Şimdi sizden yardım istiyorum hocam… Bir deneme çekimi, bir fırsat… O da olmadı; kabul etmediğinize dair bir mesaj… Parmak uçlarınızdan öpüyor, iyi çalışmalar diliyorum.

  402. Alp left a comment on 03 Ekim 2016 at 23:36

    Çok uzun şeyler yazıp-çok uzun ve çok fiyakalı şeyler yazıp- söyleyecek değilim zaten bunu yapabilecek kabiliyetim de yok.
    -Ölmeden önce senden küçücük bir şey rica edebilir miyim, çok küçük bir şey gerçekten.(seni seven tüm kalpler için)
    -Tamam, peki yapacağım. (dediğini varsayıyorum)
    -Teşekkür ederim.
    -Bir kere sadece bir kere “sizi seviyorum” der misin ?
    -Sizi seviyorum, de
    -Sizi seviyorum, de lan
    -Ah be Muhsin Ünlü

  403. Ertan Arslansoy left a comment on 05 Ekim 2016 at 11:49

    Selamlar

    şiirimin dilini sizinkine çok yakın hissediyorum. Elimde epik sayılabilecek uzun bir şiir var, okumanızı arzu ediyorum. Sevgiler

  404. atilla left a comment on 11 Ekim 2016 at 14:55

    Balkona çıkılır,
    Uzun uzun meltemler karşılar yüzünü,
    Onun derin bir nefesi gibi.
    Sandalye çekilir, masaya oturulur,
    Bir ömür onunla oturacakmış gibi.
    Rakıdan bir yudum daha alınır,
    Onun güleryüzlü bir selamı gibi.
    Masadaki solmuş sarı papatya seyre dalınır,
    Onu doyasıya izler gibi.

    Göze kaçan tozlara izin verilir,
    Işıklar kapatılır,
    Bi kez daha Zeki Müren sana seni daha iyi anlatır.

  405. Burak Şahin left a comment on 13 Ekim 2016 at 14:03

    Aynı kadına yazdığım 2 cümlem var. Biri bana gelirken ki; “Gözlerine her baktığımda, kalbim sokaklarına senin ismini veriyor.” .. Bir de bu kadın benden gitmişti beklemiştim. “Geç kaldın bana, artık saatler sen geçmiyor.” Benden size ilham olması dileğiyle..

  406. Onur left a comment on 14 Ekim 2016 at 00:37

    Okur musun bilmem ama kağıt üzerinde mutlu olmam için tüm şartlar sağlanmışken mutsuzum. Şartlar kötüyken de mutsuzdum.İki kere karşılaştık. Niye “şartları zorlama” demedin be abim.

  407. uğur left a comment on 16 Ekim 2016 at 22:37

    abi sen buraya yazılanları okuyor musun emin değilim. ama okumuyorsan büyük günah. istismar etmesin kimse şu temiz duygularımızı. oku abi. okuyalım. sen yaz biz okuyalım. Ayetlerden de bahset şiirlerinde. Polis filminin hayrına Tekvir Suresini ezberlemiş adamım ben. ama Sudeysde de sağlam ses var. ben senin yerinde olsam daha çok dua eder daha çok şiir yazardım abi. ne güzel demişsin “Resulullah asla yalan söylemezdi” Allah kalemine kuvvet versin seni Kurandan ayırmasın. dua eder duanı ve şiirlerini beklerim. Allaha emanet ol güzel abim

  408. Halil Güvenç left a comment on 18 Ekim 2016 at 00:10

    29 Ekim haftasonu İstanbula geleceğiz, ve onur abi seninle oturup beş dakika çay içsek dünyanın en mutlu insanları oluruz. Saygılar

  409. Sevcan left a comment on 18 Ekim 2016 at 12:27

    Son zamanlarda ülkemizin yetiştirmiş olduğu nadir değerlerdensiniz gerçekten. Sizi geç keşfetmenin üzüntüsü içerisindeyim. Ama bundan sonra sıkı bi takipçiniz olacam.

  410. Mert left a comment on 19 Ekim 2016 at 01:39

    Baba yıllardır yaptığın tüm işleri takip ediyorum.Bende çay etkisi yaratıyorsun.En zor anlarımda birkaç dizeni okuyorum ve ne sinir ne stres kalıyor. Sen ölme. Ölceksen de söz ver beraber ölelim. Yoksa sensiz bu dünya çekilmez.

    Seviliyosun. Samsuna uğrarsan haberleşelim çay içmemiz gereken konular var.

    Hadi eyvallah

  411. N. left a comment on 21 Ekim 2016 at 01:19

    Ah Muhsin Ünlü…

    Godot’yu beklemiyoruz artık, Godot olmaya çalışıyoruz. Başaramayacağımızı biliyoruz, olsun daha iyi bir işimiz yok nasılsa.

    Kimse kimin Godot’su olduğunu bilemez.

    Bir roman yazdım, göndersem okur musun?

  412. İnci arayan dalgıç left a comment on 22 Ekim 2016 at 11:26

    Merhaba abi. Güzel insansın vesselam, fakat senden güzel iki insan var abi. Biri annem, biride inci. Annem beni seviyor bundan eminim. Anneler çocuklarını hep sever zaten, olağanüstü bir durum söz konusu değil. Burçak seni sevmedi, ama umarım İnci beni sever abi. Sevdiğim kıza kavuşamayıp, senin gibi şaire dönüşmek istemiyorum. Şairler sevdiklerine kavuşamaz abi, ben şair olmak istemiyorum.
    İnciye bakmak inanmak abi, İnciye bakmak tefekkür. Gemi bekler gibi yolunu gözlüyorum, ufukta gölgesini gördüm, fakat daha limana yanaşmadı abi. O bana bir gün sarılırsa, dünyadaki bütün kötülüklere karşı savaş açacağım abi. Orta doğudaki sorunları çözeceğim, gergedanları soylarının tükenmesinden kurtaracağım, petrol yerine alternatif doğaya zarar vermeyen maddeler üreteceğim. O bana sarılırsa bir gün, bu yazımı tekrar oku ve daha güzel bir dünya için hazırlıklarını yap abi. Aksi takdirde bende şair olurum.

  413. Muhammed Haşhaş left a comment on 22 Ekim 2016 at 14:19

    bu siteyi gördüğüm ilk an okadar sevindim ki!
    son günlerde içinde olduğum durumu nasıl sonlandıracağımı
    bilmiyorum, ve içinde olduğum bu yerde kalakaldım. Yardım et Muhsin Abi!
    uzaktaymışım gibi hissetmeye başlıyorum, bu yüzden bu
    kalemi elime almaya karar verdim. Yazmayı çok seviyorum,
    bir şeyler yazmak için teşebbüste bulunuyorum. yazabildiğim kadar.
    bunların sebebi ise ‘kışı seven fakat üşümeyi sevmeyen’ bir kadın.

    birgün kimi şairleden ziyade sizi anlatacağım, yarenime ve tüm sevdiklerime.
    sen yazmaya devam et güzel insan. büyük ruhlu insan..
    Ağabeyim.. Sevgilerle, tüm iyi dileklerimle.

  414. Mücahit Yöndemli left a comment on 22 Ekim 2016 at 15:58

    Sen hiç düştün mü ? öyle yüksekten filan değil. sevgiden,hislerden. kayboluşlar hep aynı şekilde mi başlıyor. artık çok yoruldum sonu gelmeyen hayallerin hiç bir sonuç vermeyişine,hiç sevemiyorum. hep diyorum ki yalnızlık güzel,yalnızlık çok can yakıyor.

  415. Tuğba Akın left a comment on 22 Ekim 2016 at 16:04

    Kim olduğunuzu veya size neden yazdığımı bilmiyorum. Yine her zamanki gibi sayfalarda gezerken rastladığım herhangi birisiniz ve ben ilk kez böyle bir şey yapıyorum. ‘Mektup kelimesine o kadar uzağımki anlatamam. En son , ilkokul 4.sınıfta annem için mektup yazmıştım yıllar geçmiş üzerinden. Yalnızlığın dibine vurmuş bi insan olarak söyleyebileceğim tek şey mektup yazmak için bi arkadaşa ihtiyaç olmadığıymıs. İnsan yazdıkça yanlızlaştıkça kendine yakınlaşıyormuş. Şuan şehrin kirli kalabalığından uzak bir kamelyada oturuyorum , insanlara bakıyorum hayvanlara,bitkilere bi hamam böceğinin bile hedefi var ve ben hala neden bu kadar umursamaz olduğumu sorgulamıyorum. Yaptığım hataların bedelini ödemeye razı olup hiçbirini telafi etmeye çabalamıyorum.Kırıldığım yerden yine kırılırsam hiç ses etmiyorum ve her defasında kırdıklarımın pişmanlığıyla ben de paramparça oluyorum. Hiç kimseye anlatamadığım bi hiçlikte savrulup gidiyorum. Yine de Dilaver Cebeci misali “Durup durup ıssız yerlerde, güçlü ol ey kalbim, güçlü ol, Daha çok işimiz var” diyorum. Mektupların sonu nasıl biter hiçbir zaman öğrenemedim,vedaların içine sevgilerimizi katıyoruz esenlikler diliyoruz. İnsan tanımadığına yazsa bile içindeki baharı bir hüzün kaplıyor. Hüzünler taze baharlar gibidir. Nereden ,kiminle,ne şekilde okuyorsanız veya hiç okumayacaksanız tüm iyi dileklerimle kalbinizin gerçek sahibine,var edene emanetsiniz.

  416. büşra left a comment on 22 Ekim 2016 at 19:48

    bazen öyle bir halde oluyorum ki, seni okuduğumda ruh halim değişiyor.

  417. güneş left a comment on 22 Ekim 2016 at 22:16

    Çok seviyorum.

  418. Enes İshak Ordueri left a comment on 23 Ekim 2016 at 14:15

    hocam, lafı hiç dolandırmayacağım.
    sevdiğimi sanırdım eskiden, sonra şiiri öğrendim onunla beraber sevmeyi de.
    ben bu denli zor zanaat görmedim, insanın içi içine sığmıyor, gün oluyor nefes alıp vermek dahi işkence.
    yani diyorum ki yaşamak epey çetrefilli şey. sevmek, sevilmek tabii güzelde ben annemi özlüyorum en çok; bilhassa hasta olmadığı zamanları, çocuklar elinden gelse ölürdü anneleri için. bazılarını görüyorum hocam, annesini üzüyor.
    anne hiç üzülür mü hocam sen söyle.
    sonra bir şiir okuyorsun hocam, kafanda canlanıyor bir fotoğraf; gömmüşsün kafanı annenin dizlerine, okşuyor saçlarını. bir çocuğa bir ömür yetiyor bu şefkat hocam, dünya garip; çocuklar yaşıyor anneler ölüyor işte.

  419. Nehir Aydın left a comment on 26 Ekim 2016 at 23:39

    ”Sen Aydınlatırsın Geceyi” isimli filmden sonra merak edip araştırmak istedim sizi.Tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki hayatım boyunca izlediğim en kaliteli filmdi.Sonra sizin hakkınızda öğrendiğim şeyler örneğin çok severek izlediğim dizi Leyla ile Mecnun un yönetmeni olmanız beni inanılmaz derecede şaşırttı.Umarım bir gün bir kitap evinde bir sinemada veya bir tiyatro oyununda karşılaşırız
    Sevgilerle….

  420. Yazamam ki left a comment on 02 Kasım 2016 at 05:36

    En sevdiği oyuncağını kıran çocuğum. Şimdi vakit hazan vakti. Ne diyim ki.

  421. Ahmet Kerem Deniz left a comment on 03 Kasım 2016 at 01:45

    Değerli abim , büyüğüm , hemşehrim.
    Gerek kişiliğinle gerek kariyerinle beni derinden etkileyen bir yapın var.Kocaeli’de RTS 3.sınıf öğrencisiyim.Seninle tanışmak ve seninle çalışmak çok istiyorum.Umarım bir şekilde konuşma fırsatımız olur.Yoksa hep eksik kalacağım.

  422. seref left a comment on 08 Kasım 2016 at 14:18

    Selam size yaptığımız teklifin süresi dolmuştur bilginize

  423. hevi şin left a comment on 09 Kasım 2016 at 01:31

    abi “hayatımın kadını” şiirini anlamadım. gerçekten bir şey bulamadım. ne geçti aklından onu yazarken?

  424. Damla left a comment on 10 Kasım 2016 at 14:21

    Dile getirdiklerini dile getirişine hayranım. Hemen her eserinizi okudum, izledim, yaptıklarınızdan haberdar olmaya çalıştım. Her seferinde her yerde söyledim ONUR ÜNLÜ KAFASI istiyorum. senin kafanın ayrı çalıştığına inanıyorum. Saygılar…

  425. evcilpirana left a comment on 11 Kasım 2016 at 14:28

    Ah Muhsin,

    elimi,yüzümü yıkadım sana baktım.
    canım sıkkındı yine sana baktım.
    yeni bir şeyler sıkılmış şeyleri deler geçer diye.

    -yokdu.

    Ah Muhsin bugün yine sana baktım.

    sahi sen hep böyle mi eski kalacaksın ?

  426. Ali left a comment on 13 Kasım 2016 at 18:33

    Bize bizden yakın olanlar lazım,
    selamsız sabahsız geçenler değil,
    Bize sevgi dolu yürekler lazım,
    insanı insandan seçenler değil…
    Merhabalar abi ilk defa seni bugün bu şiirinde tanıyorum güzel ve anlamlı bir yazı kucak dolusu sevgilerimi sana ve senin gibi yüreği olan insanlara sunuyorum…

  427. Mehmet İyice left a comment on 14 Kasım 2016 at 00:17

    Beynelmilel varakalar sunamasam da sana istihkakım olanı söylemekten de geri kalmayacağım. Senin hasretin demirin suyla muntazaman iç içe olması gibi birşey ne seni yararlı kılıyor ne de beni sen hep benim olmasını istediğim abimsin bunu unutma yalnız değilsin tefekküre gark olduğunda aklının kıyılarından ismimin geçmesi beni bir ömür mutlu kılacak. Judas düğününe gelemez belki ama ben orda olacağım abim benim ustam üstadım dönüm noktam.

  428. Mesut AKYOL left a comment on 16 Kasım 2016 at 09:59

    Ah Muhsin Ünlü Bey, şiir yazmaya devam edin lütfen.

  429. Leyla left a comment on 16 Kasım 2016 at 21:13

    Ben sözlerime nasıl başlayacağım bilmiyorum, senin kadar şanşı olmayı çok isterdim ama senin kadar da şansız olduğumu belirtmek isterim. Belki de buradan geliyor yüzünü sesini ve bilmediğim birine bu denli yazılar yazmak hep buradan geliyor. Ortak birşeyler diyorum içimizde bu ortak olan şey şansızlığımız galiba abi. Ama olsun seni çokça kuçaklıyor, öpüyorum. Allah can sağlığı versin, görüşmek dileğiyle herkese selamlar.

  430. Mecnun'un Ceketi left a comment on 17 Kasım 2016 at 16:16

    Ah! O nasıl şiir yazmak,o nasıl nasıl… Ciğerimi çürütüyorsun dizelerinle be abi.

  431. Sezer left a comment on 17 Kasım 2016 at 22:48

    Ah Muhsin Ünlü, ne denir insanlar ustunde bu kara yazgı yada yazgıyı yazan kara mıdır?Kara nedir ki?Bir korku mu yada bir nefret mi?Hangisi?

  432. Gökçe left a comment on 20 Kasım 2016 at 00:28

    O verdi “gidiyorum bu* yu. Hem de en sevdiği yerlerin altını çizmişti. Defalarca okumuştu. Aslında hemen hemen hepsini çizmişti. Öyle sevmekti O’ndaki.. Kitap her insan için değerlidir. Ama bendeki değerini tahmin edebilir misiniz? Beni de O tanıştırdı seninle. Daha çok O’ndan mütevellit başucu kitabım oldu. Sevdikçe sevdim, okudukça okudum, izledim, dinledim, abi bir sesi var, yazdıkların zaten inanılmaz bi de O söyleyince Yaşasın Cumhuriyet…. Çay da öle mesela. O nunla çay içmek ayrı güzel. Çaydan anlamalı insan. Hele bi de rakı arası çay içerken görün. Neyse, O gitti, gereksiz gitti… Kitaba küsmedim ama dokunmaya korkar oldum. Çaylarımda hep soğudu…. Ne yapıcam hiç bilmiyorum. Nerde senden bir söz görsem O aklımda, kitabı başucumdan alsam kıyamet kopacakmış gibi. Hoş kopsa ya…..

  433. Mesut left a comment on 22 Kasım 2016 at 03:55

    her şeyi biliyorlar ama bilmeseler keşke. yukarıda bi yerde birileri.ve ben gidiyorum.

  434. Gamze left a comment on 22 Kasım 2016 at 23:56

    Oku! malısın Muhsin Ünlü.. Yıpratıp attığım ve bir belleğe kaydetmediğim tüm sözlerimin içindeki pişmanlıktan öte bir haykırış belki bu! Evet, ben de isyanla malül oldum! Nisyana uğradım! Evet Muhsin Ünlü! Şimdi birer geri dönüşüm parçası haline gelen tüm kağıtlarımın ağıdını yakıyorum.. Şerefli bir yalnızlığın en ağır yükünü taşıyorum. Tüm mülteciler gibi, gözü arkada bir umudun bekçiliğini yapıyorum..

  435. ışıl left a comment on 25 Kasım 2016 at 23:45

    Bir gün eminim,sizinle bir yerde karşılaşacağız. Yanımdan geçip gitmenizi izleyeceğim uzaktan. Çünkü o an,gerçek mi yoksa rüya mı arafında olacağım. Ben kendime gelene kadar,kimbilir kaç kişinin önünden öylece geçip gideceksiniz. Çok seviliyorsunuz. Anneler hep gülsün,en çok onlar..

  436. Veysel left a comment on 26 Kasım 2016 at 19:45

    Bir şişe şaraplık canı vardı aslında anıların şarkılar olmasaydı,
    Hatırlatmasaydılar seni bana belkide yaşanmazdı bu kadar acı dolu sevmeler,
    Belki de şiirlerdi acımı büyüten bütün suç Yusuf Hayaloğlunun du belki,
    Sadri Alışık belki de herşeyin sorumlusu oydu,
    Empatiydi belki eksikliğim herşey bana yüklenmişti suçlu olan bendim,
    Sen yinede tertemizdin bendim hırsız sendin hiç umursamayan,
    Yine de benimdi sanki çalınan kalp sana ait olmasına rağmen….
    İlk adımların şiirde bunlar benim Onur abi yazamıyorum kafamdakileri,
    21 yıllık birikim dökülmüyor kolay kolay kağıtlara,
    Tek hünerim seçebilmek sadece fazlası yok,
    Sen Onur abi dışıma çıkan içimdekileri tekrar yerine gönderdiğin için çok teşekkür ederim
    Aşkın leyla ile mecnundan öte birşey olduğunu kalbin odalarının otel misali olduğunu öğrettiğin için çok sağol sağlıcakla kal Ah Muhsin ÜNLÜ

  437. aleynakoc left a comment on 29 Kasım 2016 at 17:32

    Derdim olunca ne yapılır bilemedim. ben öyle sigara falan da içmem, alkol de kullanmadım hiç. Velhasıl çok üzdüler beni. Baktım sonra derdime derman olan bi’ şeyler var. Hani anlatamazsın ama karşındaki mevzuyu anlar ya. Sen mevzuyu anladın be abi.

  438. Mehmet can left a comment on 30 Kasım 2016 at 16:21

    Benimde karaladigim bi kaç bişey var ve senin yorumunu merak ediyorum ilgilenirsen sevinirim

  439. haticegazel left a comment on 01 Aralık 2016 at 12:18

    ben seni okuyamıyorum ki,
    ağlıyorum hep :)
    ne zaman bi şiirini, adını ya da yazını görsem yolumu değiştiriyorum
    şimdi neden değişmedin dersen, neler neler var orada merak ettim,
    o kadar gerçek ki yazdıkların, o kadar gerçeğin bu kadar hayatımda olmaması canımı sıkıyor
    sen benim canımı sıkıyorsun
    böyle dedim diye üzülme eski sevgilim de çok canımı sıkardı ama çok severdim
    yani seni de çok seviyorum
    bu arada, hayır 16 yaşında değilim
    sadece şiirler ve şairler üzerine düşünürken küçülüyorum
    büyüdüğümde oluyor bazen, ama asla olduğum yaşta ve zamanda olamıyorum
    ben böyle çok daha yazarım da neyse,
    patron gelir şimdi, gideyim bu

  440. Betül left a comment on 01 Aralık 2016 at 23:04

    Nolur bir günlüğüne benim olsun şiirleriniz.

  441. güneş left a comment on 03 Aralık 2016 at 21:07

    Parasızlık öldürür ama sevgisizlik süründürüyor. İkisini de yaşıyorum.

  442. Muhammet Kürşathan İldemir left a comment on 05 Aralık 2016 at 13:30

    Bir Öykünüş Timsahı-Özendim ama Gücenmedim

    Önce buçuğunu sildim 17(onyedi)nin
    Etiketliyorlar göz nurlarını
    Geceden donsun diye asılan balkonları çamaşırların
    O arada -salonLAN balkonun arasında-
    Çoktan oluşturulmuş şiirleri

    Damgalıyorlar sevgilim farkından mısın bizi
    Öyle böylede değil hemiDE
    Sen aramadıkça sessizde duramayacak telefonum
    Üzülüyorlamış gibi sevgilim damgalımısın?

    Bir otomobil lastiğini sikleser kauÇÜK olur
    Brandalarlan doldurmuşlar namazı
    Cami tatilde cami bakımda cami tamirde
    Saflar boşmoşbomboş
    Karşıdan buraya geçerken ben
    Ölüyodum kalsın az
    Yavaşlatsana lan j(c)antlarını
    KauÇÜK!

  443. Yiğit Kerim Arslan left a comment on 05 Aralık 2016 at 19:38

    Öncelikle bağlaç olan de hakkında konuşayım “ayrı yazılır.” neyse. Sana benzemeye çalışan şairlere söyle çok fazla komik ve aciz oluyorlar more. Şiirlerinin çok güzel olduğunu ve geçmişten beri yazılan en güzel şiirlerin arasına girebileceğini düşünmeme rağmen şiire bir daha geri dönmemen dileğiyle.
    Bu arada eylemlere git sessiz kalma, zaten filmlerin izlenmiyor, artı on sekiz alıyor. Eylemlere gel.

  444. RABİA left a comment on 07 Aralık 2016 at 13:11

    Abi kusura bakma rahatsız ediyorum. Biri var senin izinde. 12 aralıkta doğmuş bundan 27 sene önce. Adı FIRAT. Şuan taksimde barcelo eresin otel in aşçı şefliğini yapıyor. Ben senin imzalı kitabından hediye etmek istedim ama ben onu ona veremem. Bizimkiler ev istedi.Halbuki ben birlikte de yaparız demiştim. Ne biliyim gururlu sonuçta. Onada kızamıyorum velhasıl Abi ben ne yapayım ?

  445. Sevim left a comment on 08 Aralık 2016 at 03:47

    Ben yeni on sekizine girmiş cahil bir kızım . Kendimden emin olduğum tek şey hayallerim… Ileride birlikte cok iyi isler yapacağız yazdıklarıma eserlerime bayılacaksınız üstadım… Sizi bir sekilde bulacağım az kaldı… Dört yil sonra görüşmek üzere… Hoscakalin

  446. Adım niye gerekli left a comment on 08 Aralık 2016 at 22:56

    Gerçi mail adresimde adım olmasa o da gerekli değildi ….
    Nedir bu insanların her şeyi gereklilik haline getirmesi her şeyden bağımsız yaşanmaz mı ki
    Ve biliyorum yazan olmak daha iyi…….
    İsim neye gerekir ki …….

  447. Adım niye gerekli left a comment on 08 Aralık 2016 at 23:07

    Yaşıyor musun
    Sesim olur musun
    Duyuyor musun
    Adım gerekli mi
    Anlıyor musun
    Yazan olur musun
    Kim ne demiş
    Dinleniyorum
    Sen beni duyuyor musun
    Sesim olur musun
    Bu aralar kafamda bir eksiklik
    Ruhumda en büyük zedelenme
    İçimdeki sesler öldü
    Duyuyor musun
    Sesim olur musun
    Sessizce içimden söyledim
    Orda mısın…..

  448. Mihriban Kurt left a comment on 09 Aralık 2016 at 14:11

    Merhabalar
    Sizin ‘Hatırlat da Haziran’ın sonlarında çoçukluğumu yakalım.’ ifadesi bana çok dokunuyor. Haziran ayı hem benim doğduğum ay, hem de dedemi kaybettiğim ay. On yıl boyunca bu ay geçerken duyduğum ağrıyı sizin bu sözünüzün anlattığının farkına vardım. Benim çocukluğumun Haziran sabahları öldü, hiç doğmamış oldum.
    Sizden öğrenmek istediğim bu sözlerin sizin için ne ifade ettiğini öğrenmek. Yani ‘Şair burada ne demek istemiş?’ gibi bir şey istediğim. Bunu yazarsanız eğer, bundan büyük sevinç duyarım.
    Sevgiyle kalın.

  449. Zozan left a comment on 12 Aralık 2016 at 21:39

    Aslında söyleyecek çok şey var da Allah kısmet ederse herhangi bir insanin elinin değdiği herhangi bir toprak parcasinda konusmak en azindan nefes almak icin cay icmek güzel.Amam o zamana kadar kafadaki tereyağı sabit durur ve telefon klavyeleri de düzelirse eğer çaya da gerek kalmaz.Herhangi biriyle konusmak hatta aglamak bile anormal gelebilir şu an en büyük tercih gibi.

  450. Fahreddin osmanca left a comment on 12 Aralık 2016 at 21:45

    Abi, ismini duymama bir ah beliriyor içimde.
    Hani ‘ömrümü film yapsalar…’ diye lafa giren mahalle abisinin meramı gibi.
    Dert büyük tabi dert, soru çok abi hangisini diyelim sana. Dün yine öldük abi fakiriz garibiz ya otuzlu kırklı öldük , hani zengin ölünce bir ölüyor sanki buyuk oluyor ya , aslinda tesvikiye derler bi yer varmis ordan biliriz kalabalık olur abi.

    Garip dün öldü abi. Evine bir bayrak astık üçgun mevlit okuttuk sonra yine ayni. Tamam biliyorum garibin pazartesi sendromu olmaz , garibin stresi olmaz.

    Biliyorum da abi zoruma gidiyor be, 30 sene çalışıyoruz okuyoz biz , 2bin lira maas icin omrumuzu harciyoruz yolda yolakta fabrikada çatıda…

    Bizde hayal kuruyoruz, belki kitap yazamiyoruz, film cekemiyoruz , yakisikli degiliz, topta oynayamiyoruz belli ki… ama bizimde hayallerimiz var. Bizde seviyoruz bizde özlüyoruz. Bizde 30 sene biz kalp taşıyoruz kalbimizin içinde, hemde öyle hd kanallarda zengin cocuklarin ergen bakislarindaki gibi degil.
    Sonra sgk primini yatirmadigi icin bir fabrikator Tckimlik numaramıza… icimizden bir bizi daha söküp aliyorlar…

    Ekmek diyoruz tekrar, tekrar bari ekmek derdine düşelim…

    Siz sağolun abi … bazen sen bazen Emrah abi yetişiyor ‘ah’ imiza bazen neşet abi , bazen murat abi …

    Ama siz varolun, eksik olmayin bi imam bulun abi , bir polis olun , bir ismail abi olun bizi anlatin abi… Allah razi olsun Onur abi … Allah sizden, bizi bizim gibi anlayanlardan razi olsun

    Bu cümleleri televizyondan izleyipte abi bildigim icin yazdim sana … cunku biliyorum ki “…garip olmayan bilmez, gariplerin halinden…”

  451. Ah özgün left a comment on 12 Aralık 2016 at 21:47

    Mükemmel bir detaysın be abi

  452. Tuba Gülle left a comment on 12 Aralık 2016 at 22:33

    Yolladığınız tweetteki bağlantıya tıklayınca buraya geldim. Görünce de yazamadan edemedim. Yan yana getirdiğiniz her kelime ne kadar ahenkli oluyor, ne kadar senfonik. Tam şunu da okuyup işime döneyim diyorum bırakamıyorum. Teşekkürler. Kapının önündeki ayakkabıya, nal salınan aşklara, acizliğe, Anadolu İletişim kantini kahvesine…

  453. Halil ÖZKAN left a comment on 12 Aralık 2016 at 22:37

    para lazım

  454. Asli Gül left a comment on 12 Aralık 2016 at 22:54

    cok yalnızım tekrar toplanin lan :(

  455. Esra left a comment on 12 Aralık 2016 at 22:55

    Şimdiye kadar yazılan senaryolar içinde en farklı olanını ilk sen okumak ister misin.Bunu dikkatini çekmek için söylemiyorum.

  456. Esra left a comment on 12 Aralık 2016 at 22:59

    Simdiye kadar bilinen senaryolar icinde en farkli olanini ilk sen okumak ister misin.Bunu dikkatini cekmek icin soylemiyorum.

  457. Bilge left a comment on 13 Aralık 2016 at 00:18

    Azap Kuşu
    patates çuvalı olaya devam
    hantal yorgun kıpırtısız
    derinlikler kayboldu
    2 boyutlu bi hayata dönüştü
    duvarlara bir kat daha çıkıldı
    yük ağırlaştı çimento daha bi sağlam
    bozuk bir sıva
    sıvandı o gece duvara
    bereleri kapatmaya yetmedi
    tüm güzellikler yok oldu
    kimse anlamadı
    anlaşılmak duygusu aptal ve aciz
    sızdı duvardan
    dikenli kolye takıyordu
    boynundaki izler bundandı
    hangi sevme kapatabilirdi
    kapatamadı
    karmaşık dünyaya bir düğüm daha
    fazla gelmedi
    bir düğüm daha attı
    omuzlarına hiçbir kuş konmamış
    avuç içlerinin soğukluğu bundanmış
    duvar dört duvar
    sarmaşık elbisesini giyinmiş paslı borular
    yeşili görmemiş ki gözler
    inanmış
    kalbi koca bir kavuk
    içindeki oyukluk bundanmış
    baykuş tünemiş
    gözleri hiçbir gemiye fener olmamış
    bedeni hiçbir gemiye liman
    kimsenin hiç kimsesiymiş

    BilgeT.

  458. ila left a comment on 15 Aralık 2016 at 02:17

    Ah Muhsin, beni seninle o tanıştırdığı için ve beni onunla sen tanıştırdığın için üzgünüm. Zira her karanlığın içinde biraz senin dizelerin, biraz onun sesi… Ve ikiniz zihnimde buluşunca dört tarafım acılarla çevriliyor.

  459. Muhammed left a comment on 15 Aralık 2016 at 09:47

    ilk zamanlar yüzünü çok merak ettim. Bunları yazan cok başka bir adamdı,mutlaka tanımalıydım kitap çıkartmaya hazırlanan biri olarak. Adını arattırdığımda internnetten,onur ünlünün fotoğrafı çıktı karşıma her defasında. Başlarda soyadı benzediği için çıktığını düşündüm çünkü bu kadar çok yönlü olman ve her alanda bana göre son dere başarılı olman ; hepsinin bir bedende toplanmış olması olasılığının düşük olması sebebiyle gerçeği anlamam zor oldu. farklı tür şiir yazmak isteyenlerde hep senden bir parça gördüm.Evet hepsinde parçan var,paramparça dizelerinde,her harfi bütün kalbimden geçirerek söylüyorum ki ; İYİ Kİ VARSIN..

  460. Şazenuş left a comment on 16 Aralık 2016 at 01:33

    Şiirlerin hayatımla ilgili radikal kararlar almama sebep oldu. Akıllı telefonumu satıp yerine kitaplar satın aldım. Üniversiteyi bıraktım ama okumayı değil. Sevgi ve muhabbetle abi, belirsiz bir zamanda yanındayım.

  461. Şazenuş left a comment on 16 Aralık 2016 at 01:53

    Üzerinden zaman geçmiş bir rüyayı anlatıyorum. Nasıl vardığımızı bilmiyorum, bir otelin havuzu başında muhabbet ediyorduk. Ben sana yazdığım senaryoyu anlatacakken sen “Sezerim kafamı dinlemek istiyorum, şimdi anlatma.” dedin ve ben uyandım. Uyandığımda ise şiir okumaya başlarken tekrar uyandım. İkinci uyandığımda gerçek dünyadaydım; Sanayinin çatısında bir konteynırın içinde! Yatağımın altında yarım kalan biramı fondipledim ve tekrar uyudum!

  462. wooly booly left a comment on 17 Aralık 2016 at 21:52

    direnerek uzak kalmayı başardığım dramdan-acıdan-hüzünden-karmaşadan zevk alma duygumu tekrardan hatırlattın bana fimlerinle-yazdıklarınla-bakış açınla…bu kadar yeter tayland’a gidiyom ben

  463. gökay left a comment on 21 Aralık 2016 at 22:11

    ben neden anlayamıyorum bu dünyayı, ya da o mu anlayamıyor beni, hala anlamış değilim.

  464. Sümüklü Mendil left a comment on 22 Aralık 2016 at 00:58

    İnsanlar, bazı insanlar, yazar yada yazmış. Birilerine veya birine… Bende yazıyorum arada. Şimdi insan neden yazar sorusunun cevabını -kendimce-yazdığım için biliyorum fakat insan yazdığını neden paylaşır? Biraz önce aklıma gelen bir cümleciğimi arkadaşıma attım nasıl diye. Neden yaptım, bilmiyorum. Halbuki bunu yazmama neden olan kişi özel olduğundan, yazınında özel olması gerekmiyor mu? Bu dürtü nereden geliyor? Doğru kişiye gitmesi istendiği için mi paylaşılır bu cümlelerin arasına karışmış hisler? Ya edebiyata hayat veren şairler, şiirleri kadınlara veya adamlara ulaşsın diye mi kağıtlara döktüler yazılarını yoksa ün için mi? Belki de bu günki hayatı kurtarmak içindi. Bilemiyorum. Kısacası insan neden özelini, harfe döktüğü hislerini paylaşıyor? Ulaşamayacağını bilse bile… Geceleri kafamda güneş açıyor o yüzden günaydın deyip sonlandırmak istiyorum. Teşekkür ederim.

  465. ben kısaca st left a comment on 25 Aralık 2016 at 23:01

    güzel adamsın abi. ama ben yusuf’u da güzel sanıyordum fakat çürük yumurtadan daha çirkinmiş. ben onu çok sevdim abi. ona güzel şiirler okudum. güzel müzikler dinledik beraber. ben onu yaşamaya hazırdım ama gitmeyi tercih etti. gitsin abi, gitsin. ben onun uğruna şiirler okurken o gitti abi. ben ona hep canın sağ olsun derdim. yusuf bu sefer canın sağ olmasın.

  466. rahmi left a comment on 28 Aralık 2016 at 13:27

    sevgilim seni çok seviyor, ben de onu çok seviyorum. off be muhsin ünlü…

  467. Sümüklü Mendil left a comment on 29 Aralık 2016 at 22:18

    Geçen yazdığıma senin adına bir sürü cevap verdim kafamda ve kendimi ikna edemedim. Belki de toplumsal hastalıktır. Yararlı bakteri gibi bir sey olabilir. Şey demiştim bu arada: Yazdıklarımızı neden paylaşırız.
    Yazarlar aralarında mektuplaşırlarmış, okur yazara mektup yazdığında yazar neden geri dönmüyor? Okurun yazar mı olması lazım?
    Ben yazıyorum. Yazdıklarımı millete okutuyorum. Biri vardı… arkadaşım yazdıklarımı okuyunca o çocuk neyi kaybettiğini bilmiyor dedi. Bu bana söylenmesi istediğim bir cümleydi ama bu rahatsız edici. Yani bilse ölür müydü? O bilmese bile biri bilse!
    Bir dergide okumuştum köyde yaşayan bir kadın hiç evlenmemiş ama büyük aşıkmış. Yazmış o da. Güzel yazmış ama yalnız ölmüş.
    Kimse biz gibileri bilmeyecek mi?
    Bu gün hiç kitap okumamış, şiiri instagramdan bilen arkadaşıma bir çocuğa açılması için gaz verdim. Çocuk geri dönüp “Yanımda ol” dedi ona. Aynı gün.
    Bana yazdıran çocuğa yazmam için aynı gazı veren yine bu arkadaşımdı. Ben yazdım ve bir hafta sonra bana “olmaz” dedi.
    Ben bence çok bilinmeyenli bir matematik sorusuyum ve insanların alayı sözel.
    Sence bir gün biri beni okur mu?
    Üzülüyorum. Çok.
    Hoşçakal.

  468. nazım left a comment on 30 Aralık 2016 at 00:55

    insanlar beni anlamıyor ama ben sizi anlıyorum

  469. Çiçekçi kadın left a comment on 04 Ocak 2017 at 02:30

    Seneler önce tamam çok da değil 4 5 yıl önce falan emek emek arayıp ah muhsin ünlünün olduğu söylenen bir mail adresi bulup hayallerimi yazdım. Kimse cevap vermedi. Gece 03.27. Tesadüfen buraya denk geldim. Bu sitenin böyle bir iletişim kısmı olduğunu bilmiyordum. 4 5 sene önce çocuktum. Dün de çocuktum. Bugün büyüdüm. Herkes dün çocuktur çünkü. Daha ilgi çekici şeyler yazmak isterdim ama uykum var. Yarına bıraksam da unuturum. Seni seviyorum Ah muhsin.

  470. müslüman left a comment on 06 Ocak 2017 at 19:15

    tasavvuf yalandır. yunus emreler, celaleddin rumiler hep yalandır. devlet kısıtlı akla sahip beşerlerin sistemleriyle yönetildiği sürece hiçbir şey ifade etmez.

  471. gereklideğil left a comment on 09 Ocak 2017 at 21:44

    derinlere indikçe yüzeye daha da yaklaşıyorum gibi
    yepyeni bir dünya keşfediyorum
    kafam bi!dünya

  472. Emre left a comment on 15 Ocak 2017 at 01:24

    Şu an saat gece 2 30 ve sana bunu demeden uyumayayım dedim.Adamın dibisin !

  473. Alperen left a comment on 18 Ocak 2017 at 08:55

    Anlam mı?
    O da ne?
    Anlamam gerekmiyor ah!
    Muhsin Ünlü.
    Hissetmem yetiyor.
    Yazdıkların yüreğimi burkuyor. Kamburumu çıkarıyor.
    Geçmiş zaman eylemlerin, şimdimi etkiliyor.

  474. hatice left a comment on 29 Ocak 2017 at 22:31

    evet isterim daha önce de istemiştim ve göndermiştim, şimdi yeniden gönderiyorum, çünkü bi önceki mektubumda yazdığım şeyleri okumayı öyle çok istiyorum, sana geldi mi geldiyse nerdedir hiç bilmiyorum gerçekten, ama bulsam keşke, sonra ki mektup sonra ki mektup diyerek bütün mektupların sonuna geldim belli ki, sonra da yenisini yazdım, yazdıklarımı bulalım lütfen, adım aynı değilse bile mail adresim kesin aynıydı..iyi geceler

  475. Pınar B left a comment on 21 Şubat 2017 at 19:08

    Leyla ile Mecnun izlemediğim günler; “İntihar haramdı, bizde yüzümüzü astık..”
    Leyla ile Mecnun izlerken; “Devletin bekasının da Allah belasını versin, malboranın da !”
    (İzlerken duygulanıp üst üste yaktığım sigaralar ve bitmesinin verdiği hüzünden ötürü)

  476. rasyonel kedi left a comment on 24 Şubat 2017 at 18:09

    bu gerçekten sen olsaydın, bağlaç olan de’yi ayrı yazardın. sen olmasan da, yani bu sen olmasan da, senin genel olarak hayatta olman güzel be onur.

  477. Taha Berk (HORSS) left a comment on 27 Şubat 2017 at 17:34

    Hocam Allah sizi her an daim etsin. Prangalarımızdan kurtulmamızı sağlayacak adam sizsiniz hocam. Hocam Kırık Kalpler Bankası sinema salonlarında mı yayınlanacak yoksa sadece festivallerde mi? Ve eğer girecekse vizyon tarihinden bi tutam alabilirsek çok makbule geçer hocam.. En derinlerden bikaç rakun yolladım..

  478. Taha Berk (HORSS) left a comment on 27 Şubat 2017 at 17:35

    Bu nadıl nane şekilli nane delikli naneee…
    Polo poolooo..

  479. Azizcan left a comment on 01 Mart 2017 at 14:58

    Bazen okumak yetmiyor anlamak için
    yaşamak gerekiyor…
    sizin şiirleriniz öyle
    yaşayarak anlıyorum

  480. zibidi bi kuş left a comment on 03 Mart 2017 at 00:53

    Beynimin içindekileri mi okuyorsun sen güzel abicim ya

  481. Cüneyt left a comment on 05 Mart 2017 at 00:06

    kimdir bu muhsin ünlü?
    tıc tıc,o bildiğimiz yönetmen değil çok sanat seviyo o
    çok gerçek yazıyo bu
    çok sanat yazıyo bu
    üff sıkılıyorum ama
    kırık kalpler müzesi izledikde daha önce
    spring breakers nerden aklıma geliyor?
    yoksa bizim yönetmenin genç selenayla bi ilişkisimi var?
    baba kız yada şair okur ilişkisi olabilir ancak
    çok yaşlandın be onur abi
    alper abi nasıllar?
    kafam karışık
    belki eksik parçaları bulabiliriz birbirimizde
    belki birazda kahve

  482. Merve Pala left a comment on 06 Mart 2017 at 19:33

    Okuyacağınıza emin olduğum bir yazı yazsam eminim daha güzelini yazardım. Size söylemek istediklerim var ama siz bunları şiirlerinizde ve filmlerinizde zaten söylemişsiniz. Benimle bir kere yüzyüze görüşün yoksa şair öleceğim.Dünyadaki tüm hayranlarınız aynıdır, ben dahil değil. Yahu olmak istediğim konumdasınız oradan bana bi kere el sallasanız sanırım şair öleceğim.

  483. Aslı left a comment on 08 Mart 2017 at 00:16

    Hipotenüs iç ihtillerden daha devrimci sanırım sevgilim ama ben yine de babaannemin un eleğine, Fariz’ın yalnızlığına, otlu peynir kokusuna ,birasızlığa , şakiro’nun erotik şarkılarına ,memelere biçilmemiş rollere , anne sütüne, erken yaş evliliğe … Ah sakal uzatıyorum canım, sen de özledin mi beni ?

  484. ŞSonradan gelen huzur left a comment on 08 Mart 2017 at 03:28

    Bu mektup Muhsin Ünlüye özür mektubudur. Daha önce ruhu hiç olan bir adamı sana benzetmiştim ama anladım ki pirim senin güzelliğin yanında boş lakırdı etmişim. Başkalarının gemileri batarken sen güzel gemiler gör.Güzel ruhlu adam eşsizsin …

  485. irem left a comment on 11 Mart 2017 at 20:57

    Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.

  486. Musa Ertürk left a comment on 12 Mart 2017 at 13:45

    Leyla ile Mecnuna yeni başlayan biri olarak soruyorum 4 leyla olayı baştan beri düşünülen senaryo mu yoksa setteki kavgadan sonra mı oluştu

  487. Tila left a comment on 12 Mart 2017 at 15:20

    Ah, Ah Muhsin Ünlü benim için sen kapılarının arkasında ütopya olan adamsın. Ve seninle aynı dünyada yaşamıyoruz hiçbirimiz. Aslına bakarsanız kimse kimseyle aynı dünyada yaşamıyor ama konumuz bu değil. Eğer sakıncası yoksa “o gemide bende olsaydım” şiirini arkadaşımla seslendirip YouTube da paylaşıcaz (tabi ki şiirin sahibini belirticez) . Yayınladığımızda tekrar yazarım belki dinlersin.

  488. Kahve kokusu left a comment on 14 Mart 2017 at 12:45

    Bir rüya sarhoşu olarak şunları kaydedin levh-i mahfuza:
    Ben İsa kadar mucize bir bebek değilken
    Sen hangi ölüyü diriltmekle övünüyorsun.
    Bahar dallarımda çiçekler isyankar…
    Hep o rüyalar çarptı bana geceleri.
    İlaheler kadın gibidir
    Kadın gibi midir ilaheler…
    Ölüyorum sandım
    Öldürmedi beni bunlar
    Yaşıyorum bir ofis kenarı mahallede
    Gökdelenler kurup yıkıyorum
    Bulaşıklar da kaldı
    Neyse bunlar hep rüyadan
    Hep sarhoşluktan.

  489. gerekli left a comment on 14 Mart 2017 at 14:59

    güzel bir insansın

  490. gerekli left a comment on 14 Mart 2017 at 15:00

    sevmeye değer bir adamsın

  491. İlay left a comment on 15 Mart 2017 at 00:35

    Bazı insanlar çok sever, bazilari çok guzel sever. Güzel seven bulsun sizi ve guzel sevin her daim..

  492. hatice left a comment on 20 Mart 2017 at 09:27

    Ben seni öptüm ve sen fransız oldun, şehre indin, bir sinemaya gittin, yağmur yağdı, otomobil icat oldu, zarifoğlu öldü, senegal’li zenciler 41. yaşlarını kutladılar.
    Ben seni öptüm, bulvarlar iltaplandı, siyaset bilimi çağdaş coğrafyalarda cesetler üretti, bir sufii’yi darplarla geberttin, hayat bi yanıyla güzel oldu ve sen de güzel oldun, seni rahatsız ettiğimden korktum.
    Sen beni öpmedin ve aşkımız pratik karşılık bulmadı, göz göze gelmedik ve bu intihar girişimi olarak algılanmadı, ata binmekten çok daha farklı oldu seni sevmek sevgilim, hiç rasyonel olmadı attan atlamak, frued diye bir şey çıktı.
    Sen beni öpmedin ve ben gansterleşmedim, şair olmadım ve asla yanıma almadım seni, bilmedin, göğsümde açan tek gül de değildin çünkü, bu eller öpülmedi, sen öldürülmedin, çayını içmedin ve ben çay koymadım. (affet)

  493. tuğçe left a comment on 26 Mart 2017 at 00:43

    Bazı şiirler vardır okuduğunda tahmin edilir bunu kesin x kişisi yazmıştır ya da y kişisi. Genel olarak şairlerin kalıpları bellidir konuları ya da benzetmeleri. Ama tüm bunların dışına çıkıp yüreğimize dokunan biri var ki o da sizsiniz. Kurdugunuz her cümle birlestikce yüzde tebessum kalpte çiçek açıyor. Çok yasa’yiniz. Güzel yaşa’ yiniz

  494. hüsrev uslu left a comment on 26 Mart 2017 at 00:59

    Merhaba, size naçizane kitabımı göndermek istiyorum. Nasıl ulaştırabilirim size?

  495. Sairbeyfendi left a comment on 27 Mart 2017 at 00:28

    Ah muhsin ünlü’ye

    Ben şair olsaydım
    Annemi aldırtırdım yanıma
    Hem annem onu sevdiğim için ağlamaz
    Hatta daha çok sevinir
    Ah muhsin abinin filmleri de iş yapar
    Azrail’i tanımak cesaret gerektirir
    Annemi sevmekle yetinseydim
    Şiir olarak kalırım
    Başka kadını sevmeye yeltendim
    Şair oldum

  496. Emir left a comment on 03 Nisan 2017 at 22:35

    Küçükken bir filmde görmüştüm insan bir tanrı , kafaya koymustum bende tanrı olucaktım beceremedim yada farkında değilim bazen sabah ezanına doğru uyaniyorum bu bi isaretmi neyse neyse allah affetsin.

  497. Melike Okutansoy left a comment on 10 Nisan 2017 at 23:38

    Cumhuriyet üniversitesi sizi hep bekliyor olacak abim

  498. merve left a comment on 17 Nisan 2017 at 12:37

    abi ben seni çok fazla seviyorum. seni görsem ağlarmışım gibi geliyor.çektiğin filmleri yazdığın şiirleri güneşin oğlunu yaptığın ya da yapmayı plandığın işleri çok seviyorum. yani şöyle ki sen ölsen ben ağlarım. çünkü çok güzel insansın.

  499. elif.. left a comment on 27 Nisan 2017 at 17:19

    Aslında şiirlerinize filmlerinize dair söylemek istediğim çokça şey var. Ancak bunların Leyla ile Mecnun ile alakalı olanlarını yüksek lisans tezimde derleyip toplayacağım. Bu sebeple size sormak istediğim sorularımı ulaştırabileceğim bir imkan tanırsanız çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler..

  500. yapraksı dökülüş left a comment on 30 Nisan 2017 at 15:53

    Seninle konuşmaya ihtiyacım var.Sanırım kayboluyorum.MUhsiN bunu oku

  501. beyza left a comment on 06 Mayıs 2017 at 02:57

    abi merhaba yine ben,

    bugun biraz gec yaziyorum anca firsat bulabildim. abi ben bir karar aldim. artik bir isin ucundan tutmam gerek. okulumu kapatip hayallerimi elimden aldiklarindan beri ne bir kamera tuttum ne de senaryo yazdim. simdi ufaktan sinema elestirileri yazmaya baslayayim diyorum. okulda haber yazarligi dersimize giren hoca da yazilarimi okuyup duzenlemem ve gelistirmem icin bana destek olacak. milyon tane film izliyorum. sinema icin yanip tutusuyorum. birde kurgusundan senaryosuna oyunculugundan efektlerine sesine isigina kadar didik didik ediyorum filmleri. bosa gitmesin. artik zamanim da bosa gitmesin. eskiden film izledikten sonra babamla uzerine konusur analiz yapardik. babamda sinema tutkunu. izlemedigi film bulmak imkansiz. simdi onunlada konusamiyorum. bari yazayim. ufak ufak kendimi gelistireyim. bu bunalimi ve umutsuzlugu uzerimden atmanin vakti geldi. ben sanatci olmak istiyorum abi. ünlü degil. sanat yapmak istiyorum. insanlar sanatimi konussun. beni degil. bu noktaya gelmem icin artik bir yerlerden baslamam caba sarf etmem gerek. onun disinda bugun yine kirecburnundaydim. huzur buluyorum orda. sahsina munhasir mukkemmel bir yer. istanbulun karmasasi yok. sadece huzur var. ama benim huzurum yok be abi. onceden her saatim doluydu. sabah derse giderdim oglen okulda asistanlik yapar aksam tiyatro provalarina giderdim. hep calisirdim. kendimi oyle bir biraktimki calismadigim her an daha da deliriyorum sanki. neyse abi yine kafani bir ton seyle sisirdim. kusura bakma.

  502. beyza left a comment on 07 Mayıs 2017 at 00:03

    merhaba abim,

    bugun cok uykum var. az kalsin yazmayi unutuyordum. ama aliskanlik olmaya basladi artik. yatmadan dislerimi fircaliyor sonra hemen sana yaziyorum. bende dost olarak seni sectim abi. ne yapayim. tabi senin bundan haberin yok. belki bunlari okumuyorsun bile. ama belki bir gun bir yerde karsilasiriz. haberinin dahi olmadigi kucuk dostunu tanirsin sende. dunyayi degistiremiyoruz ya hani abi. ben dunya mi da degistiremiyorum. cunku bana ait bir dunyam var mi bundan bile emin degilim. sanki hayatima hep baskalari cadir kurmus. asla gitmiyorlar. ve ben o cadirlari dolasip onlara ekmek ve su dagitmaktan kendim ac kalmis susuz kalmis gibiyim. yine cikmazdayim. babama sarilmak istiyorum. annemi affetmek istiyorum. kardesime abla olabilmek istiyorum. ama hicbirini yapamiyorum. icimde nefret besleniyor abi. sevgi nedir bilmiyorum. hala bir kurtulma sansim var mi abi?

  503. Dılşat left a comment on 07 Mayıs 2017 at 15:59

    Allah yaşasaydı Zeus’u sever miydi? Allah’ın Muhammed’e sevgilim dediğini duysa orta yerinden çatlamaz mıydı İsa? Sahi var mı gerçekten Allah,yoksa bunlar piyasanın oyunları mı,yoksa Allah da mı Amerika’nın oyunu ? Ne dersiniz ?

  504. beyza left a comment on 08 Mayıs 2017 at 00:07

    ah be abi,

    ben de otuyorum her gece sana yaziyorum. bu yazilanlar burda yayinlanmasi icinmis ya. hic soylemiyorsun ki. neyseki gordugum kadariyla yayinlanan yok. zaten istemem ki abi yayinlansin. senle dertlesiyorum ben. istemem kimse okusun. bulamadim ki abi baska yazacak yer. sosyal medyadan yazmak anlamsiz. burda havaya giriyorum. sanki evine mektup yollarmis gibi. bugun fark edince bu yazilanlarin yayinlandigini. artik burdan da yazmak anlamsiz. keske gercek mektuplar yazabilsem. ne yapacam ben simdi abi? nereye yazayim? nerden dokeyim icimi?

  505. beyza left a comment on 08 Mayıs 2017 at 22:15

    abim,
    bugun buraya hic istemeyerek yaziyorum. dun gonderilen mektuplarin yayinlandigini farkettigimden beri keyfim yok. ama baska nerden yazacagimi bilmiyorum. en azindan belki okursun bunlari. ama umarim yayinlamazsin. ben senin hayranin degilim ki be abi. hic ünlü birine hayran olmadim. sacma geliyor nedense. ben seni kendime dost sectim. tek tarafli bir dostluk. sanki ben anlatsam bir sen anlarmissin gibi. babam duyabilse o da anlardi.

  506. zeynep left a comment on 21 Mayıs 2017 at 18:28

    iy{i}ki hayatımdan çapraz geçtin abi.

  507. Aksak Adam left a comment on 09 Haziran 2017 at 03:12

    Ben okumayı pek bilmem. Yazmayı bilirim anca. Saatlerce, uzun uzun, bayatlamış sade kekim ve çayımla. Yazmak isterim ama yazamam senaryo da. Okusun isterim Onur, beğensin, filmini yapsam, tanışıp görüşmek isterim Onur’la. Ama yazamam ben, senaryo. Bulamıyorum olay, espri uzunca. Ama Onur buluyor. Hemen hemen her şeyden bir senaryo çıkartıyor. Sanırım çok okuduğu için. Ben okumam ama, sevmem. Yapım öyle. O yüzden yazarım ben, romanı. Arada kalmış bir yaşamı anlatmak isterim. Sevdayı anlatırım kalbim acıya acıya. Belgeselci olmak isterim ben. Hayatını, yaşadıklarını belgesellemek isterim. Tanıtmak isterim insanlara, insanı anlatan kişileri. Onur’u, ve Murat Göğebakan’ı. Hayatım boyunca hep Murat GÖĞEBAKAN’ı tanıtmak istedim insanlara. Düşüncelerini anlatmak, yaşadığı zorlukları göstermek, göremediği değeri ölünce en azından göstermek isterim. Zorlamam da kimseyi. Hiç düşünmezdim Murat Göğebakan’a alternatif çıkacağını. Onur, Muhsim, artık her ne ise, Ünlü’yü tanıtmak isterim insanlara. Ve hep merak etmişimdir hayatını Ünlü’nün. Murat’ında.

  508. frstgrd left a comment on 20 Haziran 2017 at 23:55


    tüm bacakları kırık bir pire
    aşık olursa bir dev’e
    mücadele etmeli mi göz göze gelebilmek için ?

  509. Ahmet left a comment on 23 Temmuz 2017 at 18:08

    L & M neyse de bes kardes neden bitti be abi, eksik hissediyoruz, nolur tekrar baslasın be, cok yalnızız be abi, onur abi adamsın be abi

  510. Sümüklü Mendil left a comment on 01 Ekim 2017 at 22:00

    Aynaya baktığında herkesin gördüğü bedenden daha farklısını gören, tüm arkadaşlarının -kendisi hariç- ilgiyi ve sevgiyi tadan, dışarıdan tombik ama kendine göre yürüyen bir dev olan, 2 erkek tarafından reddedilip asla teklif dahi almayan ve bu yüzden iyice kendine güveni yerle bir olan, anne beni niye kimse beğenip sevmiyor diye sorduğunda annesinden kilo ver lafını duyan, gerçekten yalnız hissettiği o anda en yakın arkadaşının arayıp bu gün biz öpüştük diye telefonun arkasından neşeyle bağırmasını neşeyle karışık hastalıklı bir kıskançlıkla dinleyip bu yüzden kendinden iyice tiksinen bir kızın, öz güvenini yeniden tamamlamasını sağlayıp gerçekten gülebileceği yarınlara inanacağı bir… bir şey istiyorum.